Yazı

Büyük İskender ve Küreselleşme -1
Büyük İskender ve Küreselleşme -1 

Asil S. Tunçer

Tarih boyunca toplumlar ve insanlar farklı ama temeline bakıldığında benzer amaçlar doğrultusunda birbirleriyle etkileşim içinde olmuşlardır.

Bu etkileşim ve kültürlerin birbirleriyle kaynaşması bazı dönemlerde özellikle de emperyalizmin etkisini arttırdığı dönemlerde hız kazanmıştır. Şunu diyebiliriz ki; sürekli genişleme gayesi güden imparatorluklar ve bu doğrultuda yönetim gösteren liderler döneminde küreselleşme belki kavram olarak tam bilinmese de önemli derecede etkisini göstermiştir. Büyük İskender de fetihçi bir anlayışla imparatorluğu idare eden tarihte ki en önemli liderlerden birisidir. Özellikle küreselleşme sürecinin başlangıcında yaptığı fetihlerle küreselleşmede bilinen ilk isimdir. Gerçi yaptığı savaşların çoğunda işgal ettiği yerleri yakıp yıkmış, çoğu yere zarar veren politikalar izlemiş ve bunun sonucunda karşılıklı bir etkileşim yerine daha çok tek taraflı bir küreselleşme görülmüştür ve bu da karşılıklı etkileşimin boyutlarını sınırlayan bir sonuç doğurmuştur. Yine de sonuçta bakıldığında M.Ö.3.yy.dan M.Ö.1.yy.a kadar kesintisiz bu sürecin etkilerini görürüz. Hatta bu etki Roma döneminde bile sürmüş ne zamanki Roma M.S.1.yy.ın sonlarına doğru bu kültür üzerine kendi kültürünü inşa etmiş ve bir Romalı tarzı yaratmıştır ki bu etki hala M.S.2.yy.ın başlarına değin varlığı devam ettirecektir.
Büyük İskender yaşadığı çağda bütün medeni dünyayı idaresi altına almıştır. Babası Kral Philip yaptığı savaşlar ve izlediği politikasıyla Makedonya'yı Yunan devletlerinin önderi durumuna yükseltmiş; İskender ise kendi kıtasını aşıp bütün dünyaya yayılmak amacını gütmüştür. Makedonya’yı M.Ö. 359–336 yılları arasında yöneten II. Philip’in oğlu İskender, Pella'da M.Ö. 21 Haziran 356’da doğdu. Aristo'dan ders almaya başladığında 12 yaşındadır. 16 yaşındayken de Roma'ya karşı savaşa giden babasının yerine memleketi idare emiş, M.Ö. 338’de 18 yaşındayken babası onu ordunun başına en yüksek rütbeli general yapmıştır. Babasının vizyonları ve büyük hayalleri vardır fakat o gayelerinin farkına varamadan önce öldürülür. Bir söylentiye göre de İskender’i tahta çıkarmayı garantilemek için İskender’in annesi Olympias tarafından bir suikastın teşvik edilmiş olduğu yönündedir. İskender tarihteki en önemli askeri dâhilerden birisidir, korkusuzdur ve güçlü biridir. Bundan dolayı sürekli babası tarafından yerine geçecek yegâne kişi olarak görülür. M.Ö. 336’da, babası II.Philip’in öldürülmesi üzerine 20 yaşındayken tahta çıkar ve Büyük Makedonya ordusunun başına geçer. Tahta çıktıktan sonra önce kraliyetini garanti altına alır ve babasının izinde potansiyel rakiplerini bertaraf etmek ister. Bunun için başta Thebai olmak üzere Sparta ve diğer Yunan kentlerine saldırır. 10.000’den fazla Yunanlıyı esir ederek ordusuna kattı. Anadolu’dan İranlıları çıkarmak için hareket eder, Çanakkale Boğazı’nı geçer. Rize Çayı kenarında Pers ordusu ile karşılaşır ve Kavalier Savaşı’nda onları yener. Küçük Asya yani Anadolu’da Yunan şehirlerini Perslerin elinden kurtarır. Sonra da Suriye ile Fenike üzerinden dolaşarak Mısır'a indi. Midas’ın başkenti Gordion’da ünlü düğümü zekâsıyla çözemediğinden “kılıç akıldan daha keskindir” diyerek kılıcıyla keser ve bilgeliğe karşın Vandallığı tercih ettiğini ispat eder. Homer hayranıdır ve yanından İlyada kitabını hiç ayırmaz.  Dört gün süren bir yolculuktan sonra Lydia’nın başkenti Sart’tan Lydia’nın bir diğer önemli kenti Arzawa’nın başkenti Efes’e gelir.
İskender bir yıl gibi bir sürede tüm Anadolu’yu fetheder. Pers Kralı Dara’yı daha sonra kendi adını verdiği İskenderiye yakınlarında bozguna uğrattı (M.Ö.331, Issus-Horseman Battle). M.Ö.332 yılında Mısır’daki İskenderiye şehrini kurar. Bu şehir 150 yıl Yunan kültürünün beşiği oldu. Sonra yine (Persia) İran'a dönerek Darius'un ordusunu bozguna uğratır. M.Ö. 329’da Doğu’ya yürür ve Hindistan'ın şimdi Pencap denilen bölgesine girer. Afganistan’da M.Ö.327’de Türk asıllı Afgan Prensesi Roksalan ile evlenir. Orada İskender’in askerleri kendisine baş kaldırarak daha ileri gitmek istemediklerini bildirirler. İskender boyun eğer ve böylece memlekete dönmek üzere yola çıkarlar. Hindistan’dan Kuzey Afrika’ya uzanan geniş kıyıları takip ederek buraların (Avrupalılarca) ilk kez keşfedilmesine önayak olur (Costal Navigation).  
Büyük İskender, Doğu ile Batı arasında karşılıklı ilginin doğmasına yol açar. Avrupa kültürü ile Asya kültürünün birbirine karışmasına, geleneklerin kaynaşmasına vesile olur. Ele geçirdiği her devlette, Helen dili (Koine) devlet dili olur. Onun savaşları, yayılışları imparatorlukların ilk işaretleridir. Çünkü bu mirasa daha sonra sırasıyla Roma, (Doğu Roma) Bizans, Osmanlı, Britanya ve günümüzde Amerika konmak isteyecek ve bunu kısmen ya da tamamen başaracaklardır.
Makedonya'ya dönerken İskender ancak Babil'e kadar gelebilir; hastalanır ve yüksek ateşli iken doktorlarının uyarılarına rağmen acılarını dindirmek için içki içmeye devam eder; ölümüne davetiye çıkarır. Bütün askerleriyle yatağının yanında teker teker vedalaşır. M.Ö. 13 Haziran 323'de 33 yaşındayken yüksek ateş ve uyuşturucu bağımlılığına bağlı zehirlemeden ölür.
İskender’in ölümünden sonra Makedonyalı General Ptolemaios I Soter, Mısır tahtını ele geçirir. Büyük İskender’i unutulmaz kılan en önemli şey her şeyden önce cesareti ve gözü karalığıdır. Ama onu asıl İskender yapan özelliği yüreğinde taşıdığı bilgeliği paylaşmayı esas almasıdır. Büyük bir toplulukla savaşa tutuştuğunda morali bozulan askerlere ilk takviyeyi İskender yapar. Onların cesaretlerini övücü konuşmalarda bulunur ve meydanlarda sessiz bir rüzgâr gibi dolaşıveren umutsuzluk birden kopan fırtınayla gider. İskender ordusundaki birçok askerden daha çok yaralanmış ve herkesten daha çok acı çekmiştir. Genç yaşında ömrünün sonlarına gelen İskender’e “Daha ileri gitmeyelim. Askerimiz yorgun, evlerimize dönelim!” teklifi getirildiğinde vücudunu gösterir ve “Vücudumda yara olmayan hiçbir yer kalmadı. Bunu nasıl söylersiniz?” diyerek ölümden korkmadığını, gireceği savaşlardan yılmayacağını gösterir, İskender. İçinde büyüttüğü özlem o kadar büyüktür ki yaşının ya da gücünün yetmeyeceğini bile bile çıkar meydanlara. Ganimetlerine kavuşmuş komutanları için Barbarların (Helen dili konuşmayan topluluklar) yaşadığı yerler, yani Doğu, sadece zenginliği ile yetecektir onlara. İskender ise bugün bile dünya paylaşım savaşlarının özünü oluşturan düşüncesini açar komutanlarına:
Doğu tamamen istila edilecek ve bir merkeze bağlı pek çok küçük devletçikler oluşturulacaktır”.
İskender’in ayak bastığı yerlerde hayat bir daha eskisi gibi olmayacaktır ve olmamıştır da. Tekrar eski düzen bir daha yerine gelmemiştir örneğin ne Anadolu’da, ne Irak’ta ne de Mısır’da. Bu Megali Idea yani büyük ideal, her zaman bir karmaşa ortamının hüküm süreceği bu geniş coğrafya da hep şekil bulacak ve tarihten bir sayfa olarak günümüze kadar ulaşacaktır…  
 
…sürecek…


24 Temmuz 2007  19:40:09 - Okuma: (822)  Yazdır




İstatistik