Yazı

Edebiyat Eğlencelidir
Edebiyat Eğlencelidir 

Ahmet Mocan

Yaklaşık altmış yedi hafta önce bir dergi yayın hayatına başladı. Reklamlarında kullandıkları slogan çok hoşuma gitmişti; kesip kitaplığıma yapıştırdım. Hâlâ da –evden eve taşınma atlatmasına rağmen- yapıştırdığım yerde durur.

 “Evet!” dedim dergiyi çıkaracakların kullandıkları sloganı okuduğumda, “Haklılar!”. Çoğumuz kabul etmesek de, buna dirensek de ben de katılıyorum kullandıkları slogana.
 Kırmızı, dikdörtgen zemin üzerine beyaz harflerle “Size yalan söylediler” yazıyordu; devamında da beyaz zemin üzerine, siyah harflerle “Edebiyat eğlencelidir!”.   
 Beni tanıyanlar edebiyata ve kitaplara olan düşkünlüğümü bilirler. Bana edebiyat ortaokuldan beri eğlenceli gelirdi zaten. Hep zevk almıştım okuduğum metinlerden. Kendi düşüncemi karşımda, slogan hâlinde görünce sevindim. Gerçi kitabı, okumayı çok zahmetli bir iş olarak gören arkadaşlarım, odamda asılı duran slogana denk geldiklerinde bana takıldılar hep: “Bizce seni kandırmışlar…” diye; ama olsun, başkalarının her söylediğini dinlemeye, kafaya takmaya kalkarsak işin içinden çıkamayız, hayatımız zehir olur…
 Kitap konusunda hemen hemen kimseyi dinlememek gibi kötü bir huyum vardır. Birisi bana, “Şu kitabı mutlaka oku, çok güzel!” derse, o kitaptan da yazardan da soğurum. Okuyacağım kitabı kendim bulmalıyım. Bazen okuduğum bir yazıdan yola çıkmalı, bazen duyduğum bir yazarı araya araya bulmalıyım. Bazen de raflar arasında gezinirken, kitap beni bulmalı… Kitabın baskısının tükendiğini öğrenirsem sahafları, interneti taramalıyım. Ancak böyle zevk alırım okuyacağım kitaptan.
 Bu yüzden lise ikideyken edebiyat öğretmenim bir liste verip, “Bunlar okunacak, okuyanlara sorular sorup not vereceğim!” dediğinde bir tereddüt yaşamıştım. Listedeki kitaplardan birisini alıp okumaya başladım[Emile Zola, Germinal]; ancak devamını getiremeyip yarım bıraktım. Çünkü not kaygısıyla kitap okunmasına tamamen karşıydım o zamanlar, hâlâ da karşıyım. Belki öğretmenim, “Bu kitaplar sizin için yararlı olabilir, okuyabilirsiniz.” diyerek tavsiye etseydi okurdum o kitapları; ama huyum kurusun…
 Bundan yaklaşık iki yıl önce, Vatan gazetesinin kitap eki “Vatan Kitap”ta edebiyatla ilgisi olan altı kişiye[Necmiye Alpay, Okan Gönensin, Selim İleri…] bir soru sorulduğunu gördüm. Soru tam bana göre, beni aydınlatacak, bana yol gösterecek bir soruydu. “Sizce 1975 sonrası Türk romanları içinde en iyileri hangileridir?” diye sormuştu araştırmayı yapanlar. Sözde az çok kitap karıştıran ben, verilen cevaplara baktığımda, tanıdığım, okuduğum yazar sayısının çok az olduğunu fark ettim. Hemen oradaki yazarları, kitapları not ettim.  
 Bilindiği gibi bizde bir klasik kitap hastalığı vardır. Namık Kemal, Recaizâde Mahmut Ekrem, Samipaşazâde Sezai; Tolstoy, Dostoyevski, Goethe… Bunlara karşı olduğum gibi bir sonuç çıkmasın; ama sürekli güncellenen, gelişen bir edebiyatın varlığını da nedense hep görmezden geliriz. Oysa “çağdaş edebiyat” denilen bir kavram var ve ders olarak da okutuluyor. Bunu yok saymak son derece yanlış bence…
 Daha sonra elime “kitap-lık” dergisinin bir sayısı geçti. Hangi sayısı olduğunu hatırlamıyorum; ama “Vatan Kitap”ta okuduğum sorunun bir benzerinin orada da yazarlara sorulduğunu gördüm. Bu yazarların bir kısmı bildiğim, kitaplarını okuduğum, sevdiğim yazarlardı. Üşenmeden oradaki kitap ve yazar adlarını da bir kenara yazdım.
 Böylece kendime upuzun bir okuma listesi hazırlamış oldum. O günden beri giderek kabaran, azalması gerekirken sürekli güncellenerek çoğalan bir liste var elimde. Bu listedeki Türk yazarların birçoğunu yazıyı okuyanların ilk defa duyacaklarından eminim. Çünkü bu yazarlar genellikle “çok satılan kitaplar” listesinde yer almazlar, özel hayatlarıyla gündeme gelmezler.
 Yazdıkları sizi alır bambaşka dünyalara götürür, kelimeler arasında öyle bir dolaştırır ki içinde bulunduğunuz ortamdan soyutlanır, kendinizi farklı yerlerde hissedersiniz.
 Zaman zaman bu yazarlardan bazılarını sizlere tanıtmaya, kitaplarından bahsetmeye çalışacağım. O da başka bir yazının konusu olsun artık…
Ahmet Mocan


15 Ocak 2008  00:13:17 - Okuma: (611)  Yazdır




İstatistik