Yazı

Üç gece ve düşündürdükleri
Üç gece ve düşündürdükleri 

Yaşar Varış

Geçtiğimiz hafta Saray düğün salonunda üç yemekli sosyal etkinlik vardı.

İşin gereği üçüne de katılmak durumunda kaldık.
              Bunlarda ilki; Ödemiş Kızılay şubesinin düzenlediği yemekli gece idi. Şube yönetiminde görevli olduğum için katılmam zorunlu idi. Çünkü gecede elde edilecek gelir Kızılay Ödemiş şubesinin postane karşısındaki binanın tamamlanmasında kullanılacak, oradan elde edilen gelir de zeki ve yoksul öğrencilere burs olarak kullanılacaktı.
              İkincisi, Ödemiş Fenerbahçeliler Derneğinin yemeği idi. Fenerbahçeli bir kişi olarak o geceye katılmamamızda düşünülemezdi. Ona da katıldık    .
              Üçüncüsü ise Ödemiş Atatürkçü Düşünce Derneğinin 29 Ekim de yapılması düşünülen ancak teröre kurban verdiğimiz şehitlerimizin acısı üzerine ertelenmiş “Cumhuriyet Balosu” idi. Atatürkçü ve Cumhuriyetçi bir kişi olarak bu geceye de katılmak bir vatandaşlık borcu deyip bu yemeğe de katıldık.
              Bu etkinlikleri düzenleyen derneklerden Kızılay ve Atatürkçü Düşünce dernekleri Kamu yararına çalışan dernekler olmalarına karşın katılanların sayısı 200 civarında kaldı.
              Ama Fenerbahçeliler Derneği Ödemiş şubesinin gecesinde 600 kişilik salon dolduğu gibi birçok insan da kapıdan geri döndü. Bir yerel gazetemizin dediği gibi “Saray salonu Fenerbahçelilere dar geldi”.
              Katılımdaki bu fark, Fenerbahçeliler derneği yöneticilerin daha çok çalışmasından değildi. Sağ olsunlar tek kelime ile muhteşem bir gece hazırlamışlar. Fenerbahçe’nin taraftarı da çok. Ama benim dikkat çekmek istediğim konu başka.
              Kızılay Derneği Ödemiş şubesi olarak bir fazla bilet satmak için çok çalıştık. Hatta nazımız geçen bazı dostlarımıza emrivaki yapıp bilet sattık.
              Sevgili başkanımız Rıfat Boyacıoğlu, yönetin kurulu üyelerimiz Dr.Tahir Turan, Müteahhit İbrahim Aydoğar, mali müşavir Tayyar Önal ile birlikte bu gecenin kalabalık olması için üstün çaba harcadık. Ama en çok 200 civarında insanı ikna edebildik.
              Bildiğim kadarı ile Atatürkçü düşünce derneği yöneticisi sevgili arkadaşlarım da çok çalıştılar.
              Ama toplum öyle bir noktaya getirildi ki; sosyal, siyasal içerikli bir toplantı olduğunda ilgi az, ama spor ve eğlenceye dönük olduğunda ilgi sınırsız.
              Bu olayı geçtiğimiz 3 Eylül Ödemiş’in kuruluş günlerindeki programlarda da gözledik. İnsanlarımız panel, konferans olduğunda, kendi sorunları konuşulurken yoklar, ama müzik ve eğlence olduğunda yer bulmak imkânsız.
              Neden böyle olduk biz? Sorunlarımıza neden uzak duruyoruz?
              Cevap galiba biraz siyasal.
              İnsanlarımız 12 Eylül 1980 darbesinden sonra ülke sorunlarından, siyasetten uzaklaştırıldılar. Apolitik bir toplum yaratıldı. Ülkeyi yönetenler yazılı ve görsel medya aracılığı ile insanlarımızı spora, özellikle futbola, şans oyunlarına yönlendirildiler. Kendi sorunlarına yabancılaştırıldılar.
              Tıp ki, İspanya devlet başkanı faşist Franko’nun dediği gbi toplumu Futbol, Festival ve Din ile avuttuğu gibi.
              Yoksa, kamu yararına çalışan ve yüksek idealleri olan iki derneğin faaliyetine katılım bu kadar az, bir spor derneğinin toplantısı bu kadar kalabalık olmazdı.
              Dikkatimi çeken önemli bir konu da davetiye verildiği halde Atatürk’çü Düşünce derneğinin gecesine hiçbir yöneticinin gelmemesi oldu.
              Bunu yukarıda anlatmaya çalıştığım nedene bağlayamayız. Yakınen tanıdığım ve Atatürkçülüğünden şüphe duymadığım sevgili yöneticilerimizin eğer ciddi bir mazeretleri yoksa bu da olsa olsa “iktidar baskısı”mı?  Diye düşündüm. 28.11.2007


28 Kasım 2007  17:25:22 - Okuma: (890)  Yazdır




İstatistik