Yazı

Ele Verir Talkini Kendi Yutar Salkimi
Ele Verir Talkini Kendi Yutar Salkimi 

Hüseyin Taşyakan

Bir zamanlar ‘’destan yazdılar’’ diyerek daha küstah bir cesarete büründürüp, sokaklarda adeta bir ölüm timi haline getirdiği polisinin, canına kıydığı masum bir çocuğu halen terörist gösterebilme çabasıyla kullandığı ifadelere bakılırsa; artık ekmek almaya dahi belgesiyle çıkacaksınız sokağa.

    Kavga gürültü metazori meclisten geçirip kendisinin de jet hızıyla onayladığı iç güvenlik yasası kapsamında, artık sokakta gördüğü herkes potansiyel bir terörist anlamını taşıyacak onun için. Bu yüzden sizin sokaktaki duruşunuzun masumiyetliği, onun iki dudağının arasında sıkışmış vicdan ölçüsüne bağlı kalacak.

    Artık, büyük bir arsızlıkla kaçak kullanılan elektriğin size fatura edilmesi üzerine, hukuken dahi şikayet etme hakkınız kalmadı. Hatta size bugünden söyleyeyim, seçim günü oy hırsızlığını önlemek üzere sandık  çevresinde bulunmanızdan ötürü dahi terörist yaftalamasıyla gözaltına alınırsanız hiç şaşırmayın. Zaten bas bas bağırarak meclisten geçirdikleri İç güvenlik yasasındaki yegane amaçları, sokakta kendilerine muhalif tek bir Allah’ ın kulunu bırakmamak değilmiydi?
   Bütün bunlardan sonra siz kalkıp bunun bir diktatörlük olduğunu da beyan etmeyin sakın ! Zira gördüklerinizi söylemek bile bundan sonra artık suç ve hakaret sayılacağından ötürü, kalan ömrünüzün bir kaç yılını hapislerde geçirmekte var işin içinde.
   Sonra demedi demeyin, rahmetli Aşık Mahsuni’ nin türküsüyle gün sayarsınız artık; ‘’Bir balina bir ton balığı yeriken, niye gördün kör olası gözlerim’’ diye diye...
    Peki sizin için bu ülkede yaşamak bukadar zillet haline dönüşüyorken, hiç düşündünüz mü, yasalar saraylarda oturanları nekadar bağlıyor diye?
    Bu ülkeye F tipiyle birlikte, hukuku hiçe sayarak yaşattıkları zulumlerden, Deniz feneri davasından tutun da, belgeleri ve ses kayıtlarıyla ispatlanmış Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk emarelerine kadar hesap vermeyişleri yukarıdaki sualin açık cevabıdır aslında.
     Bunun yanısıra seçilir seçilmez ettiği tarafsızlık yeminini pas pas gibi çiğneyerek, her gün emrine amade edilmiş ekranlardan gözünüzün içine baka baka iktidar partisi için oy isteyen kaçak sarayın sakini hakkında hukuken ufacık bir adım atılabileceğine inanan varmıdır aranızda? Aklı selim her bireyin bu soruya karşılık ‘’Balık kavağa çıkarsa olur’’ dediğini duyar gibiyim.
Ayrıca Anayasamızın “Seçimlerin genel yönetim ve denetimi” başlığını taşıyan 79. Maddesinin 2. fıkrasında “Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karar bağlama ........görevi Yüksek Seçim Kurulu’na aittir” denildiği halde, YSK’ nın RTE’ nın tarafsızlığını ihlal ettiği durumu hakkında Kamuoyunun bilgisine sunmak üzere bir genelge yayınlaması gerekirken; MHP’li ve CHP’li milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı’nın AKP’den yana davrandığından bahisle yaptıkları şikayetleri, “298 sayılı yasaya sığınarak, ‘’yasa kurula sadece siyasi partiler ve adaylar yönünden inceleme yapma yetkisi veriyor. Cumhurbaşkanının faaliyetlerini inceleme ya da durdurma yetkimiz yok” şeklindeki gayri ciddi cevabıyla birlikte aldıkları red kararı da gösteriyor ki; Bu ülkede yasaların bağladığı sadece sokaktaki vatandaştır değerli okuyucular.
Yani siz siz olun, olmadık hayaller kurup (2010 referandumunda olduğu gibi) yakaladığı her fırsatta başkanlık sistemi çağrıları yapanların, yasalar karşısında sizinle eşit statüye sahip olabileceğini düşünmeyin. Yoksa sükut-u hayale uğrarsınız ki; bunun bedelini sadece sizin değil, bütün bir ülkenin ödeyeceğinden de hiç kuşkunuz olmasın.
 
                         EŞ DOST AKRABA A.Ş
Yakın geçmişte RTE’ nın ülkeyi Anonim Şirket statüsünde yönetelim çağrısından ne çıkacağını anlayamayanlar olduysa eğer,  AKP’ nin milletvekili adaylarına bakarak durumu kavramış olabileceğini düşünüyorum. Yok buradan da birşey çıkaramıyorsanız zaten, size söylenebilecek tek söz, ‘’Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az’’ olur.
   AKP’ nin listelerde akrabalar olmayacak kuralına rağmen, Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana AKP üzerinden elini ve iradesini çekmeyen RTE’ nın 7 Haziran seçimleriyle ilgili olarak AKP milletvekili aday listesinin oluşumundaki yadsınamayacak kadar açık ağırlığı itibariyle, ortalığı eş dost damat gelin arkadaş ve yandaş vs. doldurmuş durumda değerli okuyucular.
   Şöyle bir bakınca görülüyorki, başta damadı Berat ALBAYRAK olmak üzere RTE’ nın şoförü, konuşmalarını kaleme alan metin yazarı, danışmanı ve danışmanının kuzeni, avukatı,özel kaleminin eşi, yine bir danışmanının babası, hayranları ve hatta karakutusu diye bilinen sağ kolu (Ali İhsan Arslan) gibi isimler seçimlerde AKP listesinden Milletvekili adayı olarak karşımıza çıkacaklar.
   Bu noktada özellikle 13 yıldır körü körüne ve istikrar yalanıyla aldatılıp biad etmeye zorlanan seçmenlere sormak istiyorum. Siz, olası yeni bir AKP iktidarında ülkeyi RTE dışında bir gücün yönetebileceğini mi düşünüyorsunuz?
   ‘’Ayakta uyuyup hotel parası vermek diye bir deyim vardır bilirsiniz, yeni bir ‘’deyimler ve anlamları’’ adıyla kitap basılacak olsa; bu deyimin tanımında sizi bulacağıma dair, zerre kadar kuşkum yok.


13 Nisan 2015  08:50:14 - Okuma: (338)  Yazdır




İstatistik