Yazı

2B Bozuk Orman Alanları
2B Bozuk Orman Alanları 

Özcan Nevres

Kaç kez bozuk orman alanı olmadığını ve olmaması gerektiğini dile getirdim.

2B bozuk orman alanları yasasını çıkarmakta ısrarlı olanlar bunu bilmiyorlar mı? Pekâlâ, biliyorlar ama bu yasa çıktığında elde edecekleri getirimi elden kaçırmak istemiyorlar. İşte bu nedenle bu yasanın çıkarılması için ısrar etmektedirler. Dahası yeni anayasada bu yasanın çerçevesi daha da genişletilerek halkoyuna sunulacak. Halkın gözü önünde başlayacak olan orman alanları yağmalamasına tepki gösterecek olanların gözlerinin içine baka baka siz istediniz diyecekler. Zaten ülkemiz orman fakiri bir ülke. Bu yasadan sonra daha da fakirleşeceğimiz kesindir. Oysa ormanlar doğanın akciğerleridir. Ormansız bir sağlık düşünülemez. Egelilerin birçoğu Yamanlar dağındaki Verem Savaş Derneğinin sanatoryumunu bilirler. Çam ağaçlarının içinde tertemiz bir havaya sahip bir yerdir burası. Oradan İzmir’in seyrine de doyum olmaz.
Geçmişte verem ilaçlarının henüz gelişmediği dönemde veremin en iyi ilacı temiz hava bol gıdaydı. Verem Savaş Derneği o özellikleri yüzünden o alanı seçmişti. Verem hastalığının bir ara kökü kurur gibi olmuştu. Bu yüzden o yararlı tesisler dağ havasında dinlenmek isteyenlere kiraya verilmeye başlanmıştır. Veremin tekrar hortladığı bu dönemde o tesisin yine hastalara hizmet vermesi gerekir.
Tertemiz ve sağlıklı bir havaya kavuşmak için bırakınız ormanları yok etmeyi, ellerimizdeki tüm olanakları kullanarak ormanlık alanlarımızı arttırmalıyız. TEMA vakfı bu işin öncülüğünü yapmaktadır. Eğer ülkemizi seviyor ve sağlığımıza önem veriyorsak TEMA vakfından yardımlarımızı esirgememeliyiz. Orman yalızca temiz hava ve sağlık değildir. Orman akarsu kaynaklarını düzenli besler. Yeraltı sularını da zenginleştirir.
Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Bozüyük beldesinde Pınarbaşı adlı şahane bir mesirse yeri vardır. Dağın dibinden bel kalınlığında kaynayan su mesire yeri içinden geniş bir şekilde akar. Muğla’da yaşadığım yıllarda bu güzel mesirse yerine çok sık giderdim. Masamızı suyun içine kayar, ayaklarımızı buz gibi akan suyun içine sokardık ama iki dakika bile suyun içinde tutamazdık. Ayaklarımız donacak gibi olurdu. Su öylesine soğuktu.
         Yaklaşık yedi yıl önce Muğla’ya gittiğimde en çok şair ve yazar arkadaşım Yükselecek Demirel ile vaktim geçerdi. Yükselecek’e hadi Pınarbaşı’na gidelim dediğimde gitmesek daha iyi olur dedi. Nedenini sordum. Orası artık senin bildiğin gibi bir yer değil. Yine de gidelim dedim ve gittik. Keşke gitmeseydim ve o müthiş güzelliğe sahip olan o messire yeri hep belleğime kazındığı gibi kalsaydı. Yatağan Kömür Santralının tahrip ettiği, yok ettiği ormanlar yüzünden artık o müthiş su kendiliğinden kaynamaz olmuş. Yaz aylarında mesirse yeri canlılığını korusun diye yerleştirdikleri bir pompayı traktörle çalıştırarak suyun akmasını sağlıyorlar. Bu orman yok edilmesi sürdükçe gün gelecek o suyu pompa ile de çekemeyecekler. Gün gelecek yeraltı suları derinlere inecek ve o bol suya alışık olan ağaçlar kuruyacak ve o olağanüstü güzellik de yok olacak. Zaten ormanı yok eden yalnızca kömür çıkarmak için yapılan kazılar değil. Santralın bacasından çıkan küller hem ormanı hem de zengin Yatağan ovasını yok etmiştir. Santralın çevresindeki zeytincilikten geçinen köylüler artık ağaçları ürün vermediğinden santralden aldıkları tazminatla geçimlerini sağlıyorlar.
Aliağa’nın Boz köyünde de durum aynı değil mi? CHP yöneticiliğim zamanında Boz köydeki bataklığın kurutulması için çok uğraş vermiştik. Başarmıştık da. Bataklık kurutulduktan sonra ortaya zengin bir ova çıkmıştı. Köy adeta İzmir’in domates deposu olmuştu. Ovanın dağa dayandığı yerde Boz köy ılıcası vardı. Oldukça şifalı suyundan çevre halkı yararlanırdı. Boz köy ormanları yakıldıktan sonra iyice suyu azalmıştı. Fabrikaların açtıkları derin artezyen kuyularından sonra su tamamen yok oldu. Demir fabrikalarının bacalarından çıkan gaz ve küller bu güzelim ovanın da sonunu getirdi. Ne yazık ki o demir fabrikaları Helvacı beldesi ve Menemen ovalarını da çok kötü etkilemektedir. Bu gidişle o güzelim ovalar da günün birinde işe yaramaz olacaklar.
Bir zamanlar Yamanlar dağındaki ormanlar Menemen ovasına kadar inerdi. O ormanlar varken kışı ara vermeyen yağmurlarla geçirirdik. Yamanlar ormanları yok edildikten sonra Menemen ovası suya hasret kalmıştır.
Orman hayattır, zenginliktir. 2B bozuk orman yasasına karşı var gücümüzle direnmeliyiz. Aksi halde çocuklarımıza yaşanabilecek bir vatan bırakamayacağız.
Özcan Nevres


16 Ekim 2007  20:03:02 - Okuma: (733)  Yazdır




İstatistik