Yazı

Bir Muğla Muhabbeti
Bir Muğla Muhabbeti 

Ahmet Mocan

Muğla’nın sokaklarından biridir. Yaz ayları, gün batımı gibi… Kadınlar, ellerinde oya işleri, evlerinin dış kapı eşiğinde oturuvermişler. Yoldan geçenlere bakarken, karşı kapıdan karşı kapıya laf yetiştirmektedirler:

-       Goşula oturumuvediniz?
-       Oturuvedik. Gidipbarımın?(Ya da gelikgelimin?)
 Bu selamlaşmadan sonra o gidikgiden ya da gelikgelen, ısrarlara(aslında hazırdır) dayanamaz, kapı eşiklerinden birine oturuverir.
-       Baksan ga yeni goşulan gızı da gaçmış.
-         Öle mi, etmisedine anasının ciğeri yanmışdır. Hindi elin yüzüne naha bakcekle? Eyi günnede deiliz. Ortalık kötü oldu. Gız kısmına boş goyvemecen. Zaten u gızın gözü dışarıdedin. Hindi bubası netcek gari? İnsan içini çıkılmaz.
-       Öl deme. İsan başını geli. Hep gızlamız va. Nolcek bulula, everile. Sona unudulu. Zaten unun dezesi de gaçdıdı. Soylanda va gardeş.
Bir ara ev sahibi olan kadın hayata girer. Hayatta tembellik eden kızına çıkışır:
-       Gız sen nedipdurun? Oturuvedin de bizi mi dinnepdurun? Beni bak baken bi süpürge bitirimedin mi? Ende çameşirle hala gaynatmıda mı? Al unnarı ordan da çoveşe serive. Hayır gelmez senden de. Senin olcen de u demi? Sendi gaçasın goce… Bak uzman bacaklana naha gırarın?
 Kadın “Ende çameşirleri serdikten sona, gave bişir de ge. Hayriye dezennen oturupdururuz.” diye kızına seslene seslene tekrar kapı eşiğine döner, oturur.
-       E sizinkile naha?
-       Naha olcekle işe aynı. Adam içmekden göz aldı yok. Mısmıtıl ayyeş oldu. Evin esi mi va dedi yok. Olan asgerden gelikgeli. Unun yüzünden olanı gız vemecekle.
-       Gızla arepduru mu?
-       Ne arıması ga, hayırsızla bubuları gibi unna da. Hepsi kendini yönnü. Geçennede bubannesi hasda olmuş. Buyun gidip bakın dedim. Nerde… Hindikileri kevesinne, yivesinne, gezivesinne,. Gocuları da nedipdurun dedikleri yok.
TERCÜMESİ
-       Komşular oturumu verdiniz?
-       Oturuverdik. Gidiyor musun?(Ya da geliyor musun?)
 Bu selamlaşmadan sonra o gitmekte ya da gelmekte olan, ısrarlara(aslında hazırdır) dayanamaz, kapı eşiklerinden birine oturuverir.
-       Baksana yeni komşuların kızı kocaya kaçmış.
-       Öyle mi, yapmasaydı anasının ciğeri yanmıştır. Şimdi başkalarının yüzüne nasıl bakacaklar. İyi günlerde değiliz. Zaman kötü. Kız kısmını boş bırakmayacaksın. Zaten o kızın gözü dışarıdaydı. Şimdi babası ne yapacak? İnsan içine çıkamaz.
-       Öyle deme. İnsan başına gelir. Hepimizin kızları var. Ne olacak bulurlar, evlendirirler. Sonra da unutulur. Zaten onun teyzesi de kocaya kaçmıştı. Soylarında var kardeş.
 Bir ara ev sahibi olan kadın avluya girer. Avluda tembellik eden kızına çıkışır:
-       Kız sen ne yapıyorsun? Oturuverdin de bizi mi dinliyorsun? Bana bak bakayım, bir süpürgeyi(süpürmeyi) bitiremedin mi? O çamaşırlar hâlâ kaynatmada(çamaşır yıkanan kazan) mı? Al onları oradan da güneşe ser. Hayır gelmez senden. Senin olacağın da o değil mi? Bak o zaman bacaklarını nasıl kırarım?
Kadın “ O çamaşırları serdikten sonra, kahve pişir de gel. Hayriye teyzenle oturuyoruz.” diye kızına seslene seslene tekrar kapı eşiğine döner, oturur.
-       E sizinkiler nasıl?
-       Nasıl olacaklar aynı. Adamın içmekten göz aldığı yok. Temelli ayyaş oldu. Evin eksiğim var dediği yok. Oğlan askerden geliyor. Onun yüzünden oğlana kız vermeyecekler.
-        Kızlar arıyorlar mı?
-       Ne araması ya, hayırsızlar babaları gibi onlar da. Hepsi kendinden yana. Geçenlerde babaannesi hasta olmuş. Bir kere gidin bakın dedim. Nerde… Şimdikiler giyiversinler, yiyiversinler, geziversinler. Kocalarının da ne yapıyorsun dedikleri yok.     
    
Özcan Özgür'ün "Gadın Molam" kitabından alınmıştır...
Ahmet Mocan


10 Eylül 2007  00:16:05 - Okuma: (1043)  Yazdır




İstatistik