Yazı

Risotto Krizi
Risotto Krizi 

Özcan Nevres

Eyvah ki ne eyvah.

İçişleri bakanına Muğla’nın beş yıldızlı bir otelinde bakanın isteğiyle risotto yemeği vermişler. Yemek bakanın çok hoşuna gitmiş. Aşçısından yemeğin tarifini istemiş. Aşçı eti soğan ile kavurduktan sonra üzerine yarım bardak şarap döküyoruz deyince önündeki tabağı fırlatıp atmış. Siz bana şaraplı yemek yedirerek beni günaha soktunuz demiş. Bakan bu kadarla kalmamış. Öfkesini sürdürerek üçlü kararname ile valiyi merkeze aldırmış.
Ah bakanım ah. Sayende ne kadar günahkâr olduğumu öğrenmiş oldum. Gençlik yıllarımda motor sıkletime biner Menemen ile Karşıyaka arasındaki yirmi üç kilometrelik yola aldırmadan Karşıyaka’ya gider, postanenin yanındaki içkili gazinoda yemeğimi yer ve bir bardak biraya bir duble votka koyup içerdim. Bu büyük günahımı yaz boyu haftada en az iki defa tekrarlardım. Kış günlerinde ise arada bir mekâna uğrardım. Gazino kapısının yanındaki midyeciden de getirttiğim midyelerin tadına doyamazdım. O midyeler besmelesiz toplandığı için de kim bilir ne kadar çok günaha girerdim.
Sayın bakanım başta bira olmak üzere her türlü alkol tüketen insanlar nasıl olsa size göre çok günahkârdırlar. Hepsi de mutlaka cehennemliktirler. Her ne kadar onların içtiklerinin tümü yüce Allah’ın nimetlerinden olsa da. Bu durumda sizin bilmeden yediğiniz şaraplı risottodan ötürü size cehennemde yer vermeyiz. Yüreğinizi serin tutun. Ne yazık ki sizin yediğiniz risotto içindeki birkaç damla şarap yüzünden koskoca Muğla valisini yeryüzü cehenneminde yaktınız.
Sayın bakanım. Mademki bu denli alkollü türevlerine karşısınız. İstediğiniz yemeğin nasıl yapıldığını niçin sormadınız? Sormamanızın bedelini vali beye ödettirmeye hakkınız var mı? Kaldı ki siz seçim sürecinin tarafsız bakanıydınız. Geçici bakanlığınız zamanında sayın valiyi merkeze almak tarafsızlık ilkesine ters düşmez mi? Yoksa tarafsızlığın ne olduğunu biz yanlış mı algılıyoruz?
                                        ***
İran Kandil dağını bombalıyor. Irak hükümeti İran’a protesto notaları gönderiyor. İran ise inadına bombalıyor. Belli ki bu bombardıman orada barınan teröristlerin tümünü yok edinceye kadar sürdürülecek. Bu duruma Amerika’nın seyirci kalmayı yeğleyeceği kesin. Zira Irak batağına batacağı kadar batmış. Bir de İran da batağa saplanmak istemez. Görünen o ki, Rusya, Çin, Hindistan ve İran’ın ortak hareket etme kararları Amerika’yı zora sokmaktan öte kıpırdayamayacak bir duruma sokmuş. ABD bu gidişle BOB projesinden vazgeçip tasını tarağını toplayıp ait olduğu yere gidecek. Bizden çok hayırlı bir dua. Gitmen olsun da dönmen olmasın ey Amerika. Belki bu sayede el atıp da yokluğu, kargaşayı ve yoksulluğa mahkûm ettiği ülkeler iyice silkinip sadaka ekonomisinden kurtulurlar ve huzura, barışa ve desteksiz ayakta durabilecek bir ekonomiye sahip olurlar.
                                        ***
Sayın Başbakan yeni Cumhurbaşkanımızı anlaşarak seçeceğiz demesine rağmen, yüzde kırk altının verdiği gazla yine dediğim dedik çaldığım düdük havasına giriverdi. Dayatma ile yine cankardaşı Abdullah Gül’ü aday gösterdi. İlk oylamada yeterli oyu bulamayan Gül, kapı kapı dolaşarak seçilmesini garantiye almaya çalışıyor. Bunun adı da uzlaşma oluyor. Yiyen varsa tabi. Uzlaşma arayışları aday gösterilmeden önce yapılmalıydı. Aday gösterildikten sonra yapılan tüm görüşmeler dayatmadır. Uzlaşma arayışı değildir. Sayın Gül çaldığı kapılarda kendisini karşılayanlara bana oy verin mi diyor? Yoksa benim adaylığımı olumlu karşılıyor musunuz diye soruyor mu? Öyle sorması olası mı? Öyle sorduğunda çaldığı tüm kapılardan hayır yanıtı alması, onu ne hallere düşüreceğini düşünmek bile istemiyorum.
Özcan Nevres


21 Ağustos 2007  19:03:00 - Okuma: (561)  Yazdır




İstatistik