Yazı

Huzur evi mi Zulüm evi mi
Huzur evi mi Zulüm evi mi 

Özcan Nevres

İstanbul’dan Silivri istikametine giderken Kumburgaz’dan sonra yol kenarında Selimpaşa Huzur evi yazan kocaman bir levha vardır.

Önceleri huzur evinin levhanın bulunduğu ağaçların arkasında olduğunu sanırdım. Meğer huzur evi Selimpaşa’da denize sıfır olan otelden bozma bir yermiş. Bir dostumuzun kardeşi zihinsel özürlü olması nedeniyle yıllardır Avcılar’daki bir huzur evinde yatmaktaydı. Dostumuz Selimpaşa’daki huzur evinin namını duyunca gidip bakmış ve gördüğü harika deniz manzarasının cazibesine kapılıp kardeşini Avcılar’daki huzur evinden alıp son günlerin en ünlüsü olan zulüm evine yatırmış. Dostumuz nereden bilecekti bu harika manzaralı huzur evinin aslında bir zulüm evi olduğunu? Yakınlarını o zulüm evine yatırmış olanların yaşadıkları sıkıntıyı anlatmak olası değil. Huzur evinde yakınları yatanlar, televizyondaki görüntüleri görür görmez hemen huzur evine gidip yakınlarını almışlar.
Televizyonda bu zulüm evi ile ilgili haber ve görüntüleri izliyorum. Görüntüler gerçek anlamda insan olanların hazmedecekleri türden değil. Seksen yedi yaşındaki kadını feci şekilde dövüp her yerini morartmışlar. Bu görüntülere rağmen zulüm evinin müdiresi halen başında bulunduğu bu zulüm evini savunabilecek kadar duyarsız davranabiliyor. Oysa bilgim dışında oluşan bu olaylardan ben de çok etkilendim ve gerekenin yapılması için hemen harekete geçtim. İşin içinde darp olduğu için de darbı yapanları savcılığa şikâyet ettim demesi gerekirdi. Bunu söyleyemediğine göre demek ki bu zulümlerden haberi varmış. Bu durumda savcılığın harekete geçip zulmü yapanlarla birlikte müdire hanıma da yargının yolunu göstermesi gerekir.
Yaşlı ve hasta yakınlarını insanlar niye huzur evlerine yatırırlar? Daha iyi bir yaşam ortamı sağlamak için değil mi? Yakınlarına bakılması için ödedikleri para da azımsanacak bir para değil. Tamamı tamamına sekiz yüz elli lira. Yani asgari ücretin iki katı. Bu ödenen para yalnızca huzur evinde kalması için. Yatağı, yorganı, giyimi çamaşırı yatıran tarafından sağlanılıyor. Dahası huzur evine yatırılanların sağlık sorunları ile ilgilenmek bile yakınlarının görevi. Bu alınan sekiz yüz elli lira yalnızca yatacak yer temini ve temizlik için. Oysa bu huzur evinde temizlik hak getire. İdrarını tutamayanlara bez bağlanacağına naylon torba takılmakta. Naylon torbanın sağlıklı olmayacağını hepimiz biliriz. Delinir, kıyıdan köşeden kaçırarak her yanı çişe batırır.
Gönül isterdi ki tüm huzur evlerinde böylesine çirkinlikler yaşanmaz diyebilmeyi ama diyemiyoruz. Zira yıllardır huzur evi adı verilen bu tür yerlerde huzurdan ziyade huzursuzluk olduğunu anlatanlardan dinlemekteyiz. Bu durumda ne yapmak gerekir? Bence huzursuzluk evlerine para yatırmaktansa bakıma muhtaç olanların kendi evlerinde bakılması en doğru olanıdır. Zira bakım masrafı aynı kapıya çıkar. Bir yakınımın halası bakıma muhtaçtı. Onu huzur evine yatırmayı akıllarından bile geçirmediler. Yabancı uyruklu bir kadın bularak halalarını ölünceye kadar baktırdılar. Üstelik bakıcı kadın hasta bakımında eğitim almış bir kadındı.
İnsan olarak hasta olan yakınlarımıza bakmakla yükümlüyüz. Onlara ömürlerinin son günlerinde iyi bir yaşam ortamı sağlamalıyız. Kendi rahatımızı düşünerek yakınlarımızı huzur evlerine yatırıp ömürlerinin son günlerini karartmamalıyız. Bu insan olmanın gereğidir. Zira bu dünya etme bulursun dünyasıdır. Yakınlarını bakmayanlar, onlara iyi bir yaşam ortamı sağlamayanlar bir gün onların durumuna düşebilirler. Bilindiği gibi rüzgâr eken fırtına biçer.
Özcan Nevres     19 Ocak 2008 Cumartesi

20 Ocak 2008  17:34:07 - Okuma: (897)  Yazdır




İstatistik