Yazı

Festivalin ardından
Festivalin ardından 

Ümran Songun

4-8 Eylül 39. Selçuk Efes Festivali ve ilkini bu sene gerçekleştirdiğimiz 1. Ulusal Selçuk Efes Cimnastik Festivalini büyük bir coşkuyla kutladık.

Standlar kuruldu ve insanlar el emeklerini ve tüm hünerlerini sergiledi. Onca emek insanları ve ulusları birbirine kaynaştırdı. Selçuk binlerce insanı ağırlamaktan mutlu oldu ve yüzü güldü. Ama üzüldüğü tek nokta vardı. İnsanlar coşup eğlenip evlerine gittiğinde sokakları ağlıyordu Selçuk’ un. Yeni bir güne merhaba demek için temizlenmeyi, arınmayı bekliyordu.
           Her şey hoştu, güzeldi ama anlaşılmayan bir nokta vardı. Neden insanlar içtikleri su şişelerini, kola ve bira kutularını, çekirdek kabuklarını, ciklet, çikolata, bisküvi kağıtlarını yerlere atıp güzelim sokakları çöplüğe çeviriyorlardı? 
           Dört gün boyunca geceleri 01:00’ den sonra festival alanımızı hiç gördünüz mü? Ben utandım. Festival alanında dehşet verici bir pislik vardı. Fotoğrafını çekip bu sitede yayınlamak istedim ama; ya yanımda fotoğraf makinem yoktu ya da oraya buraya koşuşturmaktan bunu yapmaya zamanım olmadı.
Çevremizi umarsızca kirletmemiz beni çok rahatsız ediyor. Geçen hafta Antalya’ya gittim. Denizli, Antalya arasındaki yolun ne kadar pis ve hoyratça kullanıldığını gördüm. Öyle ki bütün pet şişeler, kola ve bira kutuları hatta kullanılıp atılmış bebek bezleri yol kenarlarında birikmiş. Ağaç, yeşillik ve çiçeklerden çok, bu pis yığınları izlemek ruhumu yordu. ‘Bu topraklar bizim’ diyebilmek ve ona sahip çıkabilmek için önce onu ‘kendimizden’ korumamız gerek. Bir de niçin bu şekilde hareket ettiğimizi kendimize sormamız gerek. Neden? Evlerimizde aynı şekilde mi hareket ediyoruz? Çöplerimizi atacak çöp kutularımız yok mu? Elimizdeki kullanmadığımız, işi bitti dediğimiz atıkları bir poşette toplayıp asıl atılması gereken yere atmak çok mu zor?
             Asıl yazmam gereken konular bunlar değilken, bu durum beni o kadar çok etkilemiş ki ister istemez kalemimden dökülen kelimeler değişti. Aynı sitede yayınlanan Sayın Yusuf Yavaş’ ın “ Çevrenin Neresindeyiz” makalesini okumanızı tavsiye ediyorum.
            Selçuk Belediyesinin katkıları ile gerçekleşen Festival gerçekten büyük bir misafirperverlik ve büyük bir özveri ile gerçekleşti. İlçemize gelen hareket sanırım esnafımızın yüzünü güldürdü. Başkanımızın da söylediği gibi “Maya tuttu ve festival gerçek kimliğini buldu”. Sergilenen her şey birbirinden güzeldi. Beni en çok etkileyen sergiler arasında Turemde sergilenen Patchwork ve deniz ürünlerinden oluşturulan tablolar ve heykeller oldu. Yaşlı bir nenenin göz nurunu akıtarak yaptığı bebekler de görülmeye değerdi. Tüm bunlar gösteriyor ki insan oğlunun isteyip de yapamayacağı hiçbir şey yok.
             Festivalin beni asıl ilgilendiren bölümü Cimnastik Festivali idi. Her iki festivalin birleşmesi Cimnastik Festivali’ ni gölgede bırakmıştı. Buna rağmen altı aydır özveri ile çalıştığımız ve en ince detaylarına kadar hesapladığımız 1. Selçuk Efes Cimnastik Festivali’ nin ses getirdiğinden ve bu işten alnımızın akı ile çıktığımızdan eminim. Bu sene ulusal düzeyde başlattığımız cimnastik festivalimiz belki de bizim için bir deneme niteliğindeydi. Ve Türkiye’ de yapılan Cimnastik Festivali’ nin ilkinin Selçuk’ da yapılması da Selçuk için bir gurur kaynağı olmalı diyorum. Önümüzdeki yıl 2008 Ekim ayında yapılacak olan Cimnastik Festivali Uluslar arası düzeyde olacak. Pek çok ülkenin katılacağı Cimnastik Festivalimizin tanıtımını önümüzdeki ekim ayında Prof. Dr. Seyhan Hasırcı Fransa’ da yapacak. Sayın Hasırcı’ ya teşekkür borçluyuz. Çok emek harcadı ve sanıyorum emeğinin karşılığını Festivale katılan çocuklarımızın muhteşem gösterileri ile aldı.
            2008 Ekim ayı Uluslararası Cimnastik Festivali ve 2010 Golden Age’in Selçuk’ da yapılabilmesi için Selçuk’ un kendini hazırlaması gerekiyor bunun için de tüm halkımıza büyük sorumluluklar düşüyor. Bu sene yüzlerce kişiyi ağırlayabildik. Önümüzdeki yıl binlerce kişiyi ağırlayabilecek kapasiteye sahip olmamız gerekiyor. Konaklanacak alanların temiz ve yeterli düzeyde olması gerek. Ve spor yapılabilecek alanların daha derli toplu konuma getirilip artırılması gerekiyor. Bunlardan bir tanesi Kapalı Spor Salonu. 2008 Uluslararası Cimnastik Festivali’nin Ekim, Golden Age’ in de Kasım ayında yapılacak olması hava koşullarının yağmurlu olacağını göz önünde tutmamızı gerektiriyor. Kapalı spor salonumuz gibi kapalı ortamlarda spor yapılacak alanların artırılıp, tüm dünyaya hitap edecek konuma getirilmesi gerek. Mekanlarımızın ve yaşadığımız ortamların daha temiz ve derli toplu olması bizlerin görevleri arasında olmalı diyorum. Selçuk her zaman ülkemizin dünyaya açılan penceresi olmaya devam edecek. Bizler istediğimiz sürece...


11 Eylül 2007  14:04:32 - Okuma: (1407)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik