Yazı

AKP Milletvekillerine Açık Mektup
AKP Milletvekillerine Açık Mektup 

Etem Kutsigil

Aranızda bulunan ilkokuldan itibaren arkadaşlarım dâhil hepinize, hem ülkemizi hem sizi ilgilendiren fikir ve önerilerimle seslenmeyi vatandaşlık görevi sayıyorum.

Geçen seçim öncesinde iktidara geleceğiniz belli-belirsizken, seçmenlerin ekserisinin önceki iktidara tepkisi ve seçim yasasının cilvesiyle, pek çoğunuzun bürokrasi ve siyasi deneyimi yokken iktidara geldiniz.
Bir zamanlar Erbakan’a gösterilen hoşgörü ve yardım sizden de esirgenmedi. Hattâ fazlası gösterildi.
Hepimiz, olumlu işler yapmanızı merakla bekledik. Lâkin baktık ki, Erbakan’ın iktidara gelir gelmez “Taksim’e câmi yaptırmaya kalkması” gibi, sizler de memleketin bunca sorunu dururken, en mütekâmil din olan İslâmiyet’i bir bez parçasına endekslediniz. Kendinizi hâlâ muhalefette zannedip, iktidarda da bunun tartışmasını yaptınız.
AMA BU YASAĞI KALDIRMAK İÇİN YASAYI DEĞİŞTİRMEK ÜZERE YETERİ KADAR ÇABA SARFETMEDİNİZ…
Avrupa Birliği’ne karşı olduğunuzu Abdullah Gül TBMM’nde yıllar önceden açıklamışken, iktidara gelince bunun yılmaz savaşçısı kesildiniz ve “Avrupa Müktesebâtı” diye olmadık yasalar çıkardınız.
Başkanınız, yaptığı bunca uluslararası görüşmede içeriye Dışişleri görevlisini almadı ve ne konuşulduğunu bilemediniz.
Başkanınız’ı “şeyh”, kendinizi şeyhin emrinden çıkmayan müridler sandınız. Bu yüzden, zihinsel melekelerinizi Genel Kurul salonunun dışında bıraktınız. Çok okumadığınız şuradan da belliydi ki, TBMM dışındaki muhalefetin dediklerine kulak asmadınız.
TBMM’ne;
-Ceplerini doldurmak için gelmeyenlerinizi,
-Başkanınıza bir minnet borcu olmayanlarınızı,
-Söylediklerimi sâkince sonuna kadar dinleyip, anlattıklarım üzerinde uzun uzun düşünebilecek olanlarınızı önüme oturtup:
-İslâmiyet’in bir bez parçasına endeksli olmadığını, sizlerden önce de dînine bağlı îmânlı
      hanımların başı açık gezdiğini…
-Ülkemiz açısından, “parmaklarınızı kaldırarak”  çıkardığınız yasalarla Türkiye  
      Cumhuriyeti’ni ne kadar büyük tehlikelere sürüklediğinizi…
-Dört yıldaki yıkımlarınızın, belki yirmi yılda, belki otuz yılda düzeltilebileceğini, bâzılarının
      ise düzeltilmesinin mümkün olmadığını…
-Hükûmetlerin aslî görevlerinin, “halkını fakirleştirdikten sonra aşevi açmak” olmadığını,
      “iş alanları açmak” olduğunu ve…
-Türkiye için “federal devlet”i telaffuz eden KÜÇÜK YÖNETİCİLERE TÜRKİYE
      CUMHURİYETİ’NİN YÖNETEMİYECEKLERİ KADAR BÜYÜK GELDİĞİNİ, bu yüzden
      Türkiye Cumhuriyeti’ni küçültmeyi düşündüklerini…
 uzun uzun anlatmak isterdim…
 
SÖZÜN ÖZÜ
1. Milletvekili yemîni ettikten sonra çıkmasına gözyumduğunuz ve üzerinde hiç
    düşünmeden olumlu oy verdiğiniz, Türkiye’nin menfaatlerini gözetmeyen o kadar çok
    yasa varken, partinize mensup hiç bir milletvekilini Cumhurbaşkanlık makamına uygun
    bulmuyorum!..
2. Memleketin çıkarı için yapacağınız şey, şu kısa zamanda;
     -Meclis Diyalog Grubu’na danışarak içerde ve dışarda ülkemizi her yönden temsil
      edebilecek,
     -Ülke menfaatlerini herşeyin üstünde tutacak,
       -Halkıyla,
       -Ordusuyla,
       -Üniversitesiyle,
       -Sivil toplum kuruluşlarıyla barışık olan,
       -Edeceği yemine uyacağınıza inandığınız bir aday saptayıp ona oy vermenizdir.
Bunlara dikkat etmeyip de, “arkadaş, Anayasa ortada, yasalar, tüzük ortada. Ben kendi partimden dilediğimi seçerim. Bunda yasadışılık var mı?..” derseniz, yok!.. Yok ama;
bu seçimden sonra Türkiye’de “Humeynî tipi cumhuriyet” dâhil öyle şeyler olabilir ki, bunun müsebbibine yalnız tarih değil, kendi sülâlesi bile küfreder!..
Dolayısiyle; gerçekten yurdunu-milletini seven, ATATÜRK gibi, İSMET İNÖNÜ gibi, FAHRİ KORUTÜRK gibi makamını dolduran.. En önemlisi, ATATÜRK DEVRİMLERİNİ ve ULUSUN MENFAATLERİNİ HER DEĞERDEN ÜSTÜN TUTAN birini seçmeniz şarttır. Ama ne yazık ki, YASALAŞTIRDIĞINIZ TASARILARDAN EDİNDİĞİM KANAATE GÖRE, aradığım aday partinizde yoktur!
Ülkemizin hatırı için, “başarılar diliyorum”…


13 Nisan 2007  20:07:06 - Okuma: (871)  Yazdır




İstatistik