Yazı

Kuzey Irak’a Operasyon
Kuzey Irak’a Operasyon 

Asil S. Tunçer

Kuzey Irak’a-Davullu Zurnalı-Operasyon

Türkiye'ye yönelik faaliyetlerini Irak'ın kuzeyinden örgütleyen ve lojistik destek sağlayan terör örgütü PKK'nın mini bir hidroelektrik santrali, hastaneleri, okulları ve bankası olduğunu biliyor musunuz? Bundan ayrı askeri tesisleri ve karakolları olduğunu değişik amaçlı tesisleri ve gümrük ve vergi departmanları bulunduğunu duydunuz mu? Bununla birlikte 200 kadar kasaba ve 300 kadar köyü de denetiminde bulundurduğunu biliyor muyuz? (Haber, www.mynet.com ve www.ulusalegemenlik.net).
 
Alınan bilgiye göre, Kuzey Irak'taki Star ekibi PKK'nın kontrolündeki bazı köylere girmeyi ve örgütün barajını görüntülemeyi başardı. PKK, Irak'ın kuzeyinde Türk sınırına paralel 300 km hattın neredeyse tek hâkimi. Mesud Barzani'nin lideri olduğu Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetime rağmen örgüt, varlığını bu bölgedeki dağlık alanda ve köylerde rahatlıkla sürdürüyor. Terör örgütünün kontrolünde Türkiye sınırına paralel uzanan alanda 300'den fazla köy bulunuyor. Bu köyleri lojistik üs olarak kullanan PKK'nın denetimindeki alan yaklaşık Zaho'nun kuzeyinden İran sınırına kadar uzanıyor. 300 km.yi aşkın sınır hattı boyunca devam eden PKK bölgesinin derinliği kimi yerde 5 km içeriye sarkarken, Kandil gibi bölgelerde 80 km civarında bir derinliğe sahiptir. (Haber, www.mynet.com).
 
Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, ülkesinin etkin olarak Türkiye ile işbirliğinde bulunmanın yollarını aradığını ve artık Kürtlerin, Irak topraklarında ayrılıkçı askeri faaliyette bulunmasına izin vermeyeceğini söyledi. Mısır'ın başkenti Kahire'deki Arap Birliği Merkezi'nde Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile ortak bir basın toplantısı düzenleyen Celal Talabani, ''Irak, Türkiye'ye yönelik tüm şiddet operasyonlarına karşıdır. Tüm çabalarımızı hem Türkiye'yi hem de Irak'ı tehlikeye atan terörizm tehdidini durdurmaya yoğunlaştırıyoruz. Recep Tayyib Erdoğan hükümetine yönelik herhangi bir askeri eylemi, Irak'a yapılmış bir eylem olarak değerlendiriyoruz'' diye konuştu.
 
Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ise 12 Nisan 2007 günü yaptığı konuşmada “biz PKK ile savaşıyoruz ama içerideki bazı odaklar etkinlikleri ile PKK’yı cesaret veriyor” dedi, (Haber, Kanal D Ana Haber, 11.11.2007).
 
Bu arada PKK belasının 1972’lerde oluşmaya başlayıp 1978’de Diyarbakır İli, Lice İlçesi, Fis Köyü’nde resmen kurulduğunu hatırlayalım. 12 Eylül darbesiyle birlikte kıyıma uğratılan sol örgütlerin yuvalandığı ve yer bulduğu bir örgüt oldu PKK o zamanlar. Ezilen Doğu ve Güneydoğu halkıyla bütünleşti ilk günlerinde. Bugünkü şekle girmesi ve çoluk çocuk demeden insan öldürmesi daha sonraları edindiği bir yöntem. 1980’lere doğru yeraltına çekilen ASALA’nın devamı niteliğine bürünerek AB ve ABD’nin Türkiye’ye karşı oynadığı bir kart durumuna geldi zamanla. PKK’nın her çıkışı (daha doğrusu üstümüze salınması) Türkiye’nin ABD’ye bir taviziyle sonuçlandı. Nihayet BOP ve yeniden şekillenen Irak ve Kuzeyi, ABD’nin bölgede yarattığı bir işgal kaosuyla Türkiye’nin karşısına daha da büyüyen bir sorunlar yumağını çıkardı; (sözde) Kürdistan. Bugün Kuzey Irak’ta kurulan ABD-İsrail bağlantılı Kürt Devleti, aslında PKK’nın kendisidir, ülkesidir. Yani PKK dağdadır, Barzani ovada. Bu süreci Türkiye’nin güneydoğusundan koparılacak toprak ve ileride gerçekleştirilecek bütünleşme izleyecektir. Türkiye yıllardır –Çekiç Güç– döneminden beri kendi sonunu hazırlamaktadır. Türkiye aslında adı konmamış bir mücadele ve gizli bir savaşın içindedir. Bunu sadece telaffuz edememekte, kafasını kuma gömmeyi sürdürmektedir. Bunu bölgede yıllarını vermiş Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu’da muhtelif programlarda bir şekliyle söylemektedir, tek ben değil.
 
Öte yandan terör örgütü PKK, Kerkük'te bir bildiri yayınlayarak, Türkiye'nin Kuzey Irak'a askeri müdahalesi halinde, başta Irak Milli Türkmen Cephesi üyeleri olmak üzere Türkmenleri öldürme tehdidinde bulundu. Söz konusu bildirinin bazı caddelerde dağıtıldığı, bazı evlere ise postalandığı kaydedilirken, Irak Milli Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Sadettin Ergeç yaptığı açıklama ile, "Bu ilk tehditleri değil, tehditlerden korkmuyoruz" dedi. Bölgedeki PKK'lı gruplara çağrı niteliği taşıyan bildiride, "İşgal edilen Kerkük'te bulunan gruplarımızın mücahitlerine: Mücahit Rahimava bölgesi savunucusu Şehit Nazım Hamet Süleyman grubuna, İmam Kasım bölgesi savunucusu Şehit İzzettin Kara Mehmet grubuna, Şorca bölgesi savunucusu Şehit Kamil Molla Veyis ve Şehit Arba Garip grubuna, Azadi bölgesi savunucusu Şehit Mustafa Azadi grubuna, milliyetçi, vefalı ve fedakâr Kürtlerin dikkatine. Gerektiği zaman yukarıdaki gruplarla irtibata geçiniz. Çünkü Mutasam'ın torunları Kürdistan'da PKK'lıların olduğunu iddia ediyor. Dolayısıyla da Kürdistan'a saldıracaklardır. Osmanlı'dan kalan Kürtlere karşı düşmanlıkları var. Kürtleri yok etmeyi hedefliyorlar. Bütün Turancıların bürolarına saldırmak için, bugünden itibaren kendimizi hazırlamak lazım. Her çeşit silah kullanarak, cesetlerini yakarak, gasp edilen haklarımızı geri almalıyız. Irak Türkmen Cephesi 'eşeklerine' diyoruz; İyi biliniz ki, Türkiye'nin Kürdistan'a saldırması halinde, sizlerden intikam alacağız" ifadeleri yer aldı. Terör örgütü PKK tarafından dağıtılan bildirileri başta ABD'li muhatapları olmak üzere Iraklı yetkililere de ilettiklerini söylen ITC Başkanı Ergeç, "Amerikalı yetkililerin konudan haberleri var. Bu konuda sorumlulukları da var. Sorumluluk sahibi kişiler üzerine düşeni yapmalıdır. Terör örgütünün görevi terör yaratmaktır ve yapmaktır" diye konuştu. PKK'lı teröristlerin bildiriyi Kerkük'te bulunan Talabani'nin partisi Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Barzani'nin Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) Peşmergelerinin yardımı ile Erbil başta olmak üzere Telafer, Musul'un bazı bölgeleri, Tuz Hurmatı, Altınköprü ve diğer Türkmen bölgelerinde dağıttıkları bildirilirken; durumdan haberdar olan ABD güçleri ile merkezi Irak Hükümeti'nin şuana kadar herhangi bir soruşturma başlatmadığı belirtildi, (Kerkük, İHA). Yahu niye başlatsın ki; adamın istediği bu zaten. Bunu tek Türkiye göremiyor o başka…
 
Sınırlı ve danışıklı bir operasyonla ki bu operasyon günlerdir davul-zurna eşliğinde tüm dünyaya ilan edilmiş durumda, soruna kalıcı bir çözüm getirmez… Zaten bundan beklenen de bu değildir. Yalnız Türkiye tükürdüğü tükürüğü tekrar geri almamak için ne yapıp edip bu operasyonu yapmalıdır. Bu operasyon bir anlamda prestij operasyonu olacaktır zaten. 
Ancak kalıcı bir çözüm için Kuzey Irak içinde yapılanmak, sınırların yeniden gözden geçirilmesi yani Gabar’ı karşımıza almak değil sırtımızı dayamak zorundayız. Bu İran ile yapılan sınırın yeniden çizilmesi ve daha güvenli hale getirilmesi anlaşması benzer bir çalışmayla kotarılabilir. Bu İran içinde yuvalanan PKK’nın İran kolu içinde geçerlidir. Çünkü teröristler buralarda yuvalanmakta ve karşı tarafın zaten tam koruyamadığı eğreti sınırlardan rahatlıkla içeri sızmaktadır. Sorun sadece operasyonla çözülmeyebilir ama emin olduğum bir şey var: Ben Türküm diyen her birey bu operasyonu istiyor. Artık bu bir onur-şeref meselesi oldu. Şehitlerin sızlayan kemikleri ve şehit ailelerinin de sızlayan içlerine bir nebze su serpecek bu harekât biran önce yapılmalı. Yoksa Türkiye’nin itibarı dışarıda ve içeride iki paralık olacak. Gazilerimizin yaralarını iyileştirecek ve Türklerin şaka yapmadıklarını gösterecek bu sınır ötesi çalışmayı biran önce görmek istiyoruz. Başta PKK ve Barzani ile Talabani’ye mutlaka sopa gösterilmeli.
 
Bu arada daha düne kadar Irak’ta bırak PKK’lıyı bir kedi bile vermem diyen adama ne oldu? Ne oldu da birden çark etti. Devlet adamı olamamış bu devlet başkanı kendisini çok iyi bir ABD uşağı olduğunu herkese bir kez daha ispat etti. Artık onlara hiçbirimiz kesinlikle inanmıyoruz. Zaten ne geldiyse başımıza ABD’ye ve onun Uşaklarına inanmaktan geldi ya...


15 Kasım 2007  13:54:09 - Okuma: (1210)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik