Yazı

PKK Harekâtı–1
PKK Harekâtı–1 

Asil S. Tunçer

Türk kamuoyu, PKK terörü ile 15 Ağustos 1984 yılında Eruh ve Şemdinli Jandarma Karakollarına yapılan baskınlarla tanıştı.

Örgüt 1980 Askeri harekâtının ardından diğer birçok örgüt gibi Suriye ve Lübnan’da çalışmalarına başlamış, kısa sürede özellikle Suriye istihbarat servisinin desteği ile önemli bir güce ulaşmıştır. İran-Irak savaşı ve bunun sonunda K.Irak’taki otorite boşluğundan istifade ederek Türkiye’ye daha yakın olan bu bölgede barınmaya başlamışlardır. Başlangıçta PKK’nın bölgeye yerleşmesine karşı çıkan KDP lideri daha sonra bu izni örgüte vermiştir. Bu izin PKK adına Suriye Devlet Başkanı Esad tarafından Kasım 1981’de başlatılan temaslar sonucunda alınmıştır. Barzani önce Türkiye’nin tepkisinden çekinerek kabul etmek istemedi ise, Esad’ın baskıları neticesinde KDP, PKK’nın Kuzey Irak’a yerleşmesine rıza göstermiştir. Ocak 1982’den itibaren PKK’lılar Kuzey Irak’a yerleşmeye başlamışlardır.20–25 Ağustos 1982’de yapılan 2.Kongrede Kuzey Irak’a yerleşme resmilik kazanmış, PKK Kuzey Irak’a ilk küçük öncü grubunu yerel temaslar için yollamıştır.

PKK için Kuzey Irak, barınma ve lojistik destek için ideal özelliklere sahip olmasının yanı sıra Türkiye’ye yakınlığı ile de çok önemlidir. Ayrıca örgüt stratejisinde önemli bir yer işgal eden ve örgütün Botan diye adlandırdığı Şırnak, Uludere, Eruh, Pervari ve Çatak bölgesine olan direk bağlantısı, buranın önemini bir kat daha artırmaktadır. Bu bölgede aynı zamanda örgütün Türkiye’de giriştiği eylemler sonrasında sığınmak için kaçtığı geri bölgesidir. Zaman içerisinde bu bölgede tertiplenen örgüt oluşturduğu kamplar ile Türkiye’ye karşı ciddi bir tehdit oluşturmuştur. Bu safhadan sonra Türkiye’nin bölgeye giriştiği irili ufaklı birçok operasyonda başlamıştır. Bu operasyonlar ve Türkiye’nin izlediği yöntemler çeşitli ülkeler tarafından ağır bir şekilde eleştirilmiştir. Söz konusu operasyonların hukuki dayanaklarını 4 (dört) aşamada incelemek mümkündür:

1-Irak Hükümeti ile yürütülen görüşmeler neticesinde yapılan operasyonlar;

2-Irak’la yapılan Güvenlik Protokolüne dayanarak yapılan operasyonlar ki bunlar Ekim 1984’ten Ekim 1988’e kadar sürmüştür. Protokole göre her iki ülkede birbirinin toprağına 5’er km. girerek ‘’Sıcak Takip’’ yapabileceklerdir. Ağustos 1988’de Türkiye, Saddam’ın Kürt sığınmacıları Türk topraklarında izlemesine izin vermeyince, Irak’ta bu tarihten sonra protokolü uzatmamıştır;

3-‘Meşru Müdafaa’ argümanını kullanarak yapılan operasyonlar ki bu operasyonların ilki Ağustos 1991’dedir ve çokça başvurulmamıştır;

4- ‘Var olma hakkı’ argümanı kullanılarak yapılan operasyonlar ki bu gerekçeye daha çok Mart-Nisan 1995’ten sonra başvurulmuştur.

Yapılan bu seri operasyonların en önemlileri ise şunlardır:

a) Kuzey Irak Operasyonu (6–11 Nisan 1990): Örgütün önde gelenlerinin Kuzey Irak’ta Sinaht, Kurişh, Haftanin, Habur, Zer, Nirve, Stanus ve Birre’de bulunan PKK kamplarında bulundukları ve bu bölgede yaklaşık 750–800 civarında teröristin barındırıldığının öğrenilmesi üzerine, bir operasyon düzenlenmiştir. Başarı ile icra edilen operasyon sonucunda, 22 terörist ölü olmak üzere toplam 40 terörist etkisiz hale getirilmiş, teröristlere ait birçok silah ele geçirilmiştir.

b) Kuzey Irak Harekâtı (5 Ekim–15 Kasım 1992): 1992 yaz aylarında, PKK terör örgütünün Kuzey Irak’taki varlığının Türkiye’nin yanı sıra, Kuzey Irak’taki KYB ve KDP liderlerini rahatsız etmesi üzerine, özellikle KDP, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin desteğiyle bölgedeki yasa dışı oluşuma karşı 5 Ekim 1992’de bir hareket başlatmıştır. Operasyon öncesi KDP lideri Mesut Barzani Türkiye’nin desteğini almak için Hakurk bölgesindeki ana PKK kampına doğru saldırı başlattıklarını ve amaçlarının, onları bölgeden göndermek olduğunu açıklamıştır.

Zamanın Cumhurbaşkanı Kuzey Irak’taki Kürtleri, PKK’ya karşı kullanmanın yanı sıra onlar için değişik bir görev düşünmekteydi. Plana göre, ilk aşamada, Türkiye’deki Kürt asıllı Türk vatandaşlarımızın haklarının genişletilmesi; ikinci aşamada, Irak’taki Kürtlerin hakları için Türkiye’nin garantörlük yapması; üçüncü aşamada, silahlı eylemci Kürt örgütlerine ki bunların en belirgini tanıma tam uymasa da terör örgütü PKK’ya karşı bölgede ortak mücadele yapılması ve dördüncü aşamada, Türkiye ile federal devlet yapısına gidilmesi hedeflenmişti. Bu politika çerçevesinde Türkiye, Irak yönetimine karşı mücadele eden bölgedeki Kürt örgütlerine, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve Irak’ın tek devlet olarak devamına yönelik tehdit oluşturmamaları şartı ile her türlü desteği vermiştir. Bu destek çerçevesinde, 11 Mart 1991 tarihinde Ankara’ya gelen Talabani ile Barzani’nin birer temsilcisi ile yapılan gayri resmi görüşmeler, Türkiye’nin, Kuzey Irak’ta bir (sözde) Kürt özerk bölgesi kurulması konusunda destek, denetim ve garantörlük sağlaması planlarını içermiştir.

Sürecek…


29 Kasım 2007  09:55:14 - Okuma: (989)  Yazdır




İstatistik