Yazı

Satılık Vatan
Satılık Vatan 

Özcan Nevres

Vatanımızın tüm değerleri satılık. Önce KİT’ler peşkeş çekilerek yok pahasına satıldı. Sonra da madenlerimiz satışa çıkarıldı.

Şu ana kadar yabancı şirketlere yüz elli bin kilometre kare gibi çok geniş bir alan en az elli yıllığına kiraya verilmiş. Bu geniş alanı kiralayanların bazı bahaneler uydurarak kiraladıkları alanı dört yüz elli bin kilometreye kadar çıkarabileceği de iddia ediliyor. Ne demektir bu? Ülkemizin yarısından çoğunda maden arama ve işletmede söz sahibi yalnızca yabancı şirketler olacaklardır. Yani bu kiralamalar yüzünden ülkemizin insanları kendi ülkelerinin yabancısı olacaklar. Bu da yetmedi. Şimdi giderek petrolden dahi daha çok önem kazanan sularımıza sıra geldi. Akarsularımız, göllerimiz, göletlerimiz ve bentlerimiz de yabancılara kiraya verilecek. Halkın tepkisine neden olmasın diye de yabancılar bu suların işletme hakkını yerli ortaklarla alacaklar. Zannetmeyin ki bu yerli ortaklar içimizden birileri olacaklar. Yerli ortaklar yabancılara en iyi çıkar sağlayabilecek elleme mangal kömürlerinden seçilecekler. Yurdunu değil, parayı sevenlerden olacak bu seçilenler.
Foça’daki (sattığım) evimin sokağının köşesinde yaşlı bir hanım vardı. Onunla aramız bazen çok iyi olur bazen de çok kötü bozulurdu. Özellikle topladığı incirlerin toptan alıcısı ben olduğum günlerde aramız çok iyi olurdu. Ticari ilişkimiz bittiğinde ise yine bana düşman olurdu. Daha doğrusu bizim gibi Foça’dan ev almış olanlara karşı çok büyük kin duyardı. Bir gün bir yabancının evinin önündeki kaldırım işgalcisi çiçeklerinden bir çiçek koparınca açtı ağzını yumdu gözünü. Bu yabancıların hepsi de ahlaksız. Üstelik bizim yerlilerimizin de ahlaklarını bozdular. Ne işleri var bu ahlaksızların Foça’mızda? Diye habire bağırıp duruyordu. O içini döker de ben dökmez miyim? Eskiden açtınız. Foça’nın topraklarının verimsizliğine tembelliğiniz de eklenince açlık önünüzde aşılmaz bir duvar olmuştu. Bu ara iç turizm hareketlenince o yabancı diye hor gördükleriniz yazlıklarını inşa etmek için sizlerden arsa talep ettiler. O hiçbir işe yaramayan verimsiz arazilerinizi o yabancılara satmak için sıraya girdiniz. Paralar gelsin de ne olursa olsun. Yarınınızı düşünmek bile istemediniz. Böylece o değer vermediğiniz topraklarınıza sayenizde yabancılar yerleştiler. Ellerinde satacak bir şeyi kalmayanlar ise ya Foça’yı terk ettiler. Ya da toprak sattıkları kişilerin hizmetine girdiler. İşte size ağır gelen de bu. Peki, bu insanlar bu arazileri alırlarken elinizden gırtlağınızı sıkarak zorla mı aldılar? Uyuz yerlerimizi iyi paraya sattık diye zil takıp oynayanlar siz değil miydiniz? Söylediklerime verecek yanıt bulamamıştı. Zira ne o, ne de komşuları bu satışların ardından ne olacağını görememişlerdi. Satanlar sattıklarına çok pişman olmuşlardı ama ne yazık ki son pişmanlık para etmiyordu. Satılanlar geri gelmiyordu.
Elli yıllığına, yüz yıllığına kiraya verilen maden alanlarımız için aynı durum geçerli değil mi? Atalarımızın kanları pahasına sahip olduğumuz bu arazilerde yabancı durumuna düşmekten daha acı bir durum olabilir mi?
Dönelim su işine. İçme ve kullanma suları yerleşim alanlarının can damarlarıdır. İster toplama ister yeraltı su kaynakları olsun. Tümü tarımımızın can damarlarıdır. Su yaşamın en olmazsa olmazıdır. Bu yıl kurak geçtiği için neredeyse Trakya bölgesinin tamamında ayçiçekleri susuzluktan olgunlaşmadan kurudu. Ayçiçeği tarımında yüzde elli kayıp söyleminde ben söyleyenler kadar iyimser değim. Zira benim gözlemlerime göre kayıp en az yüzde doksan olur. Bu da Trakya tarımcısının sonu demektir. Tarım için kredi alanların yandıkları gündür. Hiç biri kredi borçlarını ödeyemezler. Önümüzdeki yıl içinde de yeni kredi bulamayacaklarından tarıma veda etmek zorunda kalacaklardır. Oysa Trakya bölgesinin tümünde sulu tarıma geçilebilseydi hiçbir ürün tarlada kurumazdı. Bir de bu tarımcıların yabancıların elinde bulunan sulara mahkûm edildiğini düşünelim. Hangisi o su bedelinin altından kalkabilirler. Ne yazık ki Devlet Su İşleri suyun yabancılara satılması için kaldırılıyor. Oysa tüm sulu tarıma geçmiş bölgelerde geçişi sağlayan Devlet Su İşleriydi. DSİ ÜLKE KALKINMASI İÇİN ÇALIŞIYORDU. Suyun sahibi olacak olan yabancılar ise yalnızca KESELERİNİ DOLDURMAK İÇİN çalışacaklar. Ne yazık ki, ileride nasıl bu hatayı yaptık diye dövünmek hiçbir işe yaramayacaktır. 
Özcan NEVRES


16 Eylül 2007  12:46:54 - Okuma: (474)  Yazdır




İstatistik