Yazı

Risos Sen Kumluğun Başına Bela mısın?
Risos Sen Kumluğun Başına Bela mısın? 

Özcan Nevres

Kurumunuza hangi makam sabahın üçüne kadar çalışma izini vermişse kurumunuzun şehrin göbeğinde oluşunu göz önüne almadan vermiş.

Öncelikle bu yanlışın düzeltilmesi gerekir. Öncelikle turizme gönül vermiş biri olarak şunu belirtmek isterim. İnsanların sabaha kadar eğlenme hakkı vardır. Bu demek değildir ki çevreye vereceğiniz rahatsızlığa rağmen dilediğiniz şekilde eğlenebilirsiniz. Sabaha kadar eğlence ya şehrin uzağında ya da kapalı mekânlarda iyi bir ses yalıtımıyla yapılabilir. Oysa kurumunuzda amplifikatörünüzün sesini Marmara denizinin ta karşı yakasına kadar duyurmaya çalışırcasına sonuna dek açmaktasınız. Bu davranışınız da doğal olarak çevrede yaşayanlara büyük rahatsızlık vermektedir. Dahası bırakınız herkesin uyku saatinde bu kadar yüksek sesle yayın yapmayı, gündüz saatlerinde bile bu kadar ses açamazsınız. Zira belirli bir desibelin üzerine çıkmak yasaktır. Nedeni ise insan sağlığına etkili olan zararıdır.
Turizme gönül vermiş biri olarak yapılan yanlışlar yüzünden neler kaybedildiğini bilen bir insanım. Ne yazık ki bunu eğitimsiz işletmeciler bilmemektedirler. Kaldı ki Risos gibi sözüm ona turistik tesisler eğlence yerlerinden öte bir şey değildir. Ne iç turizme ne de dış turizme hitap etmez. Bu gibi kurumların tek amacı iyi para kazanmaktır. Ben kasamı doldurayım da çevre ne yaparsa yapsın. İster uyumasın ister hastalansın. Bir de bu işin insani bir yönü vardır. Çevrede yaşayanların hastaları ve bebekleri de vardır. Onlara rahatsızlık vermek kimsenin haddine düşmez.
Belediye sahilde birçok işletme açılmasına izin vermiş. Bir iş yeri açarken yasaya göre ustalık belgesi aranması gerekmektedir. Bu işletmeler için böyle bir belge aranmadığı kesindir. Risos’un yanı başındaki alana bir kulübe kurulmuş. İki tarafına da dev hoparlör kabinleri konulmuş. İleride plastik sandalyeler var. Belli ki açılış hazırlığı yaparlarken önce gürültü makinelerini yerlerine yerleştirmişler. Oysa insanlar sahillere kafa dinlendirmek için giderler. Kafalarını şişirtmek için değil.
Bu işletmeler kuruluyor. Çok güzel de oluyor. Sahil ışıklanıyor ve renkleniyor. Kira kontratlarına neden yüksek sesle müzik yayını yapamazsınız diye bir madde konulmuyor? Dahası bu gibi işletmelerde tuvalet zorunluluğu olması gerekir. Eğer tuvaleti yoksa işletme izini verilmez. Verilmemesi gerekir. Üstelik bazı yerlerde rastladığım gibi bu tuvaletlerin ayak yolu değil gerçek anlamda tuvalet olması gerekir. Oysa sahile bu denli yakın olan yerlerde tuvaletteki tüm olumsuzluklar denize ulaşır ve suya karışır. Bu nedenle tuvaletlerdeki fosseptik çukurlarının sızdırmaz olması gerekmektedir. Zaten yeteri kadar Boğluca deresi denizi kirletmektedir. Bir de buna sahil işletmelerinin tuvaletleri eklenmemelidir.
Tuvaletlerle ilgili Foça Belediyesinden bir örnek vereyim. İngiliz burnunda denize girenlerin duş ve tuvalet gereksinimleri için kabinler yaptırdı. Duşların ve tuvaletlerin atıkları eski bir vidanjörün tankına bağlandı. Dolan tank vidanjörle boşaltılıp sürekli kullanımı sağlanıldı. Bu şekilde insanların denize girdiği bölgenin temiz ve sağlıklı kalması sağlandı. Kumluk mevkiinde birkaç tuvalet var. Bunların atıkları nereye gidiyor? Doğruca denize mi? Eğer denize gidiyorsa çok yazık. İnsan sağlığı bu denli göz ardı edilmemelidir.
Dikili’de sahilde bir tuvalet vardı. Atığı anında denize akıyordu. Sayın Osman Özgüven belediye başkanı seçildiğinde ilk icraatı o tuvaleti oradan kaldırmak olmuştu. Üstelik o yıllarda Dikili’de kanalizasyon da yoktu. Hemen kanalizasyon inşaatını başlattı. Sahilde yaptığı güzel düzenlemelerle bu günkü modern Dikili’yi yarattı.
Silivri’de iyi bir sahil düzenlenmesi gerekmektedir. Ne yazık ki sahilde tesis açanlar denizi de sahiplenmektedirler. Sahiplenmenin yolunu da bulmuşlar. İşletme ile deniz arasındaki alana şemsiyeler dikilmekte, şezlonglar konulmaktadır. Böylece şemsiyelerin altı şemsiyeler ve şezlonglar gibi işletmenin malı olmaktadır.
Belediye yetkilileri şöyle bir sahilleri kontrol etsinler. Sahillerin en güzel yerlerinin şemsiyelerle nasıl donatıldığını ve tabelalardaki uyarıyı da görsünler. Şemsiyeler ….. Sitenin malıdır. Yabancılar kullanamaz. Şemsiyeler tüm sahili kapatmış. Peki, dışarıdan gelenler nerede oturacaklar. Nerede şemsiyelerini açacaklar? Gelmesinler efendim. Gelip de ne yapacaklar? Deniz sahilde evi olanlarındır. Olmayanlar evlerinde oturup sıcaktan pişsinler ve denizin yararlarından yararlanmasınlar. Zira site yöneticileri böyle olmasını istiyorlar. Ne yazık ki belediyemiz de buna göz yumuyor.
Özcan Nevres


8 Temmuz 2007  12:26:54 - Okuma: (582)  Yazdır




İstatistik