Yazı

Nevruz
Nevruz 

Ahmet Mocan

Nevruz konusunda bazı yanlış inanışlar, düşünceler olduğunu görünce şaşırdım. Baktım ki çevremdeki bazı arkadaşlarım Nevruz’un sadece “belli bir kesim”e ait olduğunu düşünüyorlar, ben de bildiklerimi paylaşmak istedim…

 Nevruz, Farsça kökenli bir sözcüktür ve “yeni gün” anlamına gelir. İlkbaharla gelen yeni bir yılı müjdeler. Nevruz’da güneş, balık burcundan koç burcuna girer ve o gün gece gündüz eşittir.
 Nevruz, bir doğa bayramıdır. Milâdî takvime göre 21 Mart, Rumî takvime göre 9 Mart Nevruz Bayramı’dır. Anadolu’nun bazı yerlerinde Nevruz’a “Mart Dokuzu” denmesinin nedeni budur. Türklerin kullandıkları “On İki Hayvanlı Türk Takvimi”nin ilk günü 21 Marttır ve Türkler bu günü yeni yılın ve baharın habercisi olarak coşkuyla kutlarlar.
 Nevruz, bir mevsim bayramıdır. Türkiye, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Başkurdistan, Kırım, Çuvaşistan gibi Türk dünyasının çok farklı yerlerinde kutlanır. Türkmenistan’da “nan ve çörek”, Kırgızistan’da “nan” ya da “ nouruz”, Uygurlarda “Aram Ay”, Hakas Türklerinde “Mus Ay”dır. Anadolu’da ise Sultan Nevruz, Gün Dönümü, Baba Martı, Mart Dokuzu gibi farklı isimlerle anılır.
 Hristiyanlıktaki Paskalya Yortusu, Yahudilerdeki Pesah Bayramı Nevruz’a benzer kutlamalardır. İran’da ise Nevruz, dünyanın ve insanın yaratılış günü olarak kutlanır.
 Nevruz, Türklerde İslâmiyet öncesinden beri kutlanan bir bayramdır. İslâmiyet öncesinde, ozanlar kopuz çalıp şiir söyler, kamlar dinî törenler düzenlerlerdi. İslâmiyet’ten sonra ise Nevruz, bazı dinî sebeplere bağlanmıştır. Bazıları şunladır: dünyanın yaratılış günü olması, Hz. Âdem’in Nevruz’da yaratılması, Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın Arafat’ta buluştukları gün olması, tufandan sonra Nuh Peygamber’in Cudi Dağı’na vardığı, aşure yaptığı gün olması, Hz Ali’ni doğum günü olması, Hz. Muhammed’e peygamberlik verilen gün olması…
 Çin kaynaklarında, her yılın başında Hun hakanının ayinler düzenlediği, bu ayinlere 24 Hun boyunun başbuğlarının katıldığı anlatılır. Marco Polo, Türklerin “Ak Bayram” dedikleri bir bayram kutladıklarını anlatır. Dede Korkut’ta yer alan “Dirse Han Oğlu Boğaç Han” adlı hikâyede, Bayındır Han’ın bir kere yazın, bir kere de güzün olmak üzere iki kez boğayla buğrayı[erkek deve] savaştırdığı anlatılır. Buradaki güz ve yaz, mevsim bayramlarını ifade eder.
 Ayrıca Türkler, Ergenekon’dan çıktıkları günü, ayı[Süryani tarihçisi Mihail’e göre MÖ 510] belleyip her yıl o günü bayram olarak kutlarlar. Nevruz kutlamaları Selçuklularda da Osmanlılarda da büyük törenlerle kutlanırdı. Sarayda hekimbaşı misk, amber ve çeşitli baharatlardan oluşan macunu Nevruz’da padişaha sunardı. Nevruziye denen törenlerde padişaha donanmış atlar, silahlar, kumaşlar… gibi hediyeler verilirdi. Buna, “Nevruziye pişkesi” denirdi.
 O gün, “s” harfi ile başlayan yedi çeşit yiyecek[susam, simit, sarımsak, süt, salep, su, safran vd.] yenir, içilir, bunların şifa vereceğine inanılırdı.
 Anadolu’da cemre düşmesi baharın gelmesi anlamına gelir. Havaya, toprağa, suya düşen cemre üç hafta sürer ve son cemre Nevruz’dur. İlkbaharda Nevruz çiçeği ya da kardelen baharın müjdecisi olur.
 Nevruz gecesi Allah’ın rızıkları dağıttığına inanılır. Evin bacasına, aile fertlerinin sayısınca taş dizilir, ertesi gün taşın altına bakılır, kimin taşına kırmızı böcek gelmişse ona o yılın uğurlu geleceğine inanılır.
 Kızlar, “gılık” denen tuzlu hamuru yatmadan önce yiyip su içmeden uyurlar. Rüyalarında onlara su veya çorba ikram eden adamla evleneceklerine inanırlar…
 Nevruz’un baharın müjdeleyicisi olduğunu, sadece “belli bir kesim”e ait olmadığını anlatmaya çalıştım, umarım biraz da olsa açıklayıcı olmuşumdur…
Ahmet Mocan


20 Mart 2008  03:06:24 - Okuma: (700)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik