Yazı

“Laik - Cumhuriyet” ya da “Muz Cumhuriyeti”
“Laik - Cumhuriyet” ya da “Muz Cumhuriyeti” 

Asil S. Tunçer

Türban denilen garabeti yaratan Şule Hanım aslında bir iyilik daha yapsa da bizi şu illetten kurtarsa…

Hani derler ya “delinin biri kuyuya taş atmış, kırk kişi çıkartamamış” o cinsten… Bu bir irticai hareketin adı, başkaldırının simgesi ve henüz adı konulmamış başka bir yönetimin bayrağı niteliğindedir. Yoksa her kurum ve kuruluşu zorlamazlardı. Onlar da çok iyi biliyor; her ülkenin kendine göre anayasal düzeninin getirdiği bir yasal ortamı; toplumun uyması zorunlu olduğu kuralları ve bir hukuk düzeni vardır. Eğer herkes bir kılığa girer, bir şekle şimale bürünür ve her dediğini söyleyip her istediğini yapmaya kalkarsa ‘Laik Cumhuriyet’ gider ortaya kocaman bir ‘Muz Cumhuriyeti’ çıkar. Oysa muzlu rejimler istemiyoruz: Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti istiyoruz; şayet hala varsa…
 
Bu arada gerçekten dini inançları uğruna örtünüp Atatürk’ün kurduğu devlette ve bize emanet ettiği ülkede yaşayanlarla hiç bir alıp veremediğimiz yoktur. Biz bu inancı suiistimal edenler ve siyasi amaçları için kullananlara konuşuyoruz. Daha doğrusu eğer bilmiyorlar ve öğrenmek istiyorlarsa onlara olayın ardında yatan gerçekleri ve içyüzünü göstermek istiyoruz.
 
Diyeceksiniz ki; “gerçekten örtünen insanlarda bu arada rencide oluyor”. Doğru söylüyorsunuz, üzülüyorlar ister istemez; haklısınız diyor ve ekliyorum: “Bu yüzden gerçek inananlar bu tip giyinenlerden ayrılarak normal başörtüsü taksın, benim ninem ve annem gibi… Ama onlar gibi de her cumhuriyet bayramında evlerini bayraklarla donatıp her 10 Kasım’da da ağlasınlar”. Diğer rejim ve Kemalizm düşmanları ise türban takmaya devam edebilirler. Keşke etmeseler…
 
Devletin koyduğu her kurala uymak bir vatandaşlık görevidir; karşı gelmek ve kural tanımamak ise anarşi doğurur. Çağdaş yaşamın gerektirdiği biçimde yaşamak yine çağdaş her insanın isteği ve koşulu olmalıdır. İnsan doğasına en aykırı olaylardan birisi de kendisine verilen hakları geri vermek istemesi, kendi kendine özgürlüklerini kısıtlaması yoluna gitmesidir; böyle bir rejime özlem duymasıdır. Bunu normal bir insan yapmaz; yapsa yapsa aklından zoru var olan bir yapar.
 
Bu bizim hürriyet nedir bilmememizden, sahip olduğumuz özgürlüklerin değerini anlamamızdan ve bugüne kadar dinimizi kulaktan dolma sözlerle öğrenip inanmanın ve inançlı olmanın gerekliliğiniyse tek kadınların kafalarını örtmesiyle bağdaştırmamızdan kaynaklanmaktadır. Tek kıstas bu değildir elbet. Geleneksel anlamda kendini sakınan, setri-avrete avdet eden ve tesettüre uyan kadınlarımızı anlarım. Benim ninem de annem de aynen böyle namazında niyazında insanlardı. Ama inancı siyasallaştırarak irticai kisvelere bürünmek ve rabıta yaratmaya hayır!
 
Allah insanlara akıl vermiş, mantık vermiş. Başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere Allah’ın tüm kitaplarını tanıyoruz, inanıyoruz. Peygamberlerine de. Yalnız bir kutsal kitabı okurken lütfen zaman tünelinde yol alın; yazıldığı veya indirildiği dönemi gözünüzde canlandırın, o zamanki şartları göz önünde bulundurun. Her biri, asırlarca önceki olaylarla ortaya çıkan durum ve gereklilikleri anlatır, kurallardan bahseder. Dönemin şartları neyi gerektiriyorsa onu konu etmiş, işlemiş. Hepsinde ortak amaç insanları sapkınlıktan ve kötülükten uzak tutmak.
 
Atatürk, Türk kadınına çoğu medeni memleketten çok daha önce haklarını verdi. Kadının toplumdaki statüsünü yükseltti; şartlarını iyileştirdi. Ama geldiğimiz noktadan geriye bakıyoruz; bugünün Türk kadını o zamanın Osmanlı kadınından maalesef daha geride çünkü onlar hak almaya uğraşmışlardı; günümüzdekiler ise vermeye… Bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e söyleseler ve “Paşam, boşuna uğraşıyorsun; 40–50 sonra kadınlar “medenileşmek istemezük, şeriat isterük, hilafet isterük” diye senin verdiğin bu hakları geri iade ederler”  deselerdi herhalde inanmazdı.
 
Gazi, bu konuda galiba yanıldı… Nerden bilebilirdi ki ileride o kadınlar sarıp sarmaladıkları kafalarını arkaya doğru ‘muz’ gibi uzatıp, ‘Muz Cumhuriyeti’nin bayraktarlığını yapacaklar…  


10 Mart 2008  09:56:35 - Okuma: (891)  Yazdır




İstatistik