Yazı

İlk Defa Karşılaştım
İlk Defa Karşılaştım 

Özcan Nevres

Köşe yazılarımın ve şiirlerimin bazılarının bazı sitelerde porto yapıldığını biliyorum.

www.sevgibahcesi.com adında bir sitenin en üst düzeyi olan altın üye konumundayım. Bu günlerde bu güzel ve oldukça disiplinli siteyi hackedlemişler. Bu siteye girildiğinde girenin karşısına İyi ki Varsınız başlıklı yazım çıkmaktadır. Bunu yapanların hangi amaçla yaptıklarını bilmiyorum. Keşke o yazımı porto yapsalardı ve hackerde kullanmasalardı. Kimin yaptığını bilme olasılığı olmadığından da o kişilere sitem edebilmem olası değil.
Büyük hukukçu ve araştırmacı yazar Uğur Mumcu’yu on beşinci yılında kanı yerde kalmış olarak yine andık. Büyük adamlar çok zor yetişirler. Bu nedenle de sayıları çok azdır. Suikasta uğradığı günlerde devleti yönetenler kanı yerde kalmayacaktır diye beyanat vermişlerdi ama sözlerinde duramadılar. Bu nedenle de o büyük insanın katli katledenlerin yanında kar kaldı. Gerçi kalmasaydı ne olurdu? Katiller yakalanmış olsaydı. Haklarında idam cezası verilmiş olsaydı bile çok eskiden beri idam cezasının uygulanmıyor olması nedeniyle üst üste çıkarılan af yasalarıyla cezalarını tamamlamış olarak aramıza katılmış olurlardı. Büyük yazarımız ve hukukçumuz Uğur Mumcu’yu rahmetle anıyorum.
                                            ***
Aylardır ekonomi tehlike sinyalleri veriyordu. Malum olduğu gibi Amerika öksürse bizde temelsiz borsamız hemen düşer. Nitekim dünyayı saran ekonomik kriz nedeniyle yine en çok bizim borsamız etkilendi ve yüzde yedi düştü, Bu düşüş ülkemizin ekonomisine trilyonlarca YTL zarara neden oldu. Bu günlerde borsa yine mehter takımı gibi ama biraz temposu bozuk. İki ileri bir geri olması gereken tempo iki ileri üç beş geri olabiliyor. Sağlam bir borsa için çok sağlam bir ekonomi gerekir. Çok sağlam ekonomi ancak üretimle gerçekleşir. Peki, nasıl üreteceğiz? Yıllardır devlet desteğinden yoksun bırakılmış tarımımız artık can çekişmiyor. Tarım katledilmiştir. Peki, sanayinin durumu nedir? Yıllardır sanayi ülkesi olacağız yalanlarıyla uyutulduk. Hiçbir zaman sanayimiz Avrupa ülkelerinin ürettiklerinin ayarında üretim yapamadı. Dahası iyi kötü devlet eliyle sürdürülen sanayileşme de özelleştirme adına yok edildi. Bu da yetmedi. Yabancı sermayenin ülkemize büyük kar amacıyla gelmeleri sanayileşmeyi yok sayarak ticarete yöneldi. Birçok hipermarket yabancılar tarafından satın alındı. Yabancılar karşısında ezilmekten korka firmalar kurumlarını elden çıkarmayı kar saydılar. Yabancı mallara olan hayranlığımız da bu satışları körüklemiş oldu.
Az gelişmiş ülkelerde tarım ekonominin lokomotifi olmalıdır. Bunun için de tarımda ve hayvancılıkta gelişmiş ülkeler örnek alınmalıdır. İsrail ot bitmez kumlarda dünyanın en iyi üretimini yapmaktadır. Konya ilimiz kadar bile olmayan Hollanda da dünyanın en çok süt veren inekleri yetiştirilmektedir. Her ne kadar Türkiye Hollanda dan Hoştayn ve Mentafon inekler ithal edilip üreticilere vermişse de ineklerden Hollandalılar kadar yüksek verim alamamışlardır. Nedenine gelince çok süt veren ineklerde memeler çok büyük olur. Meme büyüklüğü o hayvanların rahat yürümelerine engel olmaktadır. Yani o hayvanların bakımı açık ahırlarda yapılmalıdır. Oysa bizim üreticiler süt fiyatları düşük olması nedeniyle hayvanlarını yemle beslemektense otlatmaya yeğlemektedirler. Her canlı yaşadığı ortama uyum sağlama yeteneğine sahiptir. Uyum sağlamak için de memelerini küçültmektedirler. Meme küçülünce de sütte verim olabildiğince düşer. Bir başka yanlışlık da kapalı ahırlarda yapılan beslemeciliktir.
Menemen Halkçı Parti ilçe başkanı iken İzmir Milletvekili Veteriner Profesör Mahmut Akkılıç ile Harmandalı köyüne gitmiştik. Hayvancı bir köylü hayvanlarının düşük yaptığından ve süt veriminin düştüğünden söz etti. Mahmut hoca köylüye ahır yakında mı diye sordu. Köylü çok yakın deyince ahıra gittik. İçerisi o kadar havasızdı ki kendimi dışarı attım. Mahmut hocanın o havasızlıkta uzun süre kalabilmesini hayretle gözledim. Biraz sonra dışarı çıktılar. Köylüye sidik arkını gösterdi. Bu olur mu dedi. Bu kanala künk döşeyeceksin. Bu pencerelerin tümünü genişleteceksin. Sakın aklında hayvanlar üşür mü diye bir şüphe oluşmasın. Sağlıklı hayvan üşümez. Biz içeride on dakika duramadık. Bu hayvanlar yirmi dört saat o havasızlığa nasıl dayansınlar dedi.
Peki, bu ülkede Tarım Bakanlığı yok mu? Her ilçede veteriner müdürlükleri yok mu? Onların üretim alanlarına gidip üreticileri eğitmeleri ve bilgilendirmeleri gerekmez mi? Tarımın ve hayvancılığın gelişmesi için veterinerler de ziraat mühendisleri de üreticilerin ayağına gidip gerekli bilgileri vermelidirler. Tarım ve hayvancılık ancak bu sayede gelişir.
Özcan Nevres


26 Ocak 2008  00:45:41 - Okuma: (908)  Yazdır




İstatistik