Yazı

Sevi
Sevi 

Mutlu Köse

Sevi;

Sen olmadığında bunca kalabalıkta yalnız kalıyor masa, yalnız kalıyor sohbetler, yalnız kalıyor “ Huysuz ve tatlı kadın” , yalnız bu ortam ve yalnız kalıyorum ben. Sen anlamlı kılıyorsun paylaştığımız her anı, ortamı ve senli fotoğraflardan arda kalan tüm hatıraları.
Sevi,
Karanfiller masada, sen orada ve sanırım kuruyan bir şeyler var aramızda. Zaman soluklaştıkça hafızalarda, seni düşünmek azalıyor. Senle birlikte yaşamaya çalışırken el yordamıyla. Şimdi sensizlikte gözlerim kararıyor. Ve ellerim tutunacak bir yer arıyor. 
 
Sevi;
         Senin olmadığın her günün sabahında sanki yanlış bir yerde ve zamandaymışım hissiyle uyanıyorum. Odam, duvarım, kapım ve yatağım tümden yabancı. Kahvaltılar tatsız… Hani gitmek zorunda olduğum işim de olmasa öylece kalmak istiyorum o yabancılığın ortasında.
Sevi,
         Gün batımı turuncu mavi bir kızıllık. Tanrı ne çok seviyor süslemeyi gökyüzünü. Öyle ki bazen o gün batımı kızıllığı kalıyor gözlerimizde, zamansız ve sadece güzelliğine hayran kaldığımız bir ağlama krizi sonrasında…
                  
Sevi;
         Ruhumun, bakışımın, yüreğimin, fikrimin en ince yanıyla… Burnumun direğiyle, gözümün ucuyla seviyorum seni. Burnumun direği sızlıyor sensizliğimde ve gözümden sakınıp göz ucuyla bakıyorum gözlerine…
                  
 
Sevi;
         Bulutlar küme küme, öbek öbek düşmüş sanki bu sabah senin şehrinin üzerine. Yeni bir doğa olayı olmalı bu. Korkarım bir kaç sevdiğimiz altında kalacak o bulutların. Ve durduğunda tüm bu kargaşa ayakta kalmanın gücü ve kaybetmiş olmanın acısıyla şehrin eteklerinden toplayacağız birimizi...
 
Sevi;
         Şehrin ışıklarında kaybolduğun bir gece daha… Gecenin içindeki en şık, en parlak, en güzel ışık sen olacaksın. Ve pervanelerin olacak kanatlarını yakmak pahasına ışığına yönelen… Ve sen, onları da yakacaksın. Sanki hiç gün doğmayacak senin üzerine.


30 Kasım 2007  11:52:02 - Okuma: (1258)  Yazdır




İstatistik