Yazı

Anecim Neydip Durun?
Anecim Neydip Durun? 

Ahmet Mocan

Selçuk’umuzun maalesef kendine özgü dil özellikleri yok…

Maalesef diyorum çünkü ben, bir bölgeye ait dil özelliklerinin kültürel zenginlik olduklarını düşünüyorum. Belki Selçuk’a göç edenlerin sahip oldukları, konuştukları ağızlar olabilir; ama Selçuk’ta genel olarak standart Türkçe konuşulur.
        Bu yazımda uzun yıllar kendi içine kapanık yaşamış bir şehrin, -Muğla’nın- kendisine özgü diliyle yazılmış bir şiiri sizlerle paylaşıp, şiiri standart Türkçe’ye de aktarmaya çalışacağım…
        Bu şiiri-Muğlalı olmamasına rağmen- Muğla ağzını büyük bir başarı ile kullanarak yazan Muğla Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Namık Açıkgöz’e teşekkür ediyorum…
Anecim Neydip Durun? (Anneciğim Neler -Ne- Yapıyorsun?)
           
 
anecim bordu günne geçmeyoru (Anneciğim burada günler geçmiyor)                 
insannâ iyi-kötü seçmeyoru (İnsanlar iyi kötü seçmiyor)                
guşla bile molu’daki gibi uçmayoru (Kuşlar bile Muğla’daki gibi uçmuyor)             
gönül guşu gurbe’leden uça mı biliyman (Gönül kuşu gurbetlerden uçar mı bilmiyorum)   
                   *              
netçen gari çekçez gurbetin gahrına (Ne yapalım artık çekeceğiz gurbetin kahrını)
iççez gari gurbe’liğin zehrine (İçeceğiz artık gurbetliğin zehrini)      
özleyon eski günnen behrine (Özlüyorum eski günlerin behrini(*))             
bordu günnem geçe mi biliyman (Burada günlerim geçer mi bilmiyorum)
                   *
aşam olu sabah olu özlerin (Akşam olur sabah olur özlerim)            
molu’dan biri gelce’ deye yol gözlerin (Muğla’dan biri gelecek diye yol gözlerim)   
da’lı geli beni acı acı sözlerin (Dağlar gelir bana acı acı sözlerin)      
deli gönül hasret suyu içe mi biliyman (Deli gönül hasret suyu içer mi bilmiyorum) 
                   *                                   
çoveş bile ordu başka doğuyorudu (Güneş bile orda başka doğuyordu)     
garabağın sine’lene koğuyorudun (Karabağ’ın sineklerini kovuyordu)      
gara ayşa ine’lene sağıyorudun (Kara Ayşe ineklerine sağıyordu)              
ine’le ba’reçlere sıça mı biliyman (İnekler bakraçlara sıçar mı bilmiyorum)            
                   *
gocugözle keşke’ oca gurdu mu? (Koca Gözler köşke ocağı kurdu mu?)      
zeybe’lemiz oynemeye durdu mu? (Zeybeklerimiz oynamaya durdu mu?)
göçnalesi irimleri sardı mı? (Göç lalesi irimleri(**) sardı mı?)
cümle-alem yaylıdan göçe mi biliyman (Cümle âlem yayladan göçer mi bilmiyorum)
                   *
anecim beni dime gari “olu gide be” (Anneciğim beni sorma artık “olur gider be”) 
olup gi’meyoru bu dert galı gide be (Olup gitmiyor bu dert kalır gider be)
hayalin annecimde, gözlem dalı gide be (Hayaline anneciğim gözlerim dalıp gider be)    
gara gözlem gannı yaşla saça mı biliyman (Kara gözlerim kanlı yaşlar saçar mı bilmiyorum)
                   *
napcen gari gurbe’liğe çekiyom (Ne yapalım artık gurbetliği çekiyorum)           
gece gündüz gavışma duası okuyom (Gece gündüz kavuşma duası okuyorum)
hasret bezine gözyaşımınan dokuyom (Hasret bezini göz yaşımla dokuyorum)
zalım gurbet tezi gibi biçe mi biliyman (Zalim gurbet çabucak geçer mi bilmiyorum)  
                   *
tozlu mu hala köte’li’nin yolları? (Tozlu mu hâlâ Kötekli’nin yolları?)
çiçe’ açtı mı dümbüren dalları? (Çiçek açtı mı Düğerek’in dağları?)
doldu mu suyunan ula’nın gölleri? (Doldu mu sı ile Ula’nın gölleri?)
daha ordu da gelik-geçe mi biliyman (Daha orda da gelip geçer mi bilmiyorum)
                   *
seller gibi yamır yağıp duru mu? (Seller gibi yağmur yağıp duruyor mu?)
bulu’la yılanlıya ağıp duru mu? (Bulutlar Yılanlı’ya yığılıp duruyor mu?)          
iki yamır arası çoveş doğup duru mu? (İki yağmur arası güneş doğup duruyor mu?)  
gızıldağın naleleri aça mı biliyman (Kızıldağ’ın laleleri açar mı bilmiyorum)
deli serpil soka’lada geziyoru mu? (Deli Serpil sokaklarda geziyor mu?)
garip gadın canından beziyoru mu? (Garip kadın canından beziyor mu?)
çocu’la hala ona üzüyoru mu? (Çocuklar hâlâ onu üzüyor mu?)
çocu’la eziyetten vazgeçe mi biliyman (Çocuklar eziyetten vazgeçer mi bilmiyorum) 
                     *
evlendi mi gara hafızın ayşası? (Evlendi mi Kara Hafız’ın Ayşe’si?)
yavıklımıdı ciğerimin köşesi (Yavuklumdu ciğerimin köşesi)
pek sever-idi anecimin paşası (Pek severdi anneciğinin paşası)
hindi gari başkalanı seçe mi biliyman (Şimdi artık başkalarını seçer mi bilmiyorum)    
                     *
attı gurbe’leri bir zalım kasıt bene (Attı gurbetlere bir zalim kasıt beni)
sar bene anecim, eyle bi yol mesut bene (Sar beni anneciğim, eyle bir yol mesut beni)   
anecim borula çok soğuk ısıt bene (Anneciğim buralar çok soğuk ısıt beni)
deli gönül boruladan gaça mı biliyman (Deli gönül buralardan kaçar mı bilmiyorum)    
                     *
namık hoca der ki sözüm bitti aha! (Namık Hoca der ki sözüm bitti aha!)
galannarı gari başka sabaha (Kalanlar artık başka sabaha)
deivecem bi çok sözüm va daha, (Diyeceğim birçok sözüm var daha)
bi gün buna yazıya geçe mi biliyman (Bir gün bunlar yazıya geçer mi bilmiyorum)
 
 
*Işık
** Tarlalara, bahçelere gidiş yolu
 
                        Ahmet MOCAN


4 Temmuz 2007  05:12:55 - Okuma: (2446)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik