Yazı

Şehitlerimize İçimiz Kan Ağlarken
Şehitlerimize İçimiz Kan Ağlarken 

Özcan Nevres

İlk haberi İnternet’ten almıştım.

Allah belanızı versin diye öyle bağırmışım ki eşim alt kattan merakla ne oluyor diye seslendi. Eşim merakla yukarıya çıkarken sinirden oturacak halim kalmadığından ben de aşağı indim. Eşimle orta katta karşılaştık. Tekrar sordu ne oluyor diye. Askerlerimiz pusuya düşürülmüş on üç şehit vermişiz dediğimde yalandır dedi. Öyle bir şey olsaydı televizyon kanalları yayın akışını kesip son dakika haberi olarak verirlerdi. Hemen televizyonu açıp Kanalturk’u açtım. Ne yazık ki haber doğruydu. Alt yazıyı okurken alt kattaki televizyonda malum kanallardan biri malum programlarından birini keyifle sürdürüyordu. Onların on üç şehidimiz umurlarında bile değildi. Bu olay üzerine yayın akışını değiştiren ve ağırlaştıran kanallara teşekkür ederken, on üç şehidimize rağmen eğlence programlarını sürdüren ve yayın akışında değişiklik yapmayan diğer kanalları lanetliyorum.
Bu lanetlediğim kanallar kimin emrinde? Zira ertesi gün, iş işten geçtikten sonra neredeyse tam gün bu on üç aziz şehidimizden haber üzerine haber yaptılar. Bir araya gelip de hata ettik. Gelin bu konuda tam gün haber yapalım, kanallarımızı aklayalım demeleri olası değil. Bu şekilde tümünün aynı şekilde hareket etmelerinde etken tek bir kumandaya bağlı olmalarıdır. Başka türlü bir açıklaması olamaz.
İlk okuma alışkanlığımız başladığında genelde kahramanlıklarla ilgili kitaplarla polisiye romanlar okurduk. Okuduklarımız arasında Egeli olarak efe öykülerini okumamış olmamız olası mı? Hele hele Çakırcalı Mehmet Efeyi, Demirci Mehmet Efeyi, Atçalı Kel Mehmet Efeyi kim bilir kaç kez okumuşuzdur. Tüm bu efelerin Efeliklerinin sırrı ne idi. Kendilerine yataklık yapan güvenilir insanlar değil miydi? Onlara silah, cephane ve erzak sağlayan o insanlar değil miydi?
Güneydoğu’da yasa dışı örgütler kalleşçe metotlarla askerlerimizi arkadan vurup şehit ederlerken, bu teröristlere silahları cephaneleri ve yiyeceklerini kimler sağlıyor? Tümünü ta Irak’tan her gün sırtlarında taşıyarak vur kaç yapabilirler mi? O kadar yük ile bu denli hızlı baskınlar yapabilirler mi? Yapamayacaklarına göre onlara yataklık yapan, tüm gereksinimlerini karşılayanlar kimler. PKK nın kökünü kazımak için önce o yataklık yapanları bulup köklerini kazımak gerekir. Bu görev ordunun değil, devletin kolluk güçlerine aittir. Görünen köy kılavuz istemez. Eğer PKK içimizdeki hainler tarafından beslenmiyor olsaydı dağlarda bırakın başarılı olmayı hareket bile edemezlerdi.
Tüm bu gelişmeler karşısında hükümet halen bir türlü iktidar olamayan partiler gibi toplantı üzerine toplantı yapıyor ve komisyonlar kuruyor. Oysa bu işlerde çözüm komisyonlar kurmakla olmuyor. Atak olmayı ve sağlam önlemler almayı gerektiriyor. Bakınız Sayın Başbakan ne diyor? Bir ay sonra Amerika’ya gidip terör konusunu Amerika başkanına anlatacağım. Bir aya kadar kim öle kim kala. Ölen ölür kalan sağlar nasıl olsa bizimdir. Bu teselli de bize yeter de artar bile.
                                        ***
Bir türlü iktidar olmayı beceremeyen CHP yöneticilerine hep vazgeçin şu komisyonları kurup ömrünüzü laklaka ile geçirmekten. İster varoşlardaki, ister kent içindeki insanlarımıza gidip ne yapmak istediğinizi, iktidar olduğunuzda halkın refahı ve yaşam güvencesi için neler yapacağınızı anlatın. O insanlar kendilerine verdiğiniz değer yüzünden sizi sevsin ve partinize oyunu versin dedim. Dedim ama dinleyen kim? Tam harekete geçme zamanı. Gidin halkın ayağına. Yarın seçim yapılacakmış gibi onlara hükümetin her konudaki aczini anlatın. Seçim öncesi poşetler dolusu dağıtılan gıda maddelerine ve torba torba kömürlere ne olduğunu sorun. Fakirliğin kökü kurutuldu mu ki ne erzak ne de kömür dağıtılıyor diye sorun. Of, of, of ben de neler söylüyorum. Geldin mi bir partinin yönetimine. Koy falan partinin ilçe yöneticisi ya da başkanı kartvizitini cebine. Bak keyfine. Partisi iktidar olmazsa ölüm mü var ucunda.
Özcan Nevres    


10 Ekim 2007  15:37:39 - Okuma: (550)  Yazdır




İstatistik