Yazı

Yanlışlar ve Doğruları
Yanlışlar ve Doğruları 

Ahmet Mocan

Türkçede inatla yanlış yazıp söylediğimiz bazı kelimeler var. Sözlüğe ya da yazım kılavuzuna bakmak gibi bir âdetimiz olmadığı için –ne de olsa hepsinin doğrusu bizim bildiğimizdir- yanlış kullanımlar giderek yayılmakta…

Bu kelimelerden bazılarının doğru yazılışlarını aşağıda verdim. Umarım herkese bir faydası olur…
 [Parantez içindekiler, doğru yazılışlardır!]
 A: Abi(ağabey), abuk subuk(abuk sabuk), acaip(acayip), allerji(alerji), aliminyum(alüminyum), amma(ama), anbar(ambar), anomim(anonim), ataist(ateist), atelye(atölye), Azarbeycan(Azerbaycan)
 B: Bengaldeş(Bangladeş),beraet(beraat), bilader(birader), bisküi(bisküvi), bugünki(bugünkü)
 C: Canbaz(cambaz), civa(cıva), cudo(judo), cüzzam(cüzam)
 Ç: Çerkes(Çerkez), çünki(çünkü) 
 D: dangır dungur(dangıl dungul), dedentör(dedantör), dersane(dershane), dinazor(dinozor),
 E: eczahane(eczane), eczümle(ezcümle), eğemenlik(egemenlik), ekzantrik(eksantrik), enfaktüs(enfarktüs), etejer(etajer), eskaza(ezkaza), entellektüel(entelektüel)
 F: fantazi(fantezi), fiat(fiyat)
 G: gravat(kravat)
 H: hala(hâlâ), hamfendi(hanımefendi), hark(ark), hastahane(hastane), hemşehri(hemşeri)
 I: ızdırap(ıstırap)
 İ: inkilâp(inkılâp), iktısat(iktisat), izalasyon(izolasyon)
 K: kahbe(kahpe), kahvane(kahvehane), kamerya(kamelya), kapitilâsyon (kapitülâsyon), kaporo(kaparo), kar(kâr), karisör(karoser), kerlifelli(kellifelli), kesinkes(TDK),kesenkes(Dil Derneği), keşki(keşke), kıtipiyos(kıtıpiyos), kısbet(kispet), kirpit(kibrit), kollej(kolej), komser(komiser), kurvazör(kruvazör), küvöz(kuvöz)
 L: losyon(nosyon)[kavram]
 M: madem ki(mademki), mahsur(mahzur)[sakınca], mahzur(mahsur)[çevrili], makina(makine), mâni(mani), mani(mâni)[engel], maşaallah(maşallah), melhem(merhem), menacer(menajer), menba(memba), mevlüt(mevlit), meyva(meyve), miğde(mide), mimber(minber), motorsiklet(motosiklet), müsade(müsaade), müsil(müshil), mütalea(mütalâa)
 N: nalet(lânet), name(mağme)
 O: oporlör(hoparlör), ofsayit(ofsayt), orjinal(orijinal), oysa ki(oysaki)
 Ö: öge(öğe), öğünmek(övünmek), öyle ki(öyleki)
 P: papuç(pabuç), pancur(panjur), pantalon(pantolon), pastahane(pastane), payton(fayton), parlemento(parlamento), pardesü(pardösü), posteki(pösteki)
 R: rasatane(rasathane), rötüş(rötuş)
 S: sahife(sayfa), sarmısak(sarımsak), senbol(sembol), sürcülisan(sürçülisan), sadıç(sağdıç)
 Ş: şartel(şalter), şevkat(şefkat), şişane(şişhane)
 T: tabura(tabure), takonya(takunya), teyyare(tayyare), teskere(tezkere)[yazılı kâğıt], tirbişon(tirbuşon), türibin(tribün)
 Ü: ünvan(unvan)
 Y: yada(ya da), yalnış(yanlış), yanlız(yalnız)
 Z: zerafet(zarafet)
 Birkaç yanlışa daha değinmek istiyorum:
 Özellikle televizyonların yaptığı bir yanlış var: “Devlet Eski Bakanı…”
 Bu tamlamanın doğrusu, “Eski Devlet Bakanı…”dır. “Eski” önünde kullanıldığı isimle birlikte bir bütünlük oluşturur. Nasıl “eski” sözcüğünün yerine “yeni”yi kullandığımızda “Devlet Yeni Bakanı…” değil de “Yeni Devlet Bakanı…” diyorsak “eski” sıfatını kullandığımızda da tamlamanın şekli “Eski Devlet Bakanı…” olur.
 Başka bir yanlış kullanım da “Türkçe’nin” şeklindeki kullanımdır. Bunun doğrusu “Türkçenin”dir. Bu konudaki kural şudur: Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz. (TDK Yazım Kılavuzu, s. 48, Ankara 2005)
 Bir de “rakip” (Herhangi bir işte, bir yarışta, birbirini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye uğraşan kimse) kelimesini, “râkip” diye telaffuz edenler var. Oysa “râkip” [بکار], Arapça “binen, binici” demektir. Aynı kökten türeyen “merkep”, aslında ism-i mekân olarak “binilen yer” anlamına gelir. Ancak Osmanlıcada anlam değişimine uğrayıp sadece “eşek” anlamında kullanılmıştır.
                                                                                                                      Ahmet Mocan
   


16 Ağustos 2007  13:29:09 - Okuma: (3409)  Yazdır




İstatistik