Yazı

Sevgili Pelin
Sevgili Pelin 

Ümran Songun

Sevgili Pelin;

Biliyor musun?
       
         “Düşündüğümüz, söylemek istediğimiz, söylediğimizi sandığımız, söylediğimiz, karşımızdakinin duymak istediği, duyduğu, anlamak istediği, anladığını sandığı, anladığı... Arasında fark vardır. Dolayısıyla insanların birbirlerini yanlış anlaması için en az dokuz ihtimal vardır.”
         
        Bizim birbirimizi anlamak için dokuz ihtimale ihtiyacımız olmadı hiç. Düşündüğümüzü söylemeden, söylemek istediğimizi söyledik sanmadan anladık birbirimizi. Kendi hayatlarımız hakkında hiçbir bilgimiz yok. Ne sen benim yaşadıklarımı bilirsin ne de ben senin. Yazıma yazdığın bir yorumla tanıdım seni. Ne cismini bilirdim ne de kaşını ya da gözünü. Bir sözünle tanıdım kalbindeki güzelliği. Bir bakış ya da bir söz yeter karşındaki insanı tanımaya. Yeter ki dinle, duy, hisset ve anla. Mühim olan senin duymak istediğin değil, karşındaki insanın sana duyurmak ve anlatmak istediği. Sanıyorum seni duyuyor ve anlıyorum. Senin de beni anladığını biliyorum.
 
          Bir şeyleri anlatmanın her zaman daha iyi bir yolu vardır. Önemli olan o yolu bulmak ve uygulamaktır.
     
    “Beni neden anlamıyor?” demek yerine;
 
 “Ben neden anlatamıyorum?” diye düşünmek gerekir. 
  
       Ne ince bir düşünüştü bu gün bana yaptığın sürpriz. Anlatmak istediklerini ne kadar güzel anlattın. Yüzünde temiz gülümseyişinle işim bitinceye kadar beni bekledin. Bense seni bekletmenin verdiği iç huzursuzluğumla, işimi bitirmek için uğraşıyor diğer taraftan seni izliyordum. Anlamıştım niçin geldiğini. Elindeki poşeti heyecanla salladığını ve gözlerimin ta içine bakışını hissedebiliyordum. Yanaklarımdan öpüp
    
         “Her şey için teşekkür ederim.” Demen beni mahcup etti.
 Asıl ben sana teşekkür ederim, yüce yüreğin ve düşüncelerinin zenginliği için.
          
        Hayatımda aldığım en güzel hediye idi. Hediyemi açtığımda gözlerimden çok kulaklarıma inanamadım desem beni anlar mısın?
 
“Ümran ablacığım, evine, ailene, işine ve tüm sevdiklerine nazar değmesin.”
    
Bu sözlerinle bana verdiğin nazar boncuğunun değerini bin kat daha arttırdığını biliyor musun? Onu iş yerimin en güzel yerine astım. Ona her bakışımda biliyorum ki o mavi göz boncuğunun içinde kalbindeki iyilik ve güzelliği göreceğim. Dilinden dökülen o üç kelime kulağımda hep çınlayacak.
 
         “Evime, aileme, işime ve tüm sevdiklerime nazar değmeyecek.” 
       
          Newyork’ta, Broklyn Köprüsü üzerinde dilenen kör bir dilenci bir gün, bir şairin dikkatini çeker. Dilencinin boynunda asılı bir tabela vardır. Şair, dilenciye günlük kazancının ne kadar olduğunu sorar. Dilencide sekiz - on dolar kadar olduğunu söyler. Bunun üzerine şair, dilencinin boynuna asılı tabelayı ters çevirerek bir şeyler yazar;

         “Şimdi buraya senin kazancını arttıracak bir şeyler karaladım. Bir hafta sonra yanına geldiğimde bana sonucu söylersin” der ve oradan ayrılır.

         Şair, bir hafta sonra dilencinin yanına uğrayıp kendini tanıtınca dilenci;

         Bayım size ne kadar teşekkür etsem azdır. Bir haftada kazancım ikiye katlandı. Çok merak ediyorum tabelaya neler yazdınız?”

      Bunun üzerine şair gülümser ve:

      "Tabelada - Doğuştan körüm, yardım edin" yazıyordu. Bense "Bahar gelecek, ama ben yine göremeyeceğim" diye yazdım´ der.
 
            Biliyorum bu hikâyeyi okuduğunda için en az benim kadar burkuldu. Belki de bu hikâyeyi niçin yazdığımı düşündün. Şayet sen hediyeni bana uzatıp
      
        “Her şey için teşekkürler, bu sizin için” diyerek yanımdan uzaklaşsaydın. Bu dilencinin boynuna astığı ilk yazı gibi olacaktı.
        
          Ama sen şairin yaptığı anlatımı yaptın. Ve içimdeki değerin iki kat daha arttı. Oysa ben senin için hiçbir şey yapmadım. Her şeyi sen kendin başardın. Senin tercihindi ve hayatının akışına sen kendin yön verdin. İstedin ve yaptın. Sadece bunu anlamanı istiyorum... Sende olanı ben görebiliyorsam sen çok daha fazlasını görebilirsin. Ve şunu da bilmelisin ki: her insan, her yerde sadece kendinde olanı görebilir. Sen de mevcut olmayan bir şeyi karşındaki insanda da göremezsin. Ne söylemek istediğimi anlayabiliyor musun? Sen her şeyi hak ediyorsun. Sadece kendine güven, inan ve bir amaç edin. O amacına ulaşmak içinde bir adım at yeter. Tıpkı benim yazıma ilk yorumunu yaptığın gibi... Ve adımını attığın o yolda ilerle ta ki hedefine ulaşıncaya kadar. 
   
 “Bahar gelecek ve ben her zaman onu sende göreceğim.”
    
      Her kes anlatmak istediğini anlatamaz. Sen bunu en iyi başarabilenlerdensin. Yalnızca sana değil gençliğe sesleniyorum sen diyerek;
  
         “Sen içindeki baharı görebiliyor musun?.. İzin ver tomurcuklarına... İzin ver çiçek açsın o mis gibi baharının kokusuna bu ülkenin ihtiyacı var.”


17 Ekim 2007  09:30:36 - Okuma: (1839)  Yazdır




İstatistik