Yazı

Edebiyat Âleminden I
Edebiyat Âleminden I 

Ahmet Mocan

1. Ünlü Türk karikatüristi Cemal Nadir Güler’e bir dostu sorar: “Senin soyadın Güler ama suratın hep asık duruyor.”

Cemal Nadir cevap verir: “Evet, benim soyadım Güler ama Nadir Güler!..”
2. Şair Eşref Kırkağaç’ta kaymakamdır. Kaymakam binasının aktığını ve tamir gerektiğini merkeze yazar. Merkezden: “Nerelerin aktığını teker teker bildiriniz.” talimatı gelir.
Şair Eşref, bu isteğe şu kısa cevabı verir: “Musluklar hariç her yan akıyor!”
3. Şair Nef’i, Türk edebiyatının önde gelen hiciv yazarlarındandır. İdam fermanı yazılırken bile hicvetmekten vazgeç(e)mez.
İdam fermanını yazan zenci kâtibin divitinden yere mürekkep damlar. Bunu gören Nef’i, kâtibe dönüp: “Teriniz damladı.” der.
Nef’i’nin idamı, denizde boğdurulmak şeklinde gerçekleştirilir.
4. Abdülhak Şinasi Hisar, Süleyman Nazif ile sohbet ederken, ona bir soru sorar:
“ ‘Ebe’ ve ‘gebe’ kelimeleri anlam olarak doğum kavramıyla ilgili kelimelerdir. Bunların arasında acaba kök birliği var mıdır? Çok merak ediyorum; ‘gebe’ mi ‘ebe’den, yoksa ‘ebe’ mi ‘gebe’den çıkmıştır?”
Süleyman Nazif, bir kahkaha attıktan sonra: “Tabiî ‘ebe’ de herkes gibi ‘gebe’den çıkmış ve büyüyüp yetiştikten sonra ‘ebe’ olmuştur.” der.   
5. Namık Kemal, oğlu Ali Ekrem Bolayır’a bir mektup yazar:
“Ekremciğim, ne yapacağımı bilmediğim için sana mektup yazıyorum. Ne yazacağımı bilmediğim için de mektubuma son veriyorum. Gözlerinden öperim.”
6. Bir toplantıda gençlerden biri Mehmet Akif’i küçümsemek maksadıyla sorar:
“Affedersiniz, siz baytar mısınız?”
Mehmet Akif cevap verir:
“Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?”
7. Yahya Kemal, Nazım Hikmet’e ders veren hocalardandır. Bir gün Nazım Hikmet, Yahya Kemal’e, kız kardeşinin kedisi için yazdığı bir şiiri okur. Yahya Kemal, kediyi görmek ister. Gördükten sonra da:
“Sen bu pis, uyuz kediyi böyle övmesini biliyorsun ya, büyük şair olacaksın.” der.
8. Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel anlatır:
“Bakan olduğum sıra bir dilci yanıma gelerek, bizdeki gün isimlerinin Türkçe olmadığını, bunları değiştirmek gerektiğini söyledi.
Pazar, Pazartesi, Çarşamba, Perşembe kelimeleri Farsça; Cuma ve Cumartesi kelimeleri Arapça; Salı kelimesi Türkçe.
Bu durumun yüz kızartıcı olduğunu, gün adlarına Türkçe karşılıklar bulduğunu ve bunun kabul edilmesini benden istedi.”
 
İşte dilcinin teklif ettiği yeni kelimeler:
“Pazartesi: öngün, Salı: işgün, Çarşamba: güçgün, Perşembe: koşgün, Cuma: yorgün, Cumartesi: bitgün, Pazar: gezgün”
9. Tevfik Fikret’e hanımı eşi tarafından bir yalı kalır. Âşiyan’a çekildikten sonra yalıyı kiraya vermek ister. Aylığına on altın istediği için kimse yalıyı tutmaz. Fikret cama şu ilanı asar:
“Gel beri varsa cebinde pâra
Verilir işbu yalı icâra
Evvel on altın idi, şimdi sekiz
Sahibi bakmıyor artık kâra”
10. Şair Haşmet, Kurban Bayramı öncesi Beyazıt Meydanı’nda dolaşırken Şaire Fıtnat Hanım’a rastlar. Haşmet: “Hanımefendi, ne geziyorsunuz, bir hizmetiniz varsa emredin göreyim.”
Fıtnat Hanım: “Efendim, kurban almaya çıktım.”
Haşmet: “Kabul buyurursanız bu sene kurbanınız ben olayım. Kulunuzu kurban ediniz.”
Fıtnat Hanım: “Teşekkür ederim, ama ben boynuzsuz koç arıyorum.”
11. Hayatî’nin Postî adında bir şair arkadaşı vardır. Bir gün Postî’ye şöyle bir soru gönderir:
“İt postu, domuz postu tabak edilerek temiz olur mu?”
Postî de Hayatî’ye şu cevabı gönderir:
“Hayatı da murdardır[kirli, pis], ölüsü de.”
[“Postî” ve “postu” kelimeleri ile “Hayatî” ve “hayatı” kelimelerinin Osmanlıca yazılışları aynıdır.]
12. Yahya Kemal’e “Ankara’nın en çok neresini seviyorsunuz?” diye sorduklarında şu cevabı verir:
“İstanbul’a dönüşünü.”
13. Abdülhak Hamit Tarhan, bir şiir üzerinde çalışırken hizmetçisi içeri girer. O sırada yazmakta olduğu şiir için bulduğu kafiye aklından çıkar.
Adı “Nafiye” olan hizmetçiye seslenir:
“Geldi Nafiye, gitti kafiye…”
14. Birisi Necip Fazıl’a: “Efendim, Fransa’da yayınlanan bir ansiklopediye Türkiye’den sadece iki şair almışlar.” der.
Necip Fazıl sorar: “İkincisi kim?”
15. Ragıp Paşa, bir gün aniden kütüphanesine girer. Bakar ki kitapları hiç temizlenmemiş, kir içinde.
Kütüphaneye görevli olarak aldığı kişiyi çağırır ve der ki:
“Aferin evlâdım! Emaneti çok iyi koruyorsun. Hiçbir şeye el sürmemişsin…”
Ahmet Mocan


31 Ekim 2007  00:33:50 - Okuma: (1332)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik