Yazı

Biz Bu Filmi Görmüştük
Biz Bu Filmi Görmüştük 

Özcan Nevres

Bin dokuz yüz elli yılında iktidar olan Demokrat Parti dört yıl sonraki genel seçimde oylarını daha da arttırarak diğer partileri silip süpürmüştü.

Dört yıl önce iktidarda olan CHP o seçimde ancak otuz dört milletvekili çıkarabilmişti. Ülke genelinde genel kanı Atatürk’ün kurduğu CHP tarihi misyonunu tamamlamıştı. Oysa o otuz dört milletvekili belki de dünyada bir eşi olmayan bir muhalefet sergilemişti. İktidarda olduğu dört yıl içinde üretime değil tüketime önem veren Demokrat Parti Küçük Amerika olacağız diye çıktığı yolda tökezlemeye başlamıştı. Bin dokuz yüz elli beş yılında başlayan yokluk üretimi teşvik ile önleneceğine Milli Korunma Kanunu çıkarılarak önlenmeye çalışılmıştı. Oysa yeterli üretim olmayan bir ülkede yasalarla bolluk yaratılamaz.
Hükümet yoklukları öne süren muhalefetten oldukça rahatsız oluyordu. Bu kez de muhalefet edenlere ceza evlerinin yollarını açmışlardı. Buna rağmen susmayan muhalefete karşı çok sert uygulamaları başlatmışlardı. Bin dokuz yüz elli yedi yılında yokluklar her kesimdeki insanları olabildiğince rahatsız etmeye başlamıştı. İktidar giderek oy kaybediyordu. Durumu kurtarmak için genel seçimi bir yıl öncesine almaya karar verdiler. Yapılan seçimde CHP kazandığı milletvekili sayısını yaklaşık altı katına çıkarmayı başarmıştı. Oysa Başbakan Adnan Menderes dikensiz gül bahçesi istiyordu. Muhalefetin bu denli güçlenmesi karşısında sertleştikçe sertleşiyordu. Bu sertleşme en sonunda semeresini Yassı adada verdi ve partinin üç önde geleni sertleşmenin bedelini sehpalarda can vererek ödediler. İki önemli isim de yaş haddinden ipten kurtuldular.
Tarihi bilgiler ibret için saklanılmaktadır. Tarihin tekerrür etmemesi için bu bilgiler çok gereklidir. Sayın Başbakan Cumhuriyet Başsavcısının açmış olduğu dava karşısında yargı kararına saygılı olduğunu gösterip ortamı bu denli germemeliydi. Ama görünen o ki ne kendisi ne de çevresindekiler tarihten ders almamışlar. Ülkede sorunlar ne olursa olsun gerginlikle çözümlenemez. Sağduyulu hareket etmeyi gerektirir. Bu gün iktidar olarak kitlelerin karşısına çıkıp yargıya meydan okumak liderlik değildir. Aksine zafiyettir. Aynı şekildi muhalefet sokaklara dökülüp yargı lehine meydanları doldurmaya başlarsa ne olur? Muhalefet şimdilik durumu sertleşmeden atlatmanın çabası içerisinde görünüyor. Saldırılar karşısında ılımlı tutumlarını terk ederlerse ülke korkunç bir kaosun içine sürüklenir. Bu durumda ne iktidar kalır ve ne de muhalefet.
Aylardır ekonomik krizden söz ediliyor. Geldi gelecek denirken halen gelmemiş olması daha doğrusu öyle olduğunun sanılması her hangi bir paniğe neden olmamıştı. Oysa hükümet nasıl bir krizin tam ortasında olduğunun bilincindeydi. Bu durumu gözden kaçırmak için başta türban olmak üzere gereksiz krizler yaratarak kötü durumu gizlemeye çalışıyordu. Her ne kadar sıcak para ülkeyi terk etmeye başladıysa da İMF den gelen altı milyar iki yüz milyon dolarla krizin patlamasını bir süre daha ertelemeyi başardılar. Başardılar ama nereye kadar? Bu günden sonra sıcak paranın bırakınız gelmesini, çıkışını bile durdurmanın mümkün olmadığını görebilen her göz görmektedir. Yani tüm geçici tedbirlere rağmen patlaması beklenen kriz eninde sonunda patlayacaktı. Nasıl ki iki bin iki ekonomik krizi Ecevit hükümetinin ve iktidar ortaklarının sonunu getirmişse bu kriz de AKP hükümetinin ve partisinin sonun getirecektir.
AKP nin kapatılması durumunda ellerine yine müthiş bir mazlum görünme olanağını geçirmiş olacaklardır. Sayın Başbakan şimdiden meydanlarda bu konuyu istismar etmeye başladı bile. Çok tehlikeli bir oyun bu. Umarım tarihin tekerrürüne neden olmazlar. Olurlarsa son pişmanlık para etmez. Dileğim sağduyunun hâkim olması ve yargının vereceği kararı ortalığı germeden kabul etmelidirler. Yargı görevini yapmaktadır. Yargı kararlarına saygılı olmak en önemli vatandaşlık görevidir.
Özcan Nevres   


15 Mart 2008  21:17:34 - Okuma: (549)  Yazdır




İstatistik