Yazı

Türban Deyip Çıktılar Yola
Türban Deyip Çıktılar Yola 

Özcan Nevres

Türban deyip çıktılar yola. Mevla’m onlara doğru yolu buldura.

Ama ne yazık ki doğru olanı arayan yok. Sayın Başbakan diyor ki; biz beyazlar giydik. Ne idamdan ne de başka bir şeyden korkmuyoruz. Bin otuz yedi yıl önce de Büyük Türk komutanı Alpaslan da Bizanslılara karşı beyazlar giyerek savaşmıştı. Bu savaşta ölürsem üstümdeki beyaz giysilerim kefenim olsun demişti. O kararlılığı sayesinde Anadolu tekrar Türk yurdu olmuştu. Oysa Sayın Başbakan giydiği beyazlarla ilan ettiği savaşla Anadolu’yu Türk yurdu olmaktan çıkarıp Araplaştırmak istemektedir. Ama bu isteğini hiçbir zaman gerçekleştiremeyecektir. Anadolu tarih boyunca Türk’tü, Türk kalacaktır.
Cumhuriyet kurulduğundan bu yana irtica tüm çabalara rağmen yok edilememiştir. Yalnızca Atatürk’ün ölümüne kadar sinmişti. Atatürk’ün ölümünden sonra kımıldamaya başlayan irtica Demokrat partinin kuruluşundan sonra atağa geçmiştir. Demokrat Parti dini siyasete alet etmeye başladığında ne Yazık ki İsmet İnönü Atatürk’ün gösterdiği kararlılığı gösterememiştir. Nedeni ise İsmet İnönü’nün çevresindeki güvendiği adamların kendisini yanlış bilgilendirmeleridir. İnönü yurt içi geziye çıktığında taşıma adamlarla meydanları doldurmuşlar, işte paşam İstanbul, işte paşam İzmir diyerek lideri olduğu CHP nin gireceği her seçimi kazanacağına inandırmışlardı. Oysa Demokrat Parti ilkesizliğine rağmen ucuzluk vaat ederek, dini istismar ederek hızla iktidara yükseliyordu. Bin dokuz yüz kırk altı yılındaki seçimde bile CHP yöneticileri aymazlıktan kurtulamamışlardı. Seçimi kazanan CHP idi ama yükselişe geçen Demokrat Partiydi. Bunu fark ettiklerinde Demokrat Partinin koz olarak kullanmakta olduğu din kozunu ellerinden almak için yapılmaması gerekeni yaptılar. Önce dünyada bir eşi olmayan ve ülkeyi aydınlık yarınlara götürecek olan Köy enstitülerini, ardından da halkımızın aydınlık yüzü olan Halk evlerini kapattılar.
Bin dokuz yüz elli yılındaki seçimi ezici bir çoğunlukla kazanan Demokrat Partinin ilk icraatı Türkçe okunan ezanı Arapçaya çevirmek olmuştu. Bu da dört yıl sonraki seçimde CHP nin altı yüz milletvekilliğinden ancak otuz dördünü almasına neden olmuştu. Genel kanı CHP nin bittiği yönündeydi ama öyle olmadı. İlkesiz Demokrat Parti beş yıllık yönetiminde müthiş bir savurganlıkla ülkeyi yoklar ülkesine döndürmüşlerdi. Ekonomideki kötü gidişi gözlerden saklamak için yasaklar dönemini başlattı. İşte bu aşamada CHP otuz dört milletvekiliyle müthiş bir muhalefet sergilemişti. Bu nedenle de yükseliş CHP ye geçmişti.
Yokluklarla ve yoksullukla baş edemeyen Demokrat Parti umarı erken seçim yapmakta buldu. Seçim tarihini bir yıl öne aldılar. Buna rağmen CHP nin yükselişini önleyemediler. Bin dokuz yüz elli yedi seçiminden güçlenerek çıkan CHP ye karşı sindirme hareketleri başladı. CHP lideri İsmet Paşanın yurt gezilerini engellemeye başladılar. Önce trenini taşladılar. Daha sonra da İstanbul Topkapı’da kendisini. İstanbul Emniyet Müdürü Eyüboğlu’nun gösterdiği dirayet sayesinde İsmet Paşa başından aldığı bir yaraya rağmen canını kurtarabilmişti.
Durduk yerde bir Vatan Cephesi icat ettiler. Demokrat Partililer Vatan Cepheli, CHP liler ise komünist olarak irdelenmişlerdi. Sabahın yedisinde başlayan Vatan Cephesine katılanlar ilanı dinleyenlere gına getirtmişti. Türkiye nüfusunun beş altı katı insan Vatan Cephesine katılmıştı. Demokratlarla CHP lilerin kahvehaneleri de ayrılmıştı. Can güvenliği olmadığı için hiçbir kimse karşı partinin kahvehanesine gidip oturamıyordu.
Başbakan Adnan Menderes muhalefeti sindirmek için Tahkikat komisyonu kurdurmuş, gerekirse idam sehpalarını da kurarız demekten çekinmemişti. İsmet Paşa bu söyleme çok sert yanıt vermişti. Sehpalar kurulur ama kime işleyeceği bilinmez. İşte o zaman sizi ben bile kurtaramam demişti. Dediği de aynen gerçekleşmişti.
Tarih tekerrürden ibarettir. Bu günlerde de ülke türbancılar ve türbana karşı olanlar olarak bölünmeye çalışılmaktadır. Bu günlerde de o eski günlerdeki gibi ekonomik kriz yaşanıyor. Yine idam sehpalarından söz ediliyor. Dileğim tarihin tekerrür etmemesidir. Sağduyunun üstün gelmesidir. Bu da ancak türbanın gündemden düşürülmesiyle sağlanır.
Özcan Nevres


13 Şubat 2008  00:31:09 - Okuma: (563)  Yazdır




İstatistik