Yazı

Biz Bu Günlere Layık Değildik
Biz Bu Günlere Layık Değildik 

Özcan Nevres

Her şey Demokrat Partinin kuruluşu ile başladı.

Gerçi daha da gerilere gider ama o dönemde ulu önder Mustafa Kemal Paşa yönetimin başındaydı. Çok partili hayata geçiş için verdiği startta Fethi Okyar’ın kurduğu parti dini söylemlere başlayınca kurduğu parti hemen kapatıldı ve çok partili hayata geçiş rafa kaldırıldı. Bin dokuz yüz kırk beşte İsmet İnönü’nün talimatıyla çok partili hayata geçiş kararı alındı. Birçok parti kuruldu ama ön plana çıkan Demokrat Parti olmuştu. Zira o parti halkın hoşuna giden şeyler söylüyordu. CHP din düşmanıdır. Bu nedenle din elden gidiyor diye başlatılan propagandalara ucuzluk ve bolluk vaatleri de eklenince daha tam örgütlenmeden girdiği ilk seçimde bin dokuz yüz kırk altı yılı seçimlerinde neredeyse iktidarı ele geçirecekti.
Demokrat Parti bin dokuz yüz elli seçimlerine kadar sürekli dini istismar etti. İsmet Paşa Atatürk kadar ileriyi göremediğinden ve onun kadar sert olamadığından bu istismarı görmezlikten geldi. Halk ise ilmi ve çağdaşlığı seçeceğine geriye gidişe destek vererek Demokrat Partinin ezici bir çoğunlukla iktidar olmasını sağladı.
Demokrat Parti iktidarının ilk icraatı ezanın Arapça okutulması kararı oldu. Daha sonra Türk insanını aydınlığa götürecek, sanatta, ilimde ve eğitimde şahlandıracak olan Köy enstitülerini kapatarak bu yolun kapanmasını sağladı. Parti söylemlerinde liberaldi ama o sadece sözdeydi. Aslı ise savurganlıktı. CHP nin hazinede bıraktığı paraları ve daha kötüsü bir mirasyedi savurganlığıyla dış itibarımızı da kısa zamanda savurup tüketti. En büyük sloganı Türkiye’de kerpiç duvarlı ve çamur sıvalı damlı ev bırakmamaktı. Çağdaşlık ve teknoloji onların umurunda bile değildi. Halkın eline bu savurganlık yüzünden ummadığı kadar para geçiyordu. Tutumluluk dönemi kapanmış olduğundan yamalı elbise giymenin de dönemi kapanmıştı. Yaratılan yalancı cennete kanan halk bin dokuz yüz elli dört seçimlerinde CHP yi neredeyse tarih sahnesinden silecekti. Demokrat parti parlamentoya beş yüz atmış altı millet vekili sokarken CHP ancak otuz dört milletvekili sokabilmişti..
Yalancı bahar fazla uzun sürmedi. Savurganlık yokluğu ve yoksulluğu getirmişti. Önemli tüketim mallarının fiyatı artmakla kalmıyor karaborsaya düşüyordu. Teknolojiye yatırım yapılmadığı ve ithalatın kapıları kapandığı için çiftçi sabanının ucuna taktıracak demiri bulamıyordu. Ülke bürokrasisinde iki evrakı birbirine tutturacak toplu iğne bile bulunamıyordu. Karaborsayı önlemek için Milli Korunma Kanunu çıkarıldıysa da işe yaramadı. Bazı küçük esnaf beş kuruş fazla sattı diye yıllarca hapislerde yattı. Bu vahim durumdan kurtulmak için bin dokuz yüz elli sekizde yapılması gereken genel seçim bir yıl öne alındı. Bu seçimde CHP yükselirken Demokrat Parti önemli oranda kan kaybetmişti.
İktidar çaresizdi. Ödenemeyen dış borçlar yüzünden en zorunlu mallar bile ithal edilemez olmuştu. Halka yokluğu ve yoksulluğu unutturmak için Vatan Cephesi kuruldu. Milliyetçiler bu cephede toplanacaklar, komünistler ise CHP de kalacaktı. Kahvehaneler bile bölünmüştü. Ülke hızla kardeş kavgasına doğru sürükleniyordu. Bin dokuz yüz atmış darbesiyle bu kötü gidişe son verildi. Darbe sonrasında kurulan Anayasa komisyonu dünyanın en modern anayasasını hazırladı. Anayasa oylamaya sunulduğunda eski demokratların hayır deyin hayırlı olsun kampanyası sağduyulu seçmenler tarafından benimsenmediğinden büyük bir çoğunlukla kabul edildi.
Yıllardır bu modern anayasayı budamakla uğraştılar ve sonunda da başardılar. Böylece çağdaş olmanın önünü tamamen kesmiş oldular. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye bu duruma düşmemeliydi ama ne yazık ki düşürüldü. Uyan artık Türk insanı uyan. Gelişmiş ülkeler uzay yarışına girmişken, uydulardan yerdeki karıncaların resmini dahi çekerken biz ne yapıyoruz? ASELSAN gibi modern bir kuruluşumuza sahip çıkmamız gerekirken onun bile önünü kesmeye çalışanlar var. Nedeni ise ülkenin çağdaşlığa doğru ilerlemesine engel olmak arzusu. Bu oyunu bu ülkenin insanı bir gün mutlaka bozacaktır. Çağdaşlığa doğru ilerleyişimizin önünü hiçbir güç kesemeyecektir.
Özcan Nevres


9 Kasım 2007  09:09:03 - Okuma: (802)  Yazdır




İstatistik