Yazı

Gökçen Efe–1
Gökçen Efe–1 

Asil S. Tunçer

Asıl adı Hüseyin'dir. 1891 yılında Ödemiş’te doğdu. Kurtuluş Savaşı’na katkılarıyla tanınan Efe, ünlü efelerden Çakırcalı Mehmet Efe'nin hem halasının oğlu hem de sağ koluydu.

Tire'de Gümce Dağı'nda birkaç yıl eşkıyalık yaptıktan sonra Mahmut Celal Bey'in (Bayar) aracılığıyla 1914'te bağışlandı. Aslen Celal Bey, Milli Mücadele döneminde İzmir’den kaçıp Kahrat Köyü’ne Gökçen Hüseyin Efe’nin yanına gitmiş ve bir ay kadar kalmıştır. Mücadele fikrini ona telkin etmiş ve onun Aydın cephesine geldiğini görünce çokça sevinmiştir. Celal Bayar, şehit düşen Gökçen Efe’nin çocukları Hatice ve Mehmet’in manevi babaları olmuştur. Gökçen Efe’nin doğum yeri olan Kahrat mahallesine Gökçen adı verilmiştir, (Milli Mücadele’de Efeler, Şeref Üsküp, İzmir, 1992). İzmir ve yöresinin Yunanlılarca işgali üzerine gönüllü olarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı. 57. Tümen Komutanı Miralay Şefik (Aker) Bey'in gözetiminde oluşturulan Kuvâ-yı Milliye örgütlenmesi içinde yer aldı. 29 Mayıs 1919'da Tire'nin Yunanlılar tarafından işgali ile birlikte yeniden dağlara çıkıp zeybek kimliğine büründü, kızanlarını toplayıp gönüllü olarak Kuvâ-yı Milliye’ye katıldı. Haziran 1919'da, Yunan ileri harekâtını durduran Köşk Cephesi'nde savaştı. Fata ve Kemerdere’de baskınlar düzenledi ve Yunanlılara ağır kayıplar verdirdi.
Dönemin en başarılı gerilla savaşı olarak 16 Ağustos 1919'da Yunan birliklerine yaptığı baskın gösterilmektedir. Bilhassa yöresindeki diğer efelerle anlaşıp Torbalı-Ödemiş demiryolunun geçtiği Küçük Menderes ırmağı üzerindeki tüm köprüleri havaya uçurarak, Yunan birliklerinin Anadolu içlerine girmelerini önledi. Ekim 1919'da Fata yöresinde Yunan toplu saldırısının geciktirilmesini sağladı. Bir müddet sonra hastalandı. Ödemiş’e baskın yapacağı vakit Yunanlılar hastalığını öğrendi ve Efe’nin bulunduğu siperleri yoğun bir topçu ateşine tuttuktan sonra; 13 Kasım 1919'da saldırıya geçtiler. Bu savaşı hasta yatağından yönetdi, ancak üç gün süren çatışmalardan sonra, siperine girmeyi başaran bir Yunan askerince 16 Kasım 1919 günü süngülenerek şehit edildi. Ankara Hükümeti daha sonra, savunurken öldüğü Fata bucağına onun anısına ‘Gökçen’ adını vermiştir. Kurtuluş Savaşı'nın adı ilk duyulan direnişçilerinden olan Gökçen Efe, Halide Edip Adıvar'ın ‘Efe'nin Yemini’ adlı öyküsünün de kahramanıdır. Ödemiş yöresinde adına türküler yakılmıştır. Kabri, Ödemiş ilçesine bağlı Kaymakçı bucağında, Maşat Tepe’dedir.
Gökçen Hüseyin Efe Ödemiş’in Ayasuret (bugünkü adıyla Türkönü) köyünden ve Kara Yusufoğulları soyundan gelir. Köklü bir aileye mensup olan Efe Hicri 1307 (Miladi1891)’de doğmuştur (Baksı 1944: 12). Uzun yıllar Çakırcalı çetesinde kızanlık yapan Gökçen Efe, Çakırcalı’nın 17/18 Kasım 1911’de ölümünden sonra (Yetkin 1996: 178), bir müddet eşkıyalığa devam eder (Yetkin 1996: 186). Celâl Bayar’ın İzmir’de İttihat ve Terakki Partisinin Kâtibi mesulü olduğu dönemde O’nun teşvik ve yardımıyla düze iner ve Ödemiş’in Kahrat köyüne yerleşir (Üsküp 1999: 100).  15 Mayıs 1919’da İzmir’e giren Yunan kuvvetleri, 29 Mayıs 1919 Perşembe günü de hiçbir direnişle karşılaşmadan Tire’yi işgal ederler. İşgal kuvvetlerinin ilgisi ve dikkati büyük ölçüde Gökçen’in oturduğu Kahrat köyüne yönelmiştir. Fakat Yunanlılar Efe’yi gücendirmemek için ona karşı oldukça iyi davranmışlardır. Bununla beraber Gökçen Efe her şeyin farkındadır; Efe’nin millî gururu kırılmıştır ve işgal altında yaşamak ona acı vermektedir (Bayar 1997: 52). Tire’nin düşman eline geçişinden yaklaşık bir ay sonra Gökçen Efe’ye Karaçamur Köyünde oturan Hacı Halil Ağa’dan bir mektup gelir. Tire Müzesi Müdürü Faik Tokluoğlu’nun notlarından alınan bu mektupta Hacı Halil Efe Gökçen Efe’ye şöyle der:
Oğlum Gökçen,
Eskiden Osmanlıya karşı zeybeklik ediyor ve kahramanlık yaptım sanıyordun. Efelik yapacak zaman şimdiki zamandır. Bu acı hal, yüreğini acıtmıyor mu? Haydi, bakayım gayri iş başına! Anlaşmak ve yapacağımız işleri kararlaştırmak için bir yer göster. Seni çok göreceğim geldi. Şimdilik selâm edip gözlerinden öperim”, (Baksı 1944: 16).
 
Bu mektup Gökçen Efe’nin kararını Millî Mücadele lehine vermesinde hayli etkili olmuş bir belgedir. Efe, Hacı Halil Ağa ile 2 Temmuz 1919 Çarşamba günü Çobanköy yakınındaki Sarı Kâhya Çeşmesi denilen yerde yaklaşık iki saat süren bir görüşme yapar (Baksı 1944: 20). Söz konusu görüşmede alınan karara göre, hepsi ailelerini ve davarlarını alıp Karaçamur’a gidecekler... Toplanma ve idare yeri Emmi’nin obası olacak. Bir yandan da gözünü daldan, budaktan sakınmayan; sözü, özü pek delikanlıları, savaşmak üzere dağa çağıracaklardır (Baksı 1944: 20). Gökçen Efe’nin bu kararı bölgedeki diğer milis kuvvetleri tarafından sevinçle karşılanır (Bayar 1997: 45–48). Böylece Gökçen Hüseyin Efe pek çok arkadaşıyla birlikte millî mücadeleye doğrudan katılmış olur.
Efe, Batı Anadolu’da başarılı baskınlarla adını duyurmuştur. 11 Temmuz 1919’da  Gökçen Efe komutasında elli beş altmış kişilik gönüllü birliklerle Fata köyüne başarılı bir baskın yapılmıştır. Söz konusu baskında Yunan karakolu yakılmış, çok sayıda Yunan askeri öldürülmüş ve Yunan cephane ambarı ele geçirilmiştir (Bayar 1997: 50–51). Bu baskın aynı zamanda Gökçen Efe grubunun ilk baskınıdır. Fata baskınından sonra bir süre dinlenmeye çekilen ve bu esnada diğer katılımlarla yaklaşık 300 kişiye ulaşan Gökçen Efe kuvvetleri, 26 Ağustos 1919’da düzenlenen Üçyol baskınına katılmıştır. Ancak bu baskında kesin bir sonuç alınamamış ve Türk kuvvetleri geri çekilmiştir. Gökçen Efe kuvvetleri de Mendegüme köyüne yerleşmiştir. Gökçen Efe ve kızanları Mendegüme’de dinlenirken Hacı Halil Ağa’nın kardeşi Mustafa Ağa işgal altındaki Fata’ya düzenlediği bir baskınla düşman cephaneliğini havaya uçurur. Gökçen Efe de elindeki birliklerle Mustafa Ağa’ya yardıma gider (Bayar 1997: 62). Tire’deki Rum ahali arasında Gökçen Efe’nin Tire’ye saldıracağı haberi yayılır.
Efe’ye Yunanlılar tarafından çok kereler nasihat heyetleri gönderilse de bu girişimlerden herhangi bir sonuç alınamaz. Gökçen Efe, Tire ve Ödemiş civarında Yunanlılarla çarpışmaya devam eder. 1919 yılının Ekim ayı başlarında Efe rahatsızlanır. Bu durum 13 Ekim 1919’da işgal kuvvetleri tarafından öğrenilir ve Yunanlılar 16 Ekim 1919’da Gökçen Efe’nin bulunduğu mevzide taarruza başlar. Efe gerekli tertibatı alır ve muharebeyi hasta yatağından idare eder. Yunanlılar bir çevirme harekâtıyla Gökçen Efe’yi yakalarlar. Efe tek başına 7–8 kişiyle karşı karşıya gelir. Hepsini öldürdüğünü zanneden Efe ileri siperlere doğru ilerlemeye çalışırken, yaralı bir düşman askeri tarafından arkadan vurularak şehit edilir. 
Sürecek…

8 Şubat 2008  00:01:47 - Okuma: (1858)  Yazdır




İstatistik