Yazı

Bir Yıldırım AKTUNA Vardı
Bir Yıldırım AKTUNA Vardı 

Özcan Nevres

Onun adını ilk olarak Bakırköy Sinir ve Ruh Hastalıkları başhekimi olduğu zaman duymuştuk.

Daha sonra Halkçı Partiden milletvekili seçildiğinde. Daha sonra Doğruyol partisine geçerek siyasetteki yerini iyice sağlamlamıştı. Hastanedeki başhekimliği kadar bakanlığında da oldukça başarılı olmuştu. Daha sonraki dönemde adı sanı pek duyulmaz olmuştu. Ta ki yakalandığı kanser hastalığı için gittiği Çin’den dönünceye kadar. Döndüğü gün gazetecilerle söyleşirken yaşama tekrar döndüğü için ne kadar mutlu olduğunu anlatmıştı. Kendisine uygulanan tedaviyi hem de bilimsel olarak anlatarak. Oysa onun iyileşmesi hani ölümcül hastalar ölmede önce bir şeyler yemek isterler. Hasta yakınları bu isteği bir iyileşmeye gidiş olarak algılarlar ama az bir zaman sonra hastalarını yitirerek iyileşmenin son lokma için olduğunu anlarlar. Yıldırım Aktuna’nın iyileşme umudu da sanki son yemeğini yiyen hasta yakınları gibi oldu. Dünkü haberlerde Yıldırım Aktuna’nın ölüm haberini duyduğumda hiç şaşırmadım. Zira babamı da aynı hastalıktan yitirmiştik.
Çin’de kansere karşı mucizevî bir tedavi uygulandığı bilgisi yaygındır. Sakın bu da Kanserci Ziya Özel’in kanser tedavisi gibi olmasın. Çok insanlar hastalarını büyük umutlarla ona taşımışlardı. Kendisini çok iyi tanıdığım için nasıl bir tedavi uyguladığını çok yakından takip ediyordum. Bir gün Muğla Devlet Hastanesinin bevliye uzmanı Sayın Saim Kuttaş ile sohbet ediyorduk. Konu Ziya Özel’in kanser tedavisine geldi. Bak arkadaşım demişti. Dünya sağlık örgütü kanserin ilacını bulacak olana tam iki milyar dolar verecek. Mademki kanseri tedavi edecek ilacı buldu. Niye bu kuruma başvuruda bulunup bulmuş olduğu ilacın formülünü verip o parayı almıyor. Ki o para onun yedi sülalesini refah içinde yaşatır.
Zaman Doktor Saim Kuttaş’ın ne kadar haklı olduğunu göstermişti. Yıllar önce dünya ülkeleri onkoloji uzmanları derneği kongrelerini Bursa’da yapmıştı. Ziya Özel katılımcılara bir bildirisini sundu. Tüm katılımcılar bilimsel hiçbir değeri yok diye kâğıtları saklama gereği bile bulmadılar. Ziya Özel’e giden çok hasta tanıdım ama iyi olanı hiç görmedim. İyi olanlar yok muydu? Vardı tabi. Örneğin Muğla’daki dükkânımın kapı komşusu bir hanım vardı. Eşi Tuntaş otobüs firmasında çalışıyordu. Her yıl hacca hacı adaylarını götürüyor ve sonra da geri getiriyordu. Bir dönüşünde eşine çok güzel bir kadife kumaş getirmişti. Bilindiği gibi hacdan dönenlere ziyaretler yapılır. Ziyaretçiler arasında Başhekim Ziya Özel’in eşi de vardır. Eşinin hac dönüşü neler getirdiğini ziyaretçilerine gösterirken kadife kumaş Ziya Özel’in eşinin çok hoşuna gider ve satmak isterseniz alırım der ama hacının eşi kesinlikle satmam der.
Ziya Özel’in hanımı evine döndüğünde kadife kumaştan söz eder ve öyle bir kumaştan bir elbisesi olmasını çok istediğini söyler. Bilirsiniz zaman hızla geçip gider. Hacının eşinin sol memesinde bir kütle oluşur. Muayene için Ziya Özel’e gider. Ziya özel kitleyi inceler ve büyük bir olasılıkla bu habis bir ur der. Yani kanser. Memeden parça alır. Bir parça İzmir’e, bir parça da İstanbul’a gönderilir. İzmir’deki parçanın tetkik sonucu çok çabuk gelir. Tanı kanser. Hemen ameliyat önerir. Kadın param yok dese de kolay anlaşırız der ve ameliyat hazırlığı başlatılır. Komşum bana konuyu açtığında sakın ameliyat olma. İstanbul’dan gelecek olan tanıyı da bekle dediysem de sözüm geçmedi ve ertesi gün ameliyatla sol göğsü alındı. Hasta daha iyileşmeden İstanbul’dan tanı geldi. Alınan parça selimdi. Yani kanser değildi. Çok kez dükkânıma gelir gitti güzelim kadınlığım hem de bir kadife bez parçası yüzünden derdi. Giden yalnız göğsü değildi. Yaşama tutkusunu da kaybetmişti.
Çin’de kanser tedavi ediliyor denildiğinde hep o komşum olan kadın gelir aklıma. Şu para denilen nesneye lanetler yağdırırım. Para için insanların sağlığıyla nasıl oynarlar? Aklım almıyor. Ölümcül bir hastanın yaşamını üç beş gün uzatıp hasta yakınlarını soyarlarken hiç mi vicdanları sızlamaz.
Özcan Nevres    


2 Ekim 2007  21:23:34 - Okuma: (787)  Yazdır




İstatistik