Yazı

Bravo Ordumuza ve ASELSAN’a
Bravo Ordumuza ve ASELSAN’a 

Özcan Nevres

Genel Kurmay Başkanı Sayın Yaşar Büyükanıt aylarca hükümetten Kuzey Irak’a girebilmek için teskere çıkarmalarını bekledi.

Anlaşılır gibi değil ama hükümet meclisteki ezici çoğunluğuna ve muhalefetin vermiş olduğu desteğe rağmen bir türlü teskereyi çıkarmadı. Ta ki ağır kış koşularının başladığı zamana dek. Ağır kış koşulları başladığında teskere çıkarıldı. Sandılar ki bu kış koşullarında ordu hareket edemez. Kuzey Irak’a giremez. Oysa ordumuz koşullar ne olursa olsun PKK nın kökünü kazımakta kararlıydı. Başta o ağır kış koşullarına uygun giysiler olmak üzere termal kameraları da devreye sokarak görevini başarıyla sürdürmeye devam etmektedir. Böylece uzun süredir ordumuz hantal, PKK ile baş edemez diyenlere iyi bir ders vermiş oldu. Dahası ASELSAN yapımı füze yönlendiricileri, gece görüşlü kameraları ile de dünyanın en önde gelen beş ordudan biri olmayı da başardı.
ASELSAN da aynı şekilde ağır eleştirilere uğruyordu. İşin iç yüzünü bilmeyenler bir cep telefonu bile üretmekten aciz diyorlardı. Oysa ASELSAN ın imal ettiği ASELSAN marka telefon o dönemin en ileri teknolojisine sahipti. ASELSAN cep telefonunu hazırlarken teknik müdür. Sacit Gün’ün ağabeyi Levent Gün Motorola’nın (Amerika) genel müdürüydü. Sacit Gün’ün davetiyle Türkiye’ye gelip ASELSAN ın üreteceği telefonlara titreşim dahil Motorola’nın tüm özelliklerini uygulamışlardı. Ne yazık ki bizim insanımızdaki ithal ürün kullanma hastalığı telefonların az satmasına neden olmuştu. Sayın Sacit Gün ile bir sohbetimizde cep telefonunun yeni sürümünü çıkaracak mısınız diye sormuştum. Hayır demişti. Biz onu cep telefonu da yapabileceğimizi kanıtlamak için ürettik. Şimdi önümüzde çok daha ileri teknolojiye sahip yeni ürünlerimiz var demişti. Konu askeri olduğu için ne gibi diye sormaya gerek bile görmemiştim. Meğer gece görüşlü kameralar, hedef belirleyiciler, termal kameralar daha o günlerde üretim programına alınmışlar. Bu da ordumuz gibi ASELSAN ın da uyumadığını göstermektedir.
                                          ***
Meteoroloji Mega kent İstanbul için yoğun kar uyarısında bulunmuştu. Büyükşehir belediyesi hemen kriz masaları oluşturdu. Ne beklenen kar yağdı, ne de yollar dondu ama belediye kar yağacakmış ve don olacakmış gibi ana arterlerin tümüne tonlarca tuz ve kimyasallar döktürdü. İşte dereyi görmeden paça sıvamak buna derler. Bu arada aşırı hız ve dikkatsizliğin neden olduğu kazalar olmadı değil. Kazalara en çok neden olan ise çamur nedeniyle kayganlaşan yollar oldu. Özellikle şehir içinde inşaat olan yerlerdeki yollarda çamurdan geçilmiyor. Silivri çamurlu yolların lideridir. Arabamda kar lastikleri olmasına rağmen yolda oldukça temkinli gittiğim halde önümde aniden duran bir arabaya neredeyse çarpacaktım. Zira kar lastikleri bile çamurda tutunamamıştı. Çamurları göre göre halen hız yapanlara şaşıyorum. İki şeye hiçbir zaman aklım ermedi. Birincisi tehlikeye rağmen bana bir şey olmaz diyerek hız yapanlara. İkincisi ise cep telefonu kullanıcılarına. Delikanlının ayağında doğru dürüst bir ayakkabı yok ama elinde hiç kapanmayan aralıksız konuştuğu en az yedi sekiz yüz YTL lik telefonu var. Saatlerce ne konuşur ne anlatır bilinmez. Telefonu uzun süre kulakta tutmanın beyinde yaptığı hasardan belki de haberi yoktur. Belki de kimseyle konuşmuyor, konuşur gibi yapıyordur. Hava atmak için kulağına dayalı tutmakta olduğu telefonla konuşmuyor olsa da zararı konuştuğu durumla aynıdır.
Nasıl bir toplum olduğumuza akıl erdiremiyorum. Adamda doğru dürüst üst baş yok ama cebinde marlboro sigara. Elinde yedi sekiz yüz liralık telefon. Elinde bir de yeşil kartı var. Eh ne de olsa ilerideki yıllarda ömrü yeterse atmış beş yaş maaşı da var. Çoluk çocuğa gelince onların da rızkını Allah verir. Ve bir gün efkârlanıp masaya yumruğunu indirir. Gel ulan atmış beş yaş gel gari. Al atmış beş yaş maaşını yat sırt üstü keyfine bak bile der. Böyle gelmiş bizdeki kurallar ve görgüler, böyle de gider.
Özcan Nevres   


5 Şubat 2008  23:48:06 - Okuma: (1212)  Yazdır




İstatistik