Yazı

Öfke ve şiddet neyin göstergesi
Öfke ve şiddet neyin göstergesi 

Yaşar Varış

Son dönemde sayın başbakanımız yaklaşık her gün televizyonlara çıkıp öfkeli bir şekilde önüne gelene saldırıyor.

Hedefte kimler yok. Ana Muhalefet partisi ve liderinden tutun da Yüksek yargı organları, Türkiye Barolar birliği, Üniversite rektörleri. Basın kuruluşları…
 Kısacası başbakanımız kendisine ve uygulamalarına karşı çıkan, bunları eleştiren herkese öfke saçarak saldırıyor.
Her şeyin en doğrusunu kendileri biliyor. Diğerleri de kim oluyorlar? Kimsiniz siz? diye başlıyor suçlamaya.
Bu durum kendisine söylenmiş ki geçen gün grupta öfkeli olduğunu kabul etti.
Ama gerekçesini de şöyle belirtti.
Öfkeli konuşma bir hitabet sanatıdır.
Yapmayın sayın başbakanım. Eski dava arkadaşınız Abdullatif Şener beyin dediği gibi böyle bir sanat dalı yoktur edebiyatımızda. Olsa olsa size ait veya öfkeli insanların kullandığı bir konuşma tarzı olabilir. Bu tarz da pek hoş bir görülmez halk arasında.
Eğitim Enstitüsünde öğrenci iken Allah rahmet eylesin çok sevdiğimiz bir Öğretmenimiz vardı. Adı Mehmet Ertan idi. Tüm okulun sevdiği, bilgili bir insandı.
Son sınıfta okurken bir gün bize dedi ki;
“Çocuklar sakın öğretmenlik yaparken çocuklara kızmayın. Onlara bağırmayın. Arkadaşları arasında mahcup etmeyin. Hele hele kesinlikle şiddet uygulamayın. Eğer bir öğretmen sınıfta öğrencilerine bağırıp çağırmaya, şiddet uygulamaya başlarsa biliniz ki o anda öğretmenlik, eğitimcilik özelliğiniz bitmiş, acze düştüğünüz an başlamış demektir.
 Bir arkadaşımız söz alarak “ öğretmenim çok yaramazlık yaparlarsa ne yapalım, gene de bağırmayalım mı?”
Öğretmenimiz cevap verdi. “Gene de bağırmayın, İyi bir eğitimci, iyi bir öğretmen sınıfta bağırmaz. Yanlış bulduğu konu ve davranışları olgunca dinler, yine olgun bir şekilde yanlış olduğunu anlatıp, karşısındakileri ikna eder. İyi bir eğitimci acz içine düşmez. Düşerse kendisini iyi yetiştirmemiş demektir.”
Şimdi sayın başbakanımızın tutumunu ben sınıfta acz içine düşüp, öğrencilerine bağırıp, çağıran, siz kim oluyorsunuz diye hiddetlenen öğretmene benzetiyorum.
Türkiye’de işler iyi gitmiyor. Ekonomik göstergeler iyi değil, başbakanımız türban konusunda düşündüğü gibi kolayca işi halledemedi. Toplumda büyük bir direnişle karşılandı.
Bir yandan yargı oranları, bir yandan üniversiteler, ana muhalefet partisi, barolar ve bir yığın sivil toplum örgütleri Hatta bu güne kadar kendisine ses çıkarmayan bir kısım medya ve iş amaları da laiklik konusunda hassas olduklarını gösterince başbakanın sinirleri ve oyunu bozuldu birden.
Yani ülkeyi yönetmede acz içine düştü. Tıp ki kendisini iyi yetiştirmemiş bir öğretmen gibi.
Tarih göstermiştir ki hangi iktidar partisi ve lideri basına, üniversitelere, yargı organlarına, ana muhalefete bağırıp çağırmaya başlar, onların eleştirilerine tahammül edemez, onların sesini kısmaya başlar sonu gelmiş demektir.
AKP yöneticilerine bizden bir dost hatırlatması. Gerisi kendilerini bilir.18.02.2008


22 Şubat 2008  13:02:14 - Okuma: (664)  Yazdır




İstatistik