Yazı

Değerli okurlarım
Değerli okurlarım 

Özcan Nevres

Aşağıdaki satırları lütfen dikkatle okuyalım.

O satırlar her ne kadar beni ve benim gibi emeklileri ilgilendirmez görünüyorsa da çocuklarımıza ve torunlarımıza karşı olan sorumluluğumuz yüzünden hepimizi ilgilendirmektedir. Halen AKP den umudunu kesmemiş olanlar, bedava, daha doğrusu oya yatırım için dağıtılan kömür ve erzaka bel bağlamış olanlar mutlaka bu yazılanlara kızacaklar ve tepki göstereceklerdir. Zira onlar bu günü yaşadıklarından, çabaları bu günü kurtarmaktan ibaret olduğundan ve o dağıtılanların çocuklarının ve torunlarının geleceğini kararttığından habersizdirler. Nasıl bir geleceğe yatırım yaptıklarını işsiz çocukları ve torunları yakalarına para diye sarıldıklarında taşın ne kadar sert olduğunu anlayacaklardır ama anladıklarında iş işten geçmiş olacaktır.
Şüphesiz aklı başında olan her insan ödedikleri vergilerin kendilerine iş olanakları sağlayan yatırımlara dönüşmesini ister. Yardım adı altında buharlaşıp yok olmasını değil. Ne yazık ki yatırımları destekleyen değil, her şeyi babalar gibi satarım diyen bir maliye bakanımız ve bu bakanımızı babalar gibi destekleyen bir hükümetimiz var. Oysa az gelişmiş ve sanayisi yok sayılacak bir ülkede yatırımların lokomotifi devlettir. Ulu Önder Atatürk CHP nin altı okundaki devletçilik umdesini bu nedenle koymuştur ve oldukça da başarılı olmuştur. Ta ki bu devletçiliği temsil eden ok kırılıp atılıncaya kadar.
Şimdilerde her şeyi babalar gibi satıyorlar. Yabancı sermaye aldatmacasıyla insanlarımızı kandırıyorlar. Gelen yabancı sermaye ne yapıyor? Sanayi tesisleri mi kuruyorlar? Yoksa iyi para kazanan iş yerlerini satın alıp büyük bir sömürge düzeni mi kuruyorlar? Böyle giderse tüm bankalarımız yabancıların eline geçecektir. Nasıl ki sahillerimizde mal mülk sahibi olanlar iyi para ediyor diye her şeylerini sattıklarında doğup büyüdükleri ata yurtlarında ırgat durumuna düştülerse, tüm insanlarımız bu özelleştirme ve babalar gibi satma anlayışı yüzünden kendi ülkelerinde, atalarının kanı pahasına kazanılmış bu topraklarda yabancı duruma düşeceklerdir. Gelelim bu henüz orta yaştaki bu insanımızın yazdıklarına;  
“Uluslararası büyük şirketlerde, orta kademe yönetici olarak çalıştım. Biri ilkokulda, biri küçük 2 çocuğum var. Eşim çalışmıyor. Son şirketimde burayı kapattık dediler. Bulunduğum şehirden gidilebilecek en uzak noktaya tayin ettiler. Gitmedim. İşten çıkardılar.
Okul güzel, eğitimler harika, referanslar muhteşem, birikimim ve yaşam enerjim yüksek.
Aylardır işsizim. Niye biliyor musunuz? Görüntü en az 10 aşağı olsa da, yaş 45. Kağıt üzerinde yaşlıyım. Çalışacağım iş kazmacılık olsa bir derece. Yöneticilik yapacağım.
Oysa ne güzel bir Türkiye değil mi? Benim çocuklarım 65 yaşında emekli olacak. Yani benim yaşımı sorun ettikleri noktadan 20 yıl daha sonra. Olsun. Ben kendim kaşındım değil mi? Gitseydim gösterdikleri yere.
Arkadaşım var benden 1 yaş büyük. Liseden sonra okumadı. Ancak zanaatkâr. Oto sanayide kendi dükkânı var. 1 yıldır kira veremiyor. Bağ kur borcu aylardır katlanıyor. Elektrik, su parasını cezasız ödeyebildiğini görmedim. Eşi çalışıyor, idare ediyorlar. Çok şükür, her yıl 1 kere dışarıya yemek yemeğe bile çıkabiliyorlar. (Çocukları büyüdü onlar gelmek istemiyor! O gün evde kalıyorlar)
       Bu arkadaşımın arkadaşı var aynı yaşta. Belediyede Zabıta. Eşi çalışmıyor. 2 çocuğu var. Hep bir arabam olsun istemiştim dedi. 2 bin liraya 2.dünya savaşından kalma bir araç aldı. Bayramlarda 20 YTL benzin koyup geziyor. Belki haklısınız. Neyine gerek onun araba?
Arkadaşımın dükkânının karşısında hırdavat satan dükkân var. Sahibi 75 yaşında. Devamlı uyukluyor. Sabah erkenden açıyor. Öğlene kadar kimse uğramıyor ama olsun. Onda iş disiplini var. Hem öğlene doğru yaşlı arkadaşları geliyor sohbet ediyorlar. Haftada bir çay bile söylüyor. Akşamüzeri zımpara almaya biri gelirse uyandırıyor, paranın üstünü almak için. 1 YTL alıyor, 50 kuruş üstünü veriyor. Kapatsa dükkânı daha da kâr edecek ama evden kovuyor hanımı. Ölümü aşağıda bekliyor. Aynı yerde gençlerin işyerleri de aynı şekilde.
Onlar ölmek için daha çok gençler. Şimdilik sürünüyorlar.
        Ben de bu günlerde boştayım ya. Eskiden uğrayamıyordum bu kadar sık. Bazen toplanıyoruz arkadaşımın çöpleri yaktığı (Kömür alamıyor) tenekeden sobanın başına. Onlara Ülkemizin sizinde bahsettiğiniz rakamlarından, aslında uçtuğumuzdan, durumun iyi olduğundan, ihracat
rakamlarından falan bahsediyorum. Bir mutlu oluyorlar sormayın gitsin. Dua ediyorlar kendilerine bu imkânı sağlayanlara. Hep birlikte slogan bile atıyoruz bazen. ''Durmak yok, yola devam''
Bu yazılanlara ilave etmeyi gerektirecek tek bir kelime bile bulamıyorum. Yorumunu siz değerli okurlarıma bırakıyorum.
Özcan Nevres     www.ozcannevres.com

21 Ocak 2008  21:16:59 - Okuma: (464)  Yazdır




İstatistik