Yazı

‘Memleketim’ Ödemiş–2
‘Memleketim’ Ödemiş–2 

Asil S. Tunçer

14.yy.ın birinci çeyreğinde Ödemiş metruk bir halde ve bugünkü Durak İstasyonu çevresinde Süleyman köyüne bağlı altı hisse araziden ibaret bir araziydi.

Bu köy bugün mevcut değildir. 8–10 evlik bir çiftlikti ve halkı Rum asıllı 25–30 kişiden oluşmaktaydı. 1334–1348 yılları arasında Aydınoğulları Beyliği'nin 2.Beyi Gazi I.Umur Bey'in sancaktarı İlyas Bey'e verildiğini o döneme ilişkin bir vakfiyedeki kayıttan anlıyoruz. Otamış adlı bu yerin daha sonra 14.yy.ın ikinci yarısında Sofi Saruca'ya tımar olarak verildiği 855 (hicri) tarihli Mufassal Aydın ve Civarının tımar defterinde kayıtlıdır. 1390'da Aydınoğulları Beyliği Osmanlı Sultanı I.Beyazıt tarafından ortadan kaldırılınca Aziz Bey'e verildiğini ve Otamış adlı bir köy olduğu yine aynı kayıttan anlıyoruz.
 
15.yy başında Otamış karyesi (köyü) Şarapdar İskender Bey'in oğulları Yunus ve Yusuf Çelebilere birlikte tımar olarak verilmişti. Otamış karyesi (1) bu sırada 27 evden oluşmaktaydı. Yine 855 (H) tarihli Mufassal Aydın ve civarının tımar defterinde, Otamış karyesinin daha sonra Birgi'ye bağlı serbest tımar olduğundan ve köyde vergi mükellefi 36 ev bulunduğundan bahsedilir. Hicri 991, Miladi 1583 tarihli Aydın Vakıflar Defteri’nden anladığımız kadarıyla Otamış karyesi, Birgi kazasındaki bazı kurâsı (köyler) gibi Mekke Hassı arasına alınıp, geliri vakfa verilmiştir. Bu durum Cumhuriyet yönetimindeki aşar vergisinin kaldırılmasına kadar sürmüştür. Birgili Müftü Arif Efendi vakfiyesine göre Ödemiş'in bulunduğu yer ‘Boyalık Tımarı’ adıyla kayda geçmiş ve İbrahim Ağa'nın sipahiliğine bırakılmıştır.
 
1671 yılında Küçük Menderes Havzasına gelen Evliya Çelebi Ödemiş ya da Otamış karyesinden söz etmez. Sanıyoruz ki Ödemiş o zaman göze batmayan bir köydü. Ödemiş'in önce iri bir köy durumuna gelmesi ve sonra hızla nüfusunun artması o sıralarda havzada özellikle doğu kesiminde Ötemiş oymağı olarak bilinen ve göçebe yaşantıları ile tanınan Türkmenlerin 1684'den başlayarak bugünkü Ödemiş'in olduğu yerde sedanter gelmeleri ile oluştur(2).
 
18.yy.ın yarısındaki yerleşmelerle kasaba kimliğine ulaşacaktır. Ödemiş'te ilk medrese 1700 yılında Helvacı Ömer Ağa tarafından yaptırıldı. 1702'de Yeniköy'lü Bıçakzade Hacı Mustafa ağa tarafından Büyük Cami yaptırıldı. Gürcüzade Camii'nin (Küçük Cami) Gürcüzade Hacı Salih Efendi tarafından aynı yüzyılda yaptırıldığını sanıyoruz. Ödemiş hemen hemen bu iki caminin çevresinde kentleşti. 1704 tarihli Helvacıoğlu vakfiyesinde Ödemiş Birgi'ye bağlı bir köy olarak geçer. Ötemiş ya da daha sonraki söyleyiş biçimiyle Ödemiş, doğusundaki Alaşehir, Sarıgöl, Keles (Kiraz), Balyambolu (Beydağ), Birgi, Bademiye (Bademli), Adagide (Ovakent) gibi yerleşim merkezlerini ve bunlara bağlı köyleri batısındaki Tire, Bayındır, Tepeköy, Ayasulug (Selçuk), İzmir gibi yerleşim merkeziyle, Ege Denizindeki limanlara bağlayan önemli bir yol üzerinde bulunduğundan nüfusu hızla çoğalarak 18.yy.da bir voyvodalık durumuna gelecektir.
 
Ouinet ve Texier'e göre Ödemiş kasabasının nüfusu 1800 yıllarında başlayarak hızla arttı ve kent kuzey batısındaki antik Hypaipa (Günlüce) şehrinin mermerlerinden yararlanılarak onarıldı. 19. yy.da Ödemiş'in bir voyvodalık olduğu kesindir. 1820 tarihli Aydın Livasında bulunan memleketler: Birgi, Balyambolu, Bademiye, Keles ve Ödemiş olarak belirtilir(3). 19.yy.ın birinci çeyreğinde Aydın bölgesinde Atçalı Kel Mehmet Efe ayaklanmış, hayli yandaş toplamış, hatta Küçük Menderes havzasındaki Tire, Bayındır, Balyambolu, Birgi Atçalı Kel Mehmet Efe'nin elebaşlarından Çakmakoğlu şecereli Mehmet komutasındaki bir kaç yüz neferlik kuvvet tarafından, Ödemiş ise Atçalı Kel Mehmet Efe'nin muhtelif kolları tarafından 1828'de zapt edilmiştir. Bu nedenle adı geçen yerlerdeki voyvoda, kadı, naib, müftü gibi yöneticiler yöreyi terk etmişlerdir. Bu durum, Yetim Mehmet Ağa tarafından 1829'da Bayındır, Birgi, Ödemiş ve Tire'nin geri alınmasıyla son bulur(4).
 
1831 yılında Osmanlı İmparatorluğundan yapılan nüfus sayımında Ödemiş kaza merkezi olarak görülür. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Navarin'de donanmasının yakılması üzerine Osmanlı Sultanı II. Mahmut'tan Suriye valiliğini istemesi ile başlayan anlaşmazlık, Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa yönetiminde bir orduyu Suriye'ye göndermesi ile sürdü. Mısır Seraskeri İbrahim Paşa Osmanlı ordusunu 1832'de geçidinde ve 1833'de Konya Savaşı'nda yendi. Konya'yı ele geçirip, Kütahya'ya girdi. Batı Anadolu'da hiyerarşik bir hükümet teşkilatlanmasına gitti. 1833'de Osmanlı Devleti'nin hükmü Anadolu'da hemen hemen silinmişti. Aydın Sancağı'na Süleyman Bey Mütesellim atanarak, Osmanlı mütesellimi görevinden alındı (5). Ödemiş de içinde olmak üzere kazalardaki voyvodalıklara Mısır Seraskeri İbrahim Paşa'nın adamlarından atamalar yapıldı. Söz konusu mütesellimlere (6) Mısır ordusuna bağlı askerler getirilerek bölge denetim altına tutuldu. Osmanlı gelir kaynakları Mısır Seraskerliği gelir kaynaklarına dönüştürüldü. Mısır geçici hükümetinin gelmesiyle Ödemiş yöresinde huzursuzluk artmış, ekonomik bakımdan büyük bir darbe yenilmiş, soygunlar çoğalmıştır. Bu durum 1834 yılına değin sürdü. Bunan sonra Osmanlı'nın hükmü yeniden Ödemiş ve yöresinde geçmeye başladı. 
 
Dipnot:
1-‘Karye-köy; Kurâ-köyler’: Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat, Aydın Kitabevi, Ank., 2004.
2-Behiç Galip Yavuz, Ödemiş Tarihi, III. Baskı, Ödemiş, 1998 s.161–163.
3-Dr. Himmet Akın, Aydınoğulları Tarihi Hakkında Bir Araştırma, Ankara, 1968.
4-Çağatay Uluçay, Atçalı Kel Mehmed, İstanbul, 1968.
5-A.Munis Armağan, Batı Anadolu Tarihinde İlginç Olaylar, İzmir, 1984.
6-Tanzimat’tan evvel vali ve mutasarrıfların uhdelerinde bulunan sancak ve kazaların idaresine memur edilen kimseler ve bazen de vergi tahsildarı. Bunlara "voyvoda" da denirdi.
 
Sürecek…


8 Ocak 2008  10:04:13 - Okuma: (1319)  Yazdır




İstatistik