Yazı

Cumhuriyet ve demokrasi-2
Cumhuriyet ve demokrasi-2 

Asil S. Tunçer

Cumhuriyette çocukta insanı arar ve çocuğu ortadan kaldırmak pahasına onda yalnızca büyümesi gereken şeye hitap eder. Demokrasi ise insanı şımartır. Çünkü ona yetişkin muamelesi yapar.

Cumhuriyette toplum, birinci görevi her konuda yargıda bulunma gücüne sahip yurttaşlar yetiştirmek olan okula benzemelidir. Demokraside okulun görevi yöneticiler yetiştirmektir. Cumhuriyette okul, duvarlar ve özel yönetmelikler arkasında kapalı bir yer olmak zorundadır. Çünkü bunlar olmazsa okul, onu her biri farklı bir yöne çeken sosyal, politik, ekonomik veya dinsel kuvvetler karşısında bağımsızlığını kaybedecektir. Böylece cumhuriyetçi okulun şöhretini aydın işsizler teşkil edecek, buna karşılık demokratik okul rekabet gücüne sahip bir aptallar topluluğu yetiştirecektir.
 
         Cumhuriyet okulu sever. Demokrasi okuldan korkar. Ama her ikisinde de en çok sevdikleri veya korktukları şey felsefedir. Demokratik eğitim sistemleri felsefeyi, seçimlik bir ruh eğitimi tamamlayıcısı olarak görür. Ona göre bu eğitim, gerçekte papazlarla şairler arasında paylaştırılması gereken bir eğitimdir. Cumhuriyette ise amacı öğretileri sergilemek değil, problemler yaratmak olan felsefe mecburi bir ders konusudur. Cumhuriyette öğrencilerin toplumsal kökeni ne olursa olsun, aydınları organik bir bağla topluma bağlayan okul, öncelikle felsefe dersidir.
 
         Cumhuriyet, felsefi bir kavram olduğu için ebedidir, sonu yoktur. Onu ileriye götüren de bu sonsuzluğun kendisi, bu kendinden memnun olmamasıdır. Demokrasi ise sosyolojik bir olay olduğu için kendi aynasında kendini güzel bulur.
        
Demokraside ana kavram iletişimdir. Cumhuriyette kurum. Cumhuriyetçi terminolojide okul müdürü, saygı uyandıran bir kavram iken demokraside utanç verici bir kavramdır. Gazeteci, reklâmcı, şarkıcı, işadamı demokrasinin rehberini teşkil eder. Öğretmen, yargıç, bilim adamı, cumhuriyetin rehberini oluşturur.
        
Bir demokrasi kendisini çevreleyen gürültü patırtı içinde rahatça yaşayabilir. O, bundan uzun vadede tamamen kendi kendisine bir düzenin çıkacağından emindir. Cumhuriyette ayırım ve ayırt etme sessizlik kaleleri ve plajları gerektirir. Cumhuriyet sessizlik iyimserliği, demokrasi gürültü iyimserliğini oluşturur.
 
         Cumhuriyetin birinci erdemin hafıza olmasına karşılık demokrasinin gücü unutmada yatar. Cumhuriyette en büyük değer kütüphaneye, demokraside televizyona verilir. Cumhuriyet bir kütüphanede yaşayanlardan çok ölülerden meydana gelir. Oysa demokraside televizyon olduğu gibi, yaşayanlara bilgi vermek hakkına sahip olanlar yalnızca yaşayanlardır.
        
Cumhuriyet için devlet, demokrasi için birey önceliklidir. Cumhuriyetçi eşitlikçi olmadan eşitliği sever. Buna karşılık demokrasinin programında toplumsal eşitlik yoktur. Demokraside ekonomik eşitsizliklerin yaratmış olduğu problem ne kadar aşılmak istenirse o kadar çok ve o kadar yüksek sesle insanların özgürlüklerinden söz edilir. Eşitlik kavramından demokrat, sadece kanun önünde eşitliği anlamakla yetinebilir.
 
Ancak cumhuriyetçi ona zorunlu olarak maddi şartların belli bir eşitliğini ekler. Ona göre bu olmaksızın yurttaşlık anlaşması sahte bir paylaşmadır. Gelirler veya ücretler arasındaki aranın bire elli olduğu bir memlekette artık cumhuriyetten bahsedilemez, ama demokrasiden bahsedilir. Yoksulluk demokrasiyi üzer, ama bir cumhuriyeti sarsar. Demokrasi, maksimum bir dayanışma ve birkaç bağış ister. Cumhuriyet minimum bir kardeşlik ve birçok kanun.
        
Cumhuriyetçi insanı yurttaştan ayırmaktan kaçınacaktır. Çünkü bir insana politik haklarını veren, siteye ait olmadır. Bireyin artık bir yurttaş gibi değil basit bir özel şahıs olarak ele alındığı andan itibaren, ufukta kölelik kendini gösterir. Cumhuriyette özgürlük bireylere ancak kanunların gücüyle yani devletle gelir. Demokratlar sadece insan haklarından söz ederken cumhuriyetçiler buna yurttaşlık haklarından da söz ederler.
        
Cumhuriyette aralarındaki görüş ayrılıklarını açıklığa kavuşturmak hatta karşılıklı saygı içinde onları keskinleştirmek için tartışmanın yararlı olduğu düşünülür. Cumhuriyetçinin parolası ve görüşler beni ilgilendiriyordur. Demokratınki ise aşırı olan her şey değersizdir.
 
         Azınlıkta kalan bir cumhuriyetçi öfkelenir, köpürür, azınlıkta kalan bir demokrat ise çöker, yok olur. Genel kural olarak cumhuriyetçi ekonomiden hoşlanmaz. Maliye müfettişlerine gelince onlarda demokrasiye bayılır.
        
         Sürecek...


3 Kasım 2007  00:41:10 - Okuma: (584)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik