Yazı

Şarlatan
Şarlatan 

Hüseyin Taşyakan

Pensilvanya’da CIA’in kontrolünde yaşamını idame ettirip, Türkiye üzerinde oynanacak tüm oyunlar için kendisinden beklenen hizmeti sonuna kadar ve kusursuzca yerine getiren Fe tipi örgüt liderini hedef alan yukarıdaki ifadeyi kullanan bukez ben değilim değerli okuyucular.

 İfadeyi geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklama sırasında kullanan, bizatihi  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ dır ki bu ifadenin içerisine neyi veya neleri sığdırıyorsa hepsine sonuna kadar katılıyor ve altına imzamı da atıyorum. 

Ancak  konunun trajedik yanı; çok daha öncesini saymazsak,  bizim   (biz dediklerim: Ulusal basında Emin ÇÖLAŞAN ve Sabahattin ÖNKİBAR  yerel basında ise bilebildiğim kadarıyla ben)  yaklaşık 8-10 yıl öncesinden bu yana uyarı mahiyetinde yazıp söylediklerimizin  kaile alınmayıp; Cumhurbaşkanlığı  düzeyindeki  bir makamın ancak bir 15 Temmuz kalkışmasından sonra  hakikatleri görmüş olabilmesidir. 
Açık söylemem gerekirse bugün Cumhurbaşkanlığı makamında oturan kişinin, bizim yıllar öncesi kullandığımız ifadeyi kullanır duruma gelmesi de az mutluluk değildir. Çok zeki (!) olduklarını iddia ederken defalarca aldatılanların devlet yönettiği bir coğrafyada, kendilerinden 8-10 yıl önce bugünleri görebilmek  az bişey değil tabiki.
O günlerde yazdıklarımıza kör, söylediklerimize sağır olanların da bu gün nasıl bir vicdan hali içerisinde olduğunu merak etmiyor da değilim tabi. Hele ki Fe tipi örgüt ve AKP hükümetlerinin  politikalarını  yerden yere vurduğumuz da  bizi iftira atmakla suçlayan, kendi beynini (varlığından şüphe etsem de) kullanma yeteneği olmayıp,  çobanının dürtüsüyle hareket edebilen koyun sürüsü gibi , liderleri ne söylerse o na inanıp biad edenler  içinse ayrı bir merak içerisindeyim.  Bu zevat o günlerde yazdıklarımdan ötürü en saldırgan halleriyle, internette buldukları  yazılarımın altına yaptıkları  yorumlarda hakaret ve küfürde tavan yaptıkları gibi, bir kaçı ise (beni tahrik etmek için olsa gerek) ‘’Bir gün sen de bize katılacaksın, yanımıza  geleceksin’’  gibi ifadeler kullanılıyordu. Bu gün itibariyle şimdi ben onlara buradan sormak istiyorum; Ben dün neredeysem orada duruyorum, siz neredesiniz  eyy  gafiller?
14 yıldır çobanınız kavalı nereden üflediyse, o yana koşup toplandınız ki; seneler içerisinde defalarca değişen zıt söylemlere uyum sağlayıp, kıvırmakta  memleketin en usta  rakkaselerini aratmadınız. Düne kadar  Fe tipi örgütün  kumpaslarında madur olanları, ‘’Mustafa Kemal’in askerleriyiz’’ diye bağıranları, biad ettiklerinizin gazına gelip terörist ilan ediyordunuz; bugün  utanmasanız  aynı sloganla  siz dolaşacaksınız.
 
Başa dönecek olursak, Cumhurbaşkanı’  nın malum şahıs için kullandığı ‘’şarlatan’’ ifadesine ayn-ı ile vaki katılıyorum ancak, o ifadenin kapsadığı kişi sayısının  bu ülkede oldukça fazla olduğunun da inancındayım…
 
                   SİZİN İMAMLAR ÇIKSIN, BİZİM İMAMLAR GİRSİN!
 
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Fe tipi örgütle ilgili olarak durumun ne kadar ciddi olduğunu henüz anlayan hükümet, özellikle kanun hükmünde kararnameler ile Fethullahçı kadroları devlet kurumlarından  kazıyıp  silmenin peşine düştü. bu mücadelede kendilerini  destekliyor olmakla beraber, ciddi yanlışlar içinde olup sapla  samanı karıştırdıklarını da aklı selim olan herkes gibi gözlemliyoruz. Öncelikle,  Fe tipinin kalkışması sonrasında askeri okulların kapatılması büyük bir yanlıştır ki;  burada sopayı tutan elle beraber  sopanın da cezalandırılması gibi  abesle iştigal bir durum söz konusu olduğu gibi TSK için onulmaz  yaralara sebep olacağı da muhakkaktır. Bunun yanında yanlışların en büyüğüyse TSK’ nın İmam Hatiplere açılmasıdır değerli okuyucular. Bu ülkede İmam Hatip denildiğinde,  uzak yakın geçmişten de tanık olduğumuz üzere Siyasal İslamcıların arka bahçesi manası çıkar ki; AKP cenahı da bunların en başında gelen siyasal bir oluşumlardan biridir.  Buradan yola çıkarsak eğer, bugün Fe tipi örgütün ayıklanmaya çalışıldığı TSK’ da  başka cemaat ve tarikatların yuvalanıp besleneceği gerçeği de kaçınılmaz olacaktır. Kısacası TSK’ yı İmam Hatiplere açmak başlıkta da ifade ettiğim gibi ‘’ Sizin imamlar çıksın, bizim imamlar girsin’’ söyleminden başka bir şey olmamakla beraber, çok değil; bundan 8-10 yıl sonra ikinci bir 15 Temmuz vakası yaşamayacağımızı  kimse garanti edemez.
                        İSTEDİKLERİ  PAŞALAR  BUNLARMIŞ!  
Hatırlayacaksınız, Fe tipi örgütün kurguları ve AKP hükümetinin yardımıyla  açılıp vatansever  komutanların zindanlara atılarak hayatlarının karartıldığı kumpas davaları sürecinde  dönemin Başbakan yardımcısı Bülent ARINÇ ‘’İyi ki  bu paşalarla  savaş girmemişiz, yoksa perişan olurduk’’ demişti.  O kumpas sürecinde bilerek ve istyerek  hayatlarını kararttıkları  paşaların  yerine  yerleştirdikleri  paşaların  kimler  olduğunu  ve  bu  kafaların  nasıl bir Türkiye  istediklerini, 15 Temmuz  akşamı  kendi  halkının üzerine TBMM’ ne kurşun ve  bomba  yağdıracak  kadar   gözü  dönmüşlere tanık olan  Türk  halkı  anlamıştır  sanırım.   Birkaç gün öncesi  itibariyle Arınç ile beraber aynı dönemde  Bakanlar kurulunda  yer alıp   ‘’TSK  içindeki  kazuratları  temizliyor’’  diyebilecek  kadar  küstahlaşabilen Hüseyin Çelik ile Sadullah Ergin ve Suat Kılıç  hakkında  FETÖ yöneticiliği  iddiasıyla  soruşturma   açıldığını  biliyoruz,ama  suçluların  bunlarla  sınırlı  olmadığını da biliyoruz .
Allah’ ın işine  karışmak haddimize değil,  affeder  mi  affetmez  mi bilemeyiz  ancak  günü  geldiğinde, Türkiye’ yi  bugünlere  sürükleyen kim  varsa eğer; bağımsız  Türk  yargısı  önünde   hesap  vereceği  de  muhakkaktır. 


12 Ağustos 2016  10:45:32 - Okuma: (2746)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik