Yazı

Gürültü Salaklığı
Gürültü Salaklığı 

Özcan Nevres

Günlerdir olabildiğince gürültü kirliliği içinde yaşıyoruz.

Emniyete, belediye zabıtasına şikâyet ediyorum ama sonuç almak mümkün olmuyor. Gürültüyü kim yapıyor diye soruyorlar. Kimin yaptığını kontrol etmek çok zor mu ki şikâyetçiden öğrenmek istiyorlar. Papuliden geldiğini söylüyorum. Belli ki Papuliye şikâyet edildiğinin tüyosu gitmiş ki ses kesiliyor ama yanı başındaki sandviççiden benzer bir müzik devam ediyor. Papuliye giden zabıtaların ola ki kulakları yanlarında olmadığından o gür sesi duyamıyorlar. Sözüm ona müzik şu andaki gibi devam ediyor. Dap, dap, dap dap. Arada bir dabadaba dapdap. Sabahın dokuzundan gecenin yarısından sonrasına kadar bu tek düze müziği eli mahkûm dinliyoruz. Böyle bir sözüm ona müziğin desibeli ne olursa olsun insan sinirlerini allak bullak ettiği kesin. İşkence odalarında bir leğene damlatılan suyun işkence edilen kişiyi delirttiği bilinmektedir. O su damlasının desibeli ne ki insanı delirtebiliyor?
Bu gürültülü müziği yayınlayanlar ne yaptıklarını sanıyorlar? O kadar gürültüyü göze alıp o boş sandalyelere oturacak kaç tane duyarsın insan bulabilirler? O alandan geçenlerin kulaklarını parmakları ile tıkadıklarını görmüyorlar mı? Bu çirkin gürültüler gürültüyü yapan esnafa hiçbir şey kazandırmaz. Aksine çok müşteri kaybettirir.
Perşembe gecesi müthiş bir gürültüye karşı kulaklarımızı tıkamak zorunda kaldık. Gürültülü müzik (şayet buna müzik denilebilirse) yakınımızdaki AVELON dan geliyordu. Seksen üç yaşındaki beyin ameliyatı geçirmiş komşum ağlayarak feryat ediyordu. Ne bu gürültü? İnanın beynim parçalanıyor. Dayanamayacağım bu gürültüye diyordu. Hemen zabıtayı aradım. Durumu anlattım. Hemen gürültü ölçüm ekibine haber veriyoruz. En geç yirmi beş dakika sonra orada olur dediler. Bu ara AVELON un yakınındaki bir evden yayını yapana bir uyarı geldi. Yaptığınız yüksek sesli yayın yüzünde çocuklar uyuyamıyor diye ama aldırmıyorlar. Nedense benim şikâyetimin ardından gürültü yarıdan da aşağı düştü. Ölçüm ekibi geldiğinde o rahatsız edici gürültü yok olmuştu. Gürültü ekibi her ne kadar evimizin önüne arka taraftan gelmiş olsa da belli ki AVELON a bir tüyo gitmişti. Ölçüm ekibi ölçümü evimin içinden yaptı. Duvarlarıma kendi elimle döşemiş olduğum üç santimlik strafora rağmen az da olsa ses yüksek çıkmıştı. Oysa bu sıcak yaz günlerinde her kes evinin balkonunda oturmaktadır. Gürültü yönetmeliğine göre ölçüm balkonlardan yapılamıyor. Yani diyorlar ki sıcaktan yansanız da, bunalsanız da o gürültüden kurtulmak için evinizin kapılarını ve pencerelerini kapatıp oturacaksınız. Bu yönetmeliği yapanlar acaba klima üreticileri ile ortaklar mı? Zira o sıcakta kapılar ve pencereler kapalı olarak ancak kliması olanlar oturabilirler.
Gürültü ölçümü yapıldıktan sonra sessizlik ölçümü için zabıtaca AVELON daki müzik durduruldu. Ölçüm yapıldıktan sonra müziğin sesinin az daha kısılması uyarısında bulunularak müzik yayını başlatıldı. Zabıta oradan ayrılır ayrılmaz ise ses sonuna kadar açıldı. Yani siz bizi şikâyet ederseniz biz de böyle yaparız dediler. Bu arada ısrarla kimin şikâyet ettiğini öğrenmek istemişler. Evet, şikâyet eden bendim. İşte öğrendiniz. Ne yapacaksınız? Mafya usulü bir eylem mi? Serçeden korkan darı ekmez. Seksen üç yaşındaki, beyin ameliyatı geçirmiş bir kadınımızı ve o gürültüden uyuyamayan çocukları ve bebeleri bu denli rahatsız eden bir kurumu şikâyet etmek en doğal haktır. Kaldı ki o gürültüden ben de, eşim de yeteri kadar nasibimizi aldık. Bu durumda şikâyet edilmez de ne yapılır?
Bu gürültülü ortamda Bodrum takılıyor usuma. Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) bile henüz Bodrum’u bu denli ünlendirmeden önce görevim gereği haftada en az iki defa Bodrum’a giderdim. Görevim Profilo Holding’in Muğla elektronik servis şefliğiydi. Öğlen yemeğimi Atalay kırtasiyenin karşısındaki köftecide yerdim. Köfteler olabildiğince nefis ve ucuzdu da. Akşam yemeğini ise Bodrum’un en ünlü lokantası olan Orhanınyeri’nde yerdim. Izgara salata ve bira fiks mönü yirmi lira idi. Çoğunlukla oturacak bir yer bulabilmek için uzun süre beklerdik. Yemek yiyenlerin rahat sohbet etmeleri için müzik çalınmazdı. Sessizliğe büyük önem verilirdi. Demek ki müşteriyi cezbeden gürültülü müzik değil sessizliğin hakim olduğu bir ortamdı. Bodrum’daki turizmin gelişmesinde Orhanınyeri’nin çok büyük katkısı vardır. Keşke gürültü yaparak müşteri çekeceklerini sananlar bunu öğrenebilseler. Böylece gürültüden arî bir yaşamımız olurdu. Bunu sağlamak da belediyenin görevidir.
Özcan Nevres


29 Temmuz 2007  00:38:20 - Okuma: (534)  Yazdır




İstatistik