Yazı

Başbakana yazılıp
Başbakana yazılıp 

Etem Kutsigil

Başbakana yazılıp, yayınlanan açık mektupların bize anlattığı gerçek

Memleketin birinde, devletin başına geçen bir diktatör varmış. Daha doğrusu diktatör değilmiş de, yaptıklarını ancak diktatörler yaparmış. Şöyle ki, partisi içinde sözü o kadar çok geçiyormuş ki, aklı almasa da, vicdanı kabul etmese de, kanunlaşması için bir yasa önlerine kondu mu, hiç bir milletvekili karşı koymaya cesaret edemezmiş.
Bu diktatör heveslisinin, pek çok dalkavuğu varmış. Ve bu dalkavuklar, başkanlarını öylesine sararlarmış ki, başkan trafına bakıp memlekette yaptıklarının sonuçlarını göremezmiş.
Ama haksızlık etmeyelim; dalkavuklar günü gününe rapor verirlermiş başkanlarına.
-“ Efendim dün çıkarttığınız yasadan sonra, aklı başında olup memleketin menfaatini düşünenler, size ateş püskürtüyorlar.”
-“Varsın püskürtsünler. Sen işine bak. Onlar anlamazlar. Yarın falan yasa gündeme gelecek”
Birkaç gün sonra aynı konuşmalar geçmiş aralarında. Her seferinde de daklavuk halkın tepkisinin küfredecek dereceye çıktığını söylermiş. Başkan da “Devam.” dermiş. Yarın başka yasa.çıkacak!” Bu yasaların çıkması devam ettikçe devletin temelleri depreme uğramışçasıma sarsılıyor, Cumhuriyetimizin kazanımları teker teker elden çıkıyormuş.
Bir gün dalkavuk yine huzura gelmiş.
-“ Efendim tuhaf bir şey oldu. Halkta size karşı çıt yok. -Çizdiğiniz nurlu ufuklar- tablosunun çekiciliğine kendisini o kadar kaptırdı ki, Ankara’da Kızılay Meydanında, İstanbıul’da Taksim Meydanında vur patlasın çal oynasın eğleniyor”
“Tamam demiş  sayın başkan, yeter!. Bundan sonra o biçim kanun gelmesin.”
Demiş. Demiş ama, etrafa baktığımızda memleketin aleyhine çıkacak kanun da kalmamış. Memleket ne yazık ki çökmüş.
Sözümün sonu
Bu iktidarın iktidarda kalacağı süre içinde memleketin maddi (Kişiye özel anahtar teslimi özelleştirme satışları,
Malî konulardaki afların, cezaların afları,
Yurt dışındaki tefecilere dünyanın en pahalı faizini vererek yapılan borçlandırmaların,
Vakıflar konusunda çıkarılan memleketin aleyhine akıl sır ermez kötü sonuçlar getirecek yasaların çıkmasının,
TC Cumhurbaşkanının Başbakanının Arabistan kralının ayağına kadar gidişini (ki bu olayın resmi, beni tokat temişe çevirmişti.)
Avrupa Birliğinin “SİZİ ALMAYACAĞIZ        demelerine rağmen bu birliğe dünyanın ayrıcalıklarını pervasızca vermiş olmasının
ABD de yapılan gizli olan ve gizli kalacak olan anlaşmaların,
Son zamanları Dış İşleri Bakanlarının bilgisizlikleriyle memleket haysiyetini bütün dünyada kaybettiği itibarın hesabı,
Devlet eliyle zengin edilenlerin,
Atatürk Devrimlerinin her gün törpülemesinin, -Osmanlıdaki tarikatların şeyhlerin Cumhuriyetten intikamı- filminin iktidar tarafından yazılan senaryosunun vs.nin
Yüksek Hakimler önünde hesabı verilmeden ölürsem, büyük Vatan şairi Namık Kemal’in dediği gibi;
“Ölürsem görmeden millette ümit ettiğim feyzi,
Yazılsın seng-i kabrime “Vatan mahzun, ben mahzun.”
Allah’tan, öyle veya böyle demokratik yöntemle, yolun sonu görünüyor.
 
NOT; Geçmiş yazılarımın birisinde, babasının dedeme verdiği örnek nereden hatırladımsa aklıma takıldı bilmem.
“Rahmetli Etem Bey, bekârlığında eve biraz geç geldiği gibi, biraz da içkili gelirmiş.Babası bir gün onu çağırmış ve -Berduşluk öküz değil, gelip sana toslasın. (berduşluk somut değildir.demeye getirmiş.) demiş.
Benim de aklıma şu soru takıldı.Adnan Menderes’i ve üç arkadaşını idama götüren,  “Vatan Hainliği” kavramı, acaba hangi eylemlerden oluşur?
Öylesine geldi aklıma... Şeytanın işi yok ya...
SON DAKİKA HABERİ
Cumhurbaşkanı Gül “türban yasasını” imzaladı. Zekâ diye buna derler. Politika dediğin böyle olur. Zamanlama harika!
Gözünüz aydın AKP. Dediğim dedik değil mi? Siz bir yana dünya bir yana.
Yazık... TÜRKİYE’me reva görülene.
ARSLAN ORDUMUZ GAZANIZ MÜBAREK OLSUN


21 Şubat 2008  17:35:28 - Okuma: (586)  Yazdır




İstatistik