Yazı

Tehlike Kapıda
Tehlike Kapıda 

Özcan Nevres

Yirmi iki temmuzdan bu yana yabancı basın sürekli ordu ile halkımızı karşı karşıya getirecek oyunlar sergiliyorlar.

Üzerine basa basa AKP ordudan rövanşını aldı diyorlar. Hangi rövanşı? Ordu ile AKP iktidarı bir yarışmaya mı girmişlerdi ki bu seçim rövanş olsun? Onlar Lozan’da başaramadıklarını, halkımız ile ordumuzu karşı karşıya getirerek Türkiye’yi parçalamaya çalışıyorlar. Tüm dünya şunu iyi bilsin. Türk halkı bırakınız ordusuyla karşı karşıya gelmeyi, üzerine toz bile kondurtmaz. Ordusunun gireceği her türlü çatışmada onun saflarında yer alır. Bu nedenle bu tehlikeli girişimlerden vazgeçsinler. Türkiye’yi hiçbir güç parçalayamaz. Ham hayaller peşinde koşmasınlar.
 
Tehlike kapımızda değerli okurlarım. Başbakanımız yaptığı açıklamada hükümet güven alır almaz Sayın Ahmet Necdet Sezer’in veto ettiği tüm yasalar tekrar meclisten geçirilecek. Başta 2B orman ve petrol yasaları olmak üzere. Her ülkenin temel değerleri vardır. Hiçbir ülke temel değerlerini yabancılara satmaz. Satmaması gerekir. Petrol için de bu geçerlidir. Bilindiği gibi veto edilen petrol yasasında yabancılara verilecek araştırma ve çıkarma ruhsatlarında buldukları petrolü işletmelerinde sıfır vergi olacak. Yani yabancıların bulup işletecekleri petrol yataklarından elde ettikleri gelirden Türkiye’nin payına koca bir sıfır düşecek. Petrol konusunda konuşan bir yetkili petrol orada duracağına kim çıkarırsa çıkarsın. Yeter ki o petrol oradan çıkarılsın demişti. O yetkiliye sormak gerekir. O petrolün orada durması size neden rahatsızlık veriyor? Ekmek mi istiyor, su mu? Petrol orada kendi olanaklarımızla çıkaracağımız güne kadar durursa ne zararımız olur? Aksine çıkarımız olmaz mı?
 
Hükümetin alacağı kararlar bundan böyle Cumhurbaşkanı onayından kolaylıkla geçecek. En başta Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan’ın elli iki dönümlük arsası bozuk orman alanı kapsamına gireceği için olağan üstü değerlenecek. Bu yasanın çıkarılmasındaki ısrarın gerçek yüzü nedir? Bu yasadan yararlanacak olan yalnızca sayın maliye bakanı mı? Yoksa o yalnızca aysbergin görünen yüzü mü? Son zamanlarda sabotaj olduğu kesin orman yangınlarındaki amaç 2B bozuk orman alanlarını çoğaltmak mı? Kuşadası’nda yanan orman alanı yeniden ihya edilecekti ama öyle olmadı. Ne hikmetse birine taşocağı işletmesi kursun diye peşkeş çekildi. Son zamanlarda yakılan ormanların alanlarının akıbeti de aynı mı olacak? Kuraklığın tehlikeli boyutlara ulaştığı zamanımızda yakılan her karış orman kuraklık tehlikesini daha da büyütmeyecek mi? Aynı sözleri tekrar tekrar yazmakta bir sakınca görmüyorum. Bana göre hiçbir alan bozuk orman alanı olamaz. Orman alanı olarak tescil edilmiş hiçbir arazi orman alanı olmaktan çıkarılmamalıdır. Hepimiz biliyoruz ki, bir avuç toprağın dahi bulunmadığı kayalıklarda dahi mükemmel diyebileceğimiz ormanlar yetiştiğini.
 
Tehlike kapımızda sözümü yinelemekte bir sakınca görmüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi döneminde büyük özverilerle kurulmuş olan fabrikalarımızın tamamı satıldı. Satış sözleşmesinde fabrika kapatılmayacak, alan kişi tarafından iyileştirilecek ve işçileri sokağa atılmayacaktı. Bu sözleşmeye rağmen tam tersi oldu. Fabrikalar söküldü. İşçiler kapı önüne konuldu. Değerli arsaları üzerine beton yığını apartmanlar kuruldu. Bunca değerli mülkler yok pahasına elden çıkarıldıktan sonra borçlardan kurtulundu mu? Aksine beş yılda borçlar ikiye katlandı. Madem o fabrikaların kapatılıp makineleri sökülüp hurdaya verilecekti. Fabrika alanları arsa olacaktı. Madem o fabrikaların işçileri kapı önüne bırakılacaktı. Neden bunu devlet kendisi yapmadı? Öyle yapılsaydı devletin kasasına çok daha fazla para girmeyecek miydi? Sata sata artık satılacak pek az şey kaldı. Onlar da satıldı mı ekonomi yalnızca sıcak paraya dayalı kalacak. Bir gün sıcak para ben gidiyorum dediğinde ise felaketin en büyüğü işte o zaman kopacak.
 
Özcan Nevres


31 Ağustos 2007  11:26:34 - Okuma: (431)  Yazdır




İstatistik