Yazı

Nankör!
Nankör! 

Hüseyin Taşyakan

Kendisine yapılan iyiliğin değerini bilmeyen kimse, iyilik bilmez.

 Nankörün tam olarak sözlükteki karşılığı bu değerli okuyucular. Bu ifadeyi Başbakan Ahmet Davutoğlu miting meydanında IŞİD (DEAŞ) terör örgütü için kullanmıştır. 

 
   Vaktiyle AKP hükümetinin bu terör örgütüne desteğinden, onları bir terör örgütü olarak görmeyip ''öfkeli çocuklar'' diye nitelemesinden dem vurduğumuzda karşı çıkan yandaş ve yanaşma takımı, Başbakan' ın itiraf yerine geçen bu söylemini nasıl yorumlayacaktır yada yorumlayacakmıdır bilmiyorum ama ortada açık bir suç olduğu muhakkaktır ki; Davutoğlu' nun bu ifadesi bu terör örgütünün nankörlükle suçlanmayı gerektirecek ölçüde, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinden iyilik gördüğünün işaretidir. 
 
Lafı uzatmadan özetlemek gerekirse değerli okuyucular, başından beri AKP hükümetinin bu ülkede her daim terör gurupları ile dirsek temasının ötesinde, kolkola olduğu iddialarımız bizzat Başbakan' ın beyanıyla ispatlanmıştır. Ayrıca bu söylem açık bir suçu itiraftan ibarettir ve 1 Kasım sonrası ümit ediyoruz ki; gerçek hukuk ve adalet olgusunun geri gelmesiyle birlikte, en tepesinden en alt kadrosuna kadar suç sahibi herkesten bunun da hesabı sorulacaktır. 
 
    Ayrıca ''Secaat arz ederken sirkatin söyler'' diye bir deyim vardır ki; AKP hükümetinin yukardan kumandalı Başbakan' ı  Davutoğlu bu ifadeyi kullanarak; IŞİD terör örgütünün işlemiş olduğu  tüm cinayetlerede kendisini ve başında bulunduğu hükümeti paydaş etmiştir. Dolayısıyla değerli okuyucular, ülkemiz sınırları içinde terör belasıyla hayatını kaybeden her bireyin vebali bu bu iktidarın omuzundadır.
 
    Sözün kısası, yukarıdaki tek bir kelimeden ibaret olan o beyan; şimdi meydan meydan dolaşıp birlik ve beraberlikten bahsedenlerin, sözde teröre karşı tepki mitingi düzenleyenlerin, aslında (üstelik sırf emir aldıkları bir iradenin makam ve saltanatını korumak adına)  terör örgütlerine göz yumacak kadar gaflet, delalet ve hatta ihanet içerisinde olabildiklerinin açık göstergesidir. 
 
Kaldı ki balık hafızası sahibi değilseniz eğer, siz bu güruhun daha önce de terör örgütüyle olan birlik ve beraberliğine Oslo ile, Habur rezaleti ile, İmralı' dan alınan beyanlarında dikkate alındığı iftira kampanyası dahilinde yürütülmüş kumpas operasyonu ile şahit olduğunuzu da hatırlayacaksınız.
 
İşte bu noktada değerli okuyucular Saraylarda oturup, misafirlerini altın varaklı padişah koltuklarında ağırlayanlar ile 13 yıllık şürekasının; köprü geçilene kadar sizi dayı yerine koymasına aldanmayın ve hatırlayın !  
 
    Üzerine şeref ve namusu üzerine yemin ettiği Anayasayı paspas gibi çiğnediği yetmezmiş gibi; 7 Haziran seçimlerinde sandığa yansıyan iradeni yok sayıp seni 1 Kasım' a zorlayan, istediği sonucu alamayınca da sokakların kan gölüne döndüğü bir ortamda ''400 vekili verseydiniz böyle olmazdı'' diyecek kadar utanmaz bir pişkinlikle sizi tehtit eden o despotluğu hatırlayın.
   
Bugün, sanki terör ve teröriste, ülkeyi parçalamak isteyenlere karşı çetin bir mücadele   vermişler  gibi birlikten bahsedenlerin;  7 Haziran öncesinde Oslo' da Habur' da eşkiya ile aynı masaya oturup koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti' ni yedi düvelin önünde küçük düşürdüklerini hatırlayın. 
 
Mısır' lı Rabia için salya sümük gözyaşı dökerken; sırf kendi hırs ve iktidar tutkusu yüzünden ölenler için, parmağını bile oynatmayan vicdan yoksunu zihniyeti hatırlayın.
 
Daha da isterseniz hatırlamanız gereken çok şey var geçen 13 yıl içinde yaşadığımız. Hepsini saymaya kalksak sayfalara sığmaz. 
 
Bunca şeyden birini hatırlayamadıysanız eğer, içlerindeki kin ve nefret duygularıyla Cumhuriyeti kuranlara ettikleri küfür ve hakaretleri ve Cumhuriyet döneminden bu yana sahip olduğumuz milli varlıkların bu cenah tarafından yağma Hasanın böreği misali, eşe dosta ve yandaşlara nasıl peşkeş çekildiğini hatırlayın.
 
Ve 1 Kasım da, sandık başında hatırlayabilirseniz bunları; 
 

Adım kadar eminim, size bu Cumhuriyeti armağan edenlere nankörlük etmezsiniz...



27 Ekim 2015  12:35:29 - Okuma: (398)  Yazdır




İstatistik