Yazı

Güller size bu gün
Güller size bu gün 

Nuri Gökgöz

Değerli okuyucularım, uzun zamandan beri yazamadım işlerimin yoğunluğundan . Dün akşam bir rüya gördüm. Şimdi bu rüyayı uzun uzun anlatıp, sizleri sıkmak niyetinde değilim. O nedenle, kısa bir bölümünü anlatmak istiyorum.

Rüyamda anacığım geldi yanıma. Açtım kapıyı. Anam gülen yüzüyle duruyordu karşımda. Acıpayam’dan İzmir-Selçuk’ a gelmişti gecenin 02.00’sinde. Elinde sadece bir kitap vardı. Kitabı bana uzattı “oğlum bayramdan dönerken bu kitabı unutmuşsun, bende bu gün fark ettim, lazım olur diye bir nefeste sana getirdim, benim dönmem gerekiyor, haydi hoşça kalın” diyerek bizleri öptü ve ayrıldı.
Odama girdim, ışığı açtım, kitaba baktım. Değerli şairlerimizden Ümit Yaşar OĞUZCAN’ ın şiirleri vardı içinde. Sayfalarına göz attım. Her sayfasında aynı şiir vardı.
“ANACIĞIM
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Kaç geceler bana ninni söylerdi,
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen,
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.”
O anda tatlı bir ninni sesi geldi yavaştan. Gözlerimi kapattım. Çocukluğumu anımsayabildiğim kadarıyla yaşadım o kısacık zaman diliminde. Hepimizin belleğinde yer etmiştir bilirim o anne ninnileri. Devam ettim şiiri okumaya.
“Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Uzun kış geceleri masal masaldı.
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar,
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.”
Ah be güzel anacığım dedim, masal anlatmadan neden gidiverdin. Payam ağacının altında, tütün çizerken dinlediğim o masallar hala canlıdır, anlatır dururum şimdi bende çocuklara.
 ”Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı.
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi.
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı?”
Çocukken düşünürdüm biliyor musunuz? Kazaklar neden ısıtır bizi diye. Şimdi buldum bunun nedenini. Analarımızın yüreğindeki sıcaklık örülmüş ilmek ilmek.
”Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım.
Selam sana Kadınlar Günü İstanbul’dan.
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan,
Vefalı ellerinden öperim anacığım.” Ümit yaşar oğuzcan
Şiirin son bölümünü okuyunca birden ter boşandı bedenimden. Dedim ki; eyy Toprağın Sesi, bu gün kadınlar günü anacığını aradın mı? Sevgili eşine bir demek çiçek sundun mu? Dünya kadınları için birkaç satırda olsa yazı yazdın mı? Bu esnada uyandım. Saatime baktım 03.20. Uykum kaçtı. Bilgisayarın başına oturdum. Bunları yazdım.
Bugün dünya kadınlar günü
Onlar kalplerin açan gülü,
Bizlerse gülün şen bülbülü,
Güzel gün kutlu olsun size.
                         Nuri Gökgöz (Toprağın Sesi)
 
 
GELİN GÜL UZATALIM
 
Cemreler düştü havaya ,suya ve toprağa,
O beyaz meleklere giderek, gül sunalım
Geliverdi baharla, önemli bir gün daha,
Kanatsız meleklere, gelin gül uzatalım.
 
Tarih 2008 günse 8 mart Cumartesi,
Derler ya, en güzel para su ve kadın sesi,
Evladı saran, sıcacık anaların eli,
Nene hatunlara da, gelin gül uzatalım.
 
Bulutlar kızarmış, dağlar güneşi bekliyor,
Açılmış perdeler, eşler bizleri gözlüyor,
Bülbüller dala konmuş serenat’ a başlıyor,
Şirine ve Leyla’ya, gelin gül uzatalım.
 
Zeytin gözlü yiğidine, kınalar yakışır,
Allı pullu gelinler, Mehmet’ ine aşıktır,
Cennet taşıyan izi toprağıma nakıştır,
Gidip Elif Bacıya, gelin gül uzatalım.
 
Özgürlük hakkını, onlara armağan etmiş
Kurduğu vatanda, bayrağı gençliğe vermiş,
Yedi bölgeden farklı farklı çiçekler dermiş,
Atatürk’e koşarak,gelin gül uzatalım.
 
06.03.2008 Nuri Gökgöz( Toprağın Sesi)

7 Mart 2008  09:55:57 - Okuma: (1169)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik