Yazı

Dil Bayramınız Kutlu Olsun…
Dil Bayramınız Kutlu Olsun… 

Yaşar Varış

Mustafa Kemal Atatürk, Tam bağımsızlık kavramını anlatırken “Tam bağımsızlık demek; askeriyede, ekonomide, kültürde, siyasette,,,. Her konuda tam bağımsızlık demektir” demiştir.

Bu düşünceden hareketle Ülkeyi işgal eden emperyalist güçleri kovaladıktan, ülkemizi askeri bakımdan tam bağımsız hale getirdikten sonra ekonomide ülkemizi batılı emperyal güçlere bağlayan halkaları kırıp atmış,.ekonomik açıdan da tam bağımsız bir Türkiye yaratmıştır.
         Bununla yetinmeyip Ulusal yapımızı sağlamlaştırmak için Türk dil kurumunu kurarak; dilimizin de özellikle Arapça, Farsça, Fransızca gibi yabancı sözcüklerin etkisinden kurtarmak için çalışmıştır.
         Çünkü dil, ulusal yapıyı oluşturan, sağlamlaştıran en önemli ortak bağlardan biridir. Bu bağ yabancıların elinde, etkisinde olduğunda ulusal yapımızın sağlamlığından, tam bağımsızlıktan söz edilemez.
Atatürk, 26 Eylül 1932 yılında Dolmabahçe sarayında birinci Türk Dil Kurultayını toplamıştır. Bu tarih ülkemizde Dil bayramı olarak kutlanmaktadır.
Türk Dil Kurumu 1980 yılına kadar dilimizin özüne dönmesi yabancı sözcüklerden arındırılması için çok olumlu çalışmalar yapmıştır. Bu gün Atatürk’e dolayısıyla O’nun devrimlerine karşı çıkanlar bile farkına varmadan Türk Dil Kurumunun ortaya çıkardığı sözcükler rahatlıkla kullanmaktadırlar.
Bu gün artık insanlarımız Muallim yerine Öğretmen, Tayyare yerine Uçak, Muddeyiumumiye yerine Savcı ve daha birçok arı Türkçe sözcüğü rahatlıkla kullanmaktadırlar.
Bu gün ülkemiz ne yazık ki iç ve dış borçlarımız nedeniyle dışa bağımlı halle getirilmiştir.
Ekonomik olarak dışa bağımlı bir ülkenin siyasal ve askeri konularla bağımsız hareket etmesi mümkün değildir.
Nitekim, terör ve Irak konusunda bu durum açıkça gözlenmektedir.
Ulusal kaynaklarımızın dışarıya satılması, üretimin düşmesi, bu açıdan da dışa bağımlı hale gelinmesi dilimizin de bozulmasına neden olmaktadır.
Dışarıdan gelen her ürün adı ile birlikte ülkemize gelmekte, dolayısıyla dilimizin zenginliği ve arı’lığı bozulmaktadır.
Eskiden her 26 Eylül de okullarda, sivil toplum örgütlerinde dil bayramı kutlanır, dilin önemi bu çalışmalarda dile getirilirdi. Bu gün ne yazık ki adı bile anılmamaktadır.
1970 yılı idi. Düzce lisesine yeni atanmış, çiçeği burnunda bir öğretmendim. Öğretmenler Lokalinde otururken Düzce Halk evi başkanı Turan Bey adlı biri geldi. Masamıza oturunca çay içerken geliş sebebini söyledi.
“İki gün sonra 26 Eylül, dil bayramı, halka açık bir söyleşi yapmak istiyoruz, sizlerden konuşmacı istiyorum” dedi.
Masamda Ödemişli ve benden kıdemli üstelik Türkçe öğretmeni olan Ünal Akıncılar da vardı. Ünal beye baktık. O tamam dedi. Diğer arkadaşlar çekingen davrandılar. Ben kendilerini cesaretlendirmeye çalışınca Halk evi başkanı bana dönerek “sen niye katılmıyorsun, sen de istiyorum ” dedi.
Ben Fen dersleri öğretmeniyim dedimse de ısrar üzerine katılmak zorunda kaldım.
Üç arkadaş açık oturuma katıldık. Pek de kalabalık ve coşkulu oldu.
Toplantıda özetle “Dil, ulusal birliğimizi oluşturan önemli bir araçtır. Dilimizin bağımsızlığı, ülkemizin ekonomik, siyasal ve sosyal bağımsızlığından ayrı düşünülemez. Bu konularda tam bağımsız olduğumuzda dilimiz de yabancı etkilerden korunur, bağımsız hale gelir, aksi halde dilimiz de bağlı olduğumuz ülkelerin etkisi altına girer”.konusunda birleşmiştik. Ne yazık ki gelişmeler bunu doğruluyor.
Dil bayramınız kutlu olsun. 26.09.2007


26 Eylül 2007  14:35:06 - Okuma: (713)  Yazdır




İstatistik