Yazı

Turkche(!)
Turkche(!) 

Ahmet Mocan

Bilmem farkında mısınız; ama artık yeni bir dilimiz var. Eskiden buna “Türkilizce” denirdi, şimdi ise “Turkche oldu adı…

 Hani şu “ç” harfini beğenmeyip [kendisi sıralamalarda da öksüzdür; a, b, c yazarız da ‘ç’yi boşverip ‘d’ye geçeriz] “ch”, “ş” ye yüz vermeyip “sh”, “k” yi görmezden gelip “q”, “v” nin yanından geçmezken “w” yazanlar var ya onlardan bahsediyorum…
 Önce harfleri alanlar sonra tabiî ki kelimeleri de aldılar...
 Türkçe konuşanları, onları uyaranları ukala ve gerici olarak adlandırdılar…
 Yabancı dilden Türkçe’ye kelime almayı modernlik saydılar…
 “Absürd” duruma düşseler de ortama çabuk “adapte” oldular…
 “Bye bye” demeden ayrılmayı ayıp saydılar…
 Bilgisayarlarında –çok şükür ‘computer’dan kurtulduk- “mouse”larıyla “clickleme” yaptılar…
 “Off” günlerinde okula gitmediler…
 “Tamam”a nefretle bakıp “okey”i pek sevdiler…
 “Duble” yolları kullanıp “dubleks” evlerde oturdular…
 “Emergency” çıkışları kullandılar…
 “Cankurtaran”ı değil, “ambulans”ı tercih ettiler…
 Mevsim sonlarında “bilboard”lardaki “damping” haberleriyle alışverişlerine “start” verdiler…
 Üniversitelerde “vize” ve “final” sınavı uyguladılar…
 “Doğrudan” konuşmak yerine, “direkt” –ki bunu da inatla “direk” diye telaffuz ettiler- konuştular…
 “Chat”ten vazgeçmeleri zaten beklenemezdi…
 “Fastfood”a bayıldılar…
 “Flash” haberlerle şaşırdılar…
 “Show”lara gidip “relax” oldular…
 “Part time” da çalıştılar “non-stop” da…
 “Background”a önem verip “cv”lerini hep yanlarında taşıdılar…
 “Iq”larına güvendiler…
 “Eksper”lere danışmayı iş edindiler…
 “E-mail”lerini “laptop”larında “check” ettiler…
 Yazdan “deep freeze”e kışlık yiyeceklerini depoladılar…
 Nasıl olduysa bazı şeyleri “referandum”la “halk oylaması”na sunmayı başardılar…
 “İnternet”te, “online” olduklarında, “nick name”lerini “marjinal” seçmeye çalıştılar…
 “Minimum” sevip “maksimum” nefret ettiler…
 “Mega” kentlerde oturdular, alışverişlerini “hipermarket”lerde yaptılar…
 “Showroom”lardan “tripleks” evlerine eşya baktılar…
 “Monoton”luktan sıkılıp “orijinal” bir şeyler –bunu da genel de “orjinal” olarak- aradılar…
 Söyleyince kızdılar…
 Doğruyu söylemeyi ukalalık olarak gördüler…
 En sonunda kimsenin anlamadığı, saçma sapan bir dil oluşturdular…
 Adını da “Turkche(!)” koydular…
 Ne güzel söylemiş büyük şair Fuzulî:
 “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” diye…
 Bizim ki de o hesap işte…
 
                                                                                              Ahmet Mocan
 


15 Ekim 2007  00:19:02 - Okuma: (697)  Yazdır




İstatistik