Yazı

Yazık değil mi?
Yazık değil mi? 

Etem Kutsigil

YAZIK DEĞİL Mİ REFERANDUM İÇİN GİDECEK BUNCA PARAYA ?

Sevgili okuyucularım, Pazar günü yapılması kararlaştırılan “Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesi” ile ilgili halkoylamasının (referandum) öncesini lütfen hatırlayın.
10. Cumhurbaşkanımız Sayın Sezer’in görev süresi bitmek üzeredir. AKP’nin yaptığı yanlışlıklara, zaman zaman fren görevi yapan Sayın Sezer’in süresinin bitişiyle ayrılışı, AKP’ce, Çankaya yolunun açılması türbanın Çankaya zaferi gibi algılandı. Fakat tam bu sırada halkın gür sesi AKP’nin bütün hesaplarını altüst etti. Halk, Cumhurbaşkanı seçiminin seçilecek Meclise bırakılamasını istiyordu. AKP eski Meclis’in seçmesinde ısrarlıydı. Halkın tepkisini görünce AKP Lideri, aday olmaktan vazgeçerek yakın arkadaşı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül’ü Partisinin adayı olarak ilan etti. Fakat Anayasa Mahkemesinin (Toplantı yeter sayısı konusundaki kararıyla kimse seçilemedi. O zaman AKP bu işi inada bindirdi. Genel Seçime az bir süre kalmasına rağmen, inatlaşma devam etti. Bir yandan Erken Seçimde çoğunluğu sağlayamama endişesiyle yine adeta akşamdan sabaha ve alel acele bu Pazar günü yapılması öngörülen “11.
Cumhurabaşkanımızı halk seçsin mi?” sorusuna Referandumla halkın kararının istenmesi, işleri içinden çıkılmaz bir noktaya getirdi. Referandum için tesbit edilen tarih, erken seçim tarihinden sonraya denk geldi, Erken Genel Seçiminde AKP ezici bir çoğunlukla tekrar ve tek başına iktidar oldu.  AKP Sayın Gül’ün seçilememesini, erken seçimde koz olarak kullandı. Ve Sayın Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçiminde mağdur olduğunu ileri sürerek, bu haksızlığı gidermek amacıyla oy istedi. Yeni Meclisin ilk ictaatlarından birisi Sayın Gül’ü Cumhurbaşkanı olarak seçmek oldu.
Mesele bitti derken bu kez de Halkoylaması başımıza dert oldu. Referandum metni için yeterli zaman ayırmadıklarından iki tane 11. Cumhurbaşkanlarımız olacak.
Derken son anda TBMM Cumhurbaşkanını seçti. Zira Cumhurbaşkanını seçmeseydi, Genel Seçimin yenilenmesi gerekecekti.
Bu hafta başında TBMM toplanarak referandum maddelerinin bir kısmını iptal etti. Oysa ki sınır kapılarında oylama başlamıştır. Ve referandum büyük bir ihtimalle Anayasa Mahkemesine gidecektir.
Diğer yandan da önceki yazımda söz ettiğim Yeni bir Anayasa  hazırlandığı gündeme geldi. Yarın yarından sonra “Sivil Anayasa  Tasarısı” TBMM’ne gelecek. Ve arkasından da yine Halk oylaması. Dünya kadar masraf... Pekiyi de, Cumhurbaşkanı öyle veya böyle seçilmiş olduğuna göre bu Referandum mutlaka yapılmalı mıydı?
 
Referandumla neyi belirleyeceğiz.  
1. Genel Seçimler beş yılda bir değil de, dört yılda bir yapısın    ( mı? )
2. Cumhurbaşkanı’nı seçiminin tutanaklarıyla ilgili teknik bir madde. (Kalsın mı? / değişsin mi?)
3. TBMM’nde toplantıların başlama saati ve alınan kararların kaç milletvekili ile olacağını belirleyen Anayasa değişikliğiyapılsın mı? / yapılmasın (mı?)
4. Cumhurbaşkanı seçilebilme koşulları değişsin (mi?) Kimler aday gösterebilir? Cumhurbaşkanı bir defa ve yedi yıl için değil, Beş yıl için seçilecek ve ancak iki defa seçilebilecek. ( 5+5 ) Türkiye Büyük Millet Meclisi seçmeyip, de Halk mı seçsin?
5.Görev süresi dolmadan ayrılan Cumhurbaşkanlarını yerine yenisi nasıl seçilir?
Aklımın almadığı şu; Bu maddelerin hiçbirisinin acesi yok. Bu ve buna benzer maddeler, hazırlanmakta olan yeni Anayasa metnine dahil edilir. İncelenir, oylanır ve yasalaşır. Yeter ki her çıkan bir çok yasamız, yönetmeliğimiz, genelgemiz gibi aceleye gelmesin. Zira o zaman daha mürekkebi kurumadan düzeltme yazıları gelmeye başlıyor ve bu durum TBMM gibi bir kuruma hiç mi hiç yakışmıyor.
Memleketin uçan kuşa borcu varken ve bu muazzam miktardaki (Referandumun maliyeti 103 Trilyon YTL) paralarla acil olarak çözüm bekleyen pek çok problem halledilecekken, bunların yerine tam yedi yıl sonra yaralanılacak bu değişikliklerin İLLE DE BU GÜN OLMASI ŞART MIYDI?
AMA NE YAPARSINIZ Kİ, BİR İKTİDARIN YÖNETİCİLERİ AKILLARINI BEĞENİP, KENDİLERİNİ DEV AYNASINDA GÖRÜRLERSE, BUNA BENZER İŞLER YAPMALARI NORMALDİR.
KİMSE DUYMASIN AMA GAZETELER, TV’LERDEKİ AÇIK OTURUMLAR, BU GİDİŞİN TEK PARTİ DİKTATÖRLÜĞÜ YÖNETİMİNE DOĞRU BİR GİDİŞ OLDUĞUNU DUYURUYORLAR.Onların yalancısıyım. İNANMAYAN UZAK VE YAKIN DÖNEMLERİN TARİH KİTAPLARINA BAKSIN.
YAZIK OLACAK HAVAYA SAVRULAN BU KADAR OKUL, HASTANE, YOL VS YAPILABİLİNECEK PARALARA.
AMA DAHA ÜÇ GÜN VAR. ALLAH ONLARA BU İNATLAŞMANIN ZARARLARINI GÖRME YETENEĞİ VERSİN.
 


18 Ekim 2007  18:54:40 - Okuma: (608)  Yazdır




İstatistik