Yazı

Bu Ayıp Size Yeter!
Bu Ayıp Size Yeter! 

Hüseyin Taşyakan

Hayır, ülkeyi yöneten malum güruha hitaben söylemiyorum başlıktaki ifadeyi. Zaten 14 yıllık iktidarlarında ayıbı, günahı bilselerdi, siz burada böyle bir yazıyı okuyor olmazdınız.

 Ülkemizin karşı karşıya olduğu tehlikenin farkında olanları tenzih ederek, sözüm  14 yıldır  dünyanın gözü önünde yaşanan haksızlık, hukuksuzluk, hırsızlık ve zulümlere  ve bir yığın yandaşı zengin etmek için güdülen peşkeş politikalarına rağmen bu başlıklar altında hemen hemen her gün suç işleyenlerin hesap vermemesi için canla başla koşturan ve hatta ülkesi ile ilgili zerre kadar kaygısı olmayıp her seçim sandığına biad kültürüyle gidenleredir.

Bu yazıyı yaklaşık 10 gündür tasarlıyor olmama rağmen, tam da Ramazan ayına girdiğimiz bu günlerde yayınlanmasının daha uygun olacağını düşündüm. Tüm inanç sahibi vatandaşlarımızın mübarek ramazan ayını yürekten kutluyorum, kalbinde  zerre kadar  kin, haset ve harami hisler  taşımayan  tüm gerçek müslümanların orucu ve ibadeti Allah katında kabul görecektir muhakkak.  Ancak  hepinizce de  malum olduğu üzere, oruç tutup ibadet edenlerin içinde takiye yapanların olduğu da bir hakikattir.
Bu kesim, (yine onurlu dürüst İslam alimi aydınlarımızı tenzih ediyorum)  özellikle 14 yıllık AKP iktidarında  ekonomik yönden palazlanan din bezirganlarının,  her çıktıkları programlarında (program başına 80-100 bin liralar  alarak)  orucu neyin bozup bozmadığını anlatıp, kutsal kitabımızla uzaktan yakından alakası olmayan saçma salak  beyanlarını dinlerken,  ülkede iktidar yandaşı güruh  tarafından gaspedilen yetim hakkını  zerre kadar tasa etmemişlerdir.   Onlar için kim tarafından yapılırsa yapılsın, her türlü suç eylemi  dahi; beş vakit namaz kılıp orucunu tutuyor olduktan sonra  mübah sayılmıştır.  Bu ülkede kimlerin  yalan ve iftira politikalarıyla rezil rüsva edilip günahlarına girildiğinin de önemi yoktur bu güruh için.  İslam diniyle  asla yan yana bile anılamayacak eylem ve söylem sahiplerinin cami kapısından çıkıyor olmaları onlar için  yeterli bir meziyettir.  Ve ahlak sınırlarını çoktan aşıp geçmiş  olup, artık yüzsüzlük noktasına kadar varan bütün olanlara rağmen zerre kadar tepki vermeyen bu cenah yüzünden özellikle de son 14 yıl içinde bu ülkede, dinden imandan soğuyup ateistleşen ciddi bir nüfusun oluştuğu da muhakkaktır.
Öncelikle bu yazının ana çıkış noktası  Reza Zarrab’ ın ABD de tutukluyken teklif ettiği 50 milyon dolar karşılığı kefaletle serbest bırakılması talebinin  ABD’ li Savcı Preet BHARARA
tarafından red edilme sebebidir.
Bu haberin ayrıntısını yandaş gazete ve televizyonlarda duymuş olabileceğinizi sanmıyorum ama  Zarrab’ ı tutuklayan savcının kefaletle serbest kalmayı reddetme sebebi olarak; Tutuklunun özellikle Türkiye’ de Bakan ve Bürokratlarla  yoğun bir ilişki içerisinde olup,  rüşvetle kendisini koruma altına aldırabileceğini ve buna bağlı olarak yargılamak için tekrar ABD ye getirilemeyeceğini işaret  etmesi,  her onurlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için utanç sebebi olmuştur. Türkiye dünya nezdinde  suçluyu  yargılamayıp serbest bırakmasıyla beraber  ekranlara çıkarılıp itibar sahibi yapılmasından sonra  bir de açık açık,  yargılanmakta olan birinin rüşvet  karşılığı  koruma altına alınacağı suçlamasıyla itham edilmiştir  ki;  bizim için en trajedik tarafıysa, Türkiye’ yi yönetenlerin bu iddiaya  tek bir kelime olsun cevap veremeyişidir.
 
Yukarıda mevzu bahis olan her şeye sessiz kalıp sonra da toplum içerisinde kusursuz bir Müslümanmış gibi dolaşan herkesedir başlıktaki ifademiz. Zira onca haram saltanatına tepkisiz  kaldıktan sonra çevresine günahsızmış gibi rol kesenlerin ayıbıdır içinde yaşadığımız günler.
 
İşte hukuksuzluğun dibine kadar yaşandığı, ayıp günah nedirin bilinmediği bir ortamda, özellikle islamı kullanarak insanlara şirinlik yapmaya çalışanların bu kadar rezilliğe rağmen zerre kadar tepki vermezken;  ağızlarından  dökülen  Allah, din, iman, kitap sözleri,  eminimki bu ülkenin gerçek ve samimi Müslümanları için  mide bulandıran bir ayrıntıdır. İşte bu noktada dünya üzerinde suçluların pervasız bir pişkinlikle korunuyor  görüntüsündeyken çıt çıkarmayanların, bu mübarek günlerde yapacakları şhow mahiyetindeki eylem ve söylemlerini  zerre  kadar  kaale almadığımızı, almayacağımızı özellikle vurgulamak istiyorum.
Aşağıdaki yemin metinlerini bu yazının muhatabı malum güruhun dikkatine sunarak  bitirmek istiyorum.
“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
''Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.''
Yukarıdaki 1.metin Recep Tayyip Erdoğan’ ın Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ettiği, 2. Metin ise bugün itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin Başbakanlık makamında oturan Binali Yıldırım’ ın Milletvekili  seçildikten sonra ettiği yemindir. 
Lafı çok uzatmayacağım.  Namus ve şeref üzerine edilmiş bu yeminlerden sonra, bırakalım diğer eylem ve söylemlerini de; Anayasa Mahkemesinin kararı için ‘’Tanımıyorum, saygı duymuyorum’’ ve mevcut  Anayasa yürürlükteyken ‘’Anayasa ne söylerse söylesin, biz bildiğimizi yaparız’’  diyenlere bu ülkede hesap sorulamıyor, Anayasayı göstere göstere çiğneyenler yargının önüne  çıkarılamıyorsa; ve en nihayet bu kadar pespayelik yaşanırken ses çıkarmayanların özellikle böyle mübarek günlerde ortalığa çıkıp Müslümanlık üzerine ahkam kestiği bir ortamda onlara diyeceğimiz söz de kısa ve nettir.
BU AYIP SİZE YETER…


7 Haziran 2016  14:11:03 - Okuma: (529)  Yazdır




İstatistik