Yazı

Binbir gece masalı
Binbir gece masalı 

Asil S. Tunçer

Birileri hala bu memlekette ‘Bin bir Gece Masalları’ anlatıyor. Siz insanların %47’lerle oylarını bir torba kömüre veya una sattığına bakmayın.

Daha dün dinci militan olan kadroların bugün demokrasi ve laiklik havarileri haline dönmüş gözükmelerini kimse yutmuyor. Hazine’den 30 Trilyon para dağıtıp, Temmuz’un 22’sinde seçim tarihi saptayarak büyük anakentlerdeki potansiyel demokrat seçmenin 70 vekil çıkaracağı yerlerden en fazla 7 vekil çıkarabileceği sayfiyelere akacağını fırsat bilerek böylece ya oy’unun gücünü 10 kez küçültüp ya tatil veya seyahat ya da iş sebebiyle oy kullanamayacakların gücünü sıfırlayarak kendine en az %10’luk bir üstünlük sağlamış olmasını, tüm bunların yanı sıra arkasına AB ve ABD’yi de alarak Hükümet olma avantajını iyi kullanmasını kimse unutmuş değildir. Eğer seçim 22 Temmuz 2007 yerine 2 Aralık 2007’de yapılsaydı bakın sonuç nice olurdu?
Tüm yaşamları boyunca sadece bir hedef için yetiştirilmiş, ‘İslam Devleti’ olmazsa olmaz için gencecik beyinlerini feda etmiş ve bu ereklerine ulaşmak için de, Fettullah’ın sızıntılarını içlerine akıtarak anti-Atatürkçü olmayı başarmış bu vatandaşlar AB ve ABD sayesinde her türlü Ilıman İslam oyununu sonuna kadar oynuyorlar. Bunları yollarına devam ettirten şey ise bu ortada dolaşan ve nereden geldiği belli olmayan 45–50 milyar dolarlık nakdin sıcaklığıdır.
Şu an Türkiye’de genelde ekonominin bu garabet dolu sıcak parayla, daha doğrusu likidite fazlasının yarattığı avantaj ile ancak nefes alabilmektedir. İktisadi olarak en geri varsaydığımız Afrika ülkelerinin bile ekonomilerini bize göre daha hızlı geliştirdikleri bu dönemde Türkiye kendini ve olanaklarını heba etmektedir. Cari açığı her gün büyüyen, ihracat yerine ithalat rekorları kıran, imalatın dibe vurup üretimde dışalımın payının %85’lere çıktığı, Cumhuriyet Hükümetlerinin hepsini sollayarak borçlanma hızını ikiye katlamış bu Hükümet’in, memleketi neredeyse Duyun-u Umumiye’yi tekrar kurdurma aşamasına getirdiğini görmekteyiz. İleriye dönük hiçbir endüstri yatırımlarının olmadığı, ülkenin tüm kaynaklarını satıp çarçur ettiği, yapılan özelleştirmelerde yabancı firmalara yeni yatırımlar ve istihdam yaratma mecburiyeti koyan Balkan ülkeleri kadar bile öngörüsü olmayan bu seçilmişlerin başarılı olduğunu mu düşündüğümüzü mü sanıyor musunuz?
Dünyanın en yüksek faizini vererek ülkeyi IMF ile akraba yapan bir devrin seleflerinin bugünkü halefleri, kendilerine düzülen düzenci methiyeleri sona erince, paralar suyunu çekince veya verilen dış destekler bitince ne yapacaklar? O zaman Parlamento dışında kalıp verecekleri hesapların çetelelerini mi tutacaklar? Ve sonunda da tümü birden Yassı Ada’ya mı boylayacaklar?
Bugün % 56’lık bir katılım oranıyla % 70’lik bir ‘Evet’ oyuyla ‘Cumhurbaşkanını Halk Seçsin’ diyenler belki de gerçekten seçse mi seçmese mi gibi bir ikili soruyu net cevaplarla yanıtlayamayacaklar ama sırf iktidar mı muhalefet mi sorusuna bu şekilde yanıt verdiler. Bunda Tayip mi yoksa Baykal mı diye sorulsa yine aynı sonuç çıkardı... Çünkü halk artık neyi değil kimleri oyladığına bakmaya başladı.
Gerçi bu önemli referandum sabah erken saatlerde ajanslara düşen şehitlerimizin acı haberleriyle biraz gölge de kaldı. Türkiye bir kez daha en önemli meselesiyle yoğunlaştı: Güvenlik ve Terör.
Televizyonlar bütün gün bayraklara sarılı tabutları ve onları son yolculuğuna uğurlayan gözü yaşlı anaları ekrana getirdi. Ben aynı ekranlarda darağacına çekilen APO’yu ve yakalanan her teröristin asılışını seyretmek isterdim. Çünkü benim acım ancak o zaman hafifleyecek.
Tekrar söylüyorum. APO’yu derhal asın! Tüm PKK’lı teröristleri de... Ne Amerika’yı ne de AB’yi dinleyin. Sizin dinleyeceğiniz tek adres var. O da biricik evlatlarını bu vatana feda eden şehit aileleri...
Yoksa yakında bırakın vatan için ölüme gidecekleri, askere gidecek oğul bulamayacaksınız...
Benden söylemesi...


21 Ekim 2007  23:16:52 - Okuma: (728)  Yazdır




İstatistik