Yazı

Bu Kin Niye
Bu Kin Niye 

Özcan Nevres

Son günlerde Cumhuriyet gazetesinin çok dikkat çekici bir ilanı var.

İlanda Cumhuriyetimiz tehlikede diyor. Reklâm olan tek bir kelime var. O da ilanı vereni belirtmek için. Cumhuriyet. Cumhuriyet gazetesinin bu ilanına katılmamak olası mı? Bir ülke ki bir insanın şah damarı kadar önemli olan haberleşme sistemini yabancılara satmış. Daha doğrusu peşkeş çekmiş. Bir ülke ki Milli Eğitimini çağ dışı bir eğitime sürüklemekte. Bir ülke ki sermayesini, geleceğini yabancıların eline bırakmış. Bir ülke ki 1950 öncesinde ülkeye kazandırılmış Nazilli Basma Sanayi, Paşabahçe Cam Sanayi, Hereke, Beykoz kundura ve daha nicelerini, zarar ediyor gerekçesiyle satmayı, daha doğrusu peşkeş çekmeyi yeğlemiş. Bu kumrumlar yıllarca bu ülkenin kalkınmasına karlılıkları ile en büyük katkıyı sağlarlarken neden zarar eder duruma düşürülmüş? Bunu ne yazık ki oyları ile ülkemizin kaderine yön verenler anlayamamışlar. Yönetenlerin yalanlarına hep aldanmışlar. Eskiden bu kurumlar kar ederken şimdi niye zarar ediyor diye sorgulayamamışlar.
Cumhuriyetimiz tehlikede. Doğru söze ne diyebiliriz? Bir ülke ki ulusal eğitimde okul müdürlerini görevden alıp yerlerine imam hatiplileri müdür olarak atama yapabiliyor. Hem de öğretmenlik konusunda hiçbir birikimleri olmadığı halde. Amaçları çağdaş eğitimi yok edip hurafelere ve şeriata dayalı bir eğitim sistemini getirmek değil mi? Bir de yüzleri dahi kızarmadan biz kadrolaşma yapmıyoruz diyebiliyorlar.
Cumhuriyetimiz tehlikede. Gerçekten de tehlikede. Şeriat ve Osmanlı döneminin başıbozuk yönetiminin özlemini çekenler, Osmanlılaşmak isteyenler, var güçleriyle Atatürk’ün kurduğu laik cumhuriyet yönetimini temelinden yıkmak için çok büyük çaba harcıyorlar. Cumhuriyet gazetesinin bu söylemini reklâm olarak algılayanlar iyi bilsinler ki bu halk susmasını da bilir, beklemesini de. Rejimi korumak için görevin kendisine düştüğüne karar verdiği gün o halkı kimse durduramaz. Kurtuluş savaşımızda destan yaratanlar gibi. Kölelik zincirini halkımıza layık görenleri, kahraman halkımızın zincirleri o düşmanların ellerinden alıp kafalarında parçaladıkları gibi. Nasıl ki Kurtuluş Savaşımız ordumuzun ve halkımızın el ele vermeleri, kader birliği yapmaları sayesinde kazanılmışsa ve düşmanlarımızın kafalarını ezmişlerse, cumhuriyetimizi yıkmak isteyenlerin sonu da aynı olacaktır.
Atatürk’ün kurmuş olduğu cumhuriyetimizi yıkmak isteyenler, bu emellerini gerçekleştirmede en büyük engel olarak ordumuzu görmektedirler. Bu nedenle kalleşçe, haince ordumuza sataşmayı sürdürmektedirler. Sataşmalarını en çok İnternet’te klavye kabadayıları olarak sürdürmektedirler. Nedense Cumhuriyet Savcıları iş yoğunluğundan, belki zaman darlığından bu şer sitelerine girip kovuşturma yapamamaktadırlar. Bu nedenle Atatürkçü, aydın insanlarımızın Cumhuriyet Savcılarına ihbarları ile yardımcı olmaları ve meydanları cumhuriyet düşmanlarına bırakmamaları gerekir.
Bakınız Pichoscosma takma adlı klavye kabadayısı ordumuz hakkında ne diyor?      Ordu veya TSK düşmanı değiliz. TSK’yi yöneten çarpık zihniyetin karşısındayız. Ülkenin sahibi gibi davranmalarının karşısındayız. Atatürk'ün çağdaş fikirlerini kendi çağdışı yöntemlerine kalkan olarak kullanmalarına karşıyız. Karşıyız çünkü ordunun sırf yönetime el koymak için ülkemi sayısız kere karışıldığını bildiğimiz için karşıyız. Karşıyız çünkü aslında Milliyetçi kesilen bu kurumun Amerikan'ın emirlerine kayıtsız şartsız itaat ettiğini bildiğimiz için karşıyız. Bir başka ilmekte de şunları yazıyor. TSK Türkiye Cumhuriyeti'nin ordusudur. Hangi vatan evladı karşısında olur ki? Ama omzu kalabalık bazı kişiler TSK’yi yeniçeri zihniyetinde yönetirse tabi susmayız. Farkı şöyle anlatayım. Vatanını seversin ama
hükümettekilerden hazzetmek zorunda da değilsindir. Bu da benzer bir
yaklaşım.
Sayın savcılarımıza bu kişiyi ihbar ediyorum. İP numarasından bu kişiye ulaşmak hiç de zor değil.
Özcan Nevres


6 Nisan 2007  23:47:15 - Okuma: (644)  Yazdır




İstatistik