Yazı

Zamanyolu
Zamanyolu 

Hüseyin Taşyakan

Balık hafızalı olmayan herkes hatırlayacaktır ki; AKP ile aynı yolun yolcusu oldukları günlerde Cemaatin en etkin basın ve medya ayağı durumundaki ZAMAN Gazetesi ile SAMANYOLU televizyonunda atılan iftira ve çamurun bini bir paraydı sevgili okuyucular.

       O günlerde, Cumhuriyete karşı 90 yıl öncesine dayalı kuyruk acısıyla tertipledikleri kumpasta akla hayale gelmeyecek şekilde yazdıkları senaryoların yanısıra, TSK' nın itibarını zedelemek ve ülkedeki ulusalcı akımın önünü kesmek için yapmadıkları rezillik kalmadı. Türk askerinin, bir Cuma günü cemaat namaz kıldığı sıra cami bombalayacağından tutunda, Bülent ARINÇ denilen şahsa yönelik suikast düzenleneceği senaryolarına kadar ucuz ve alçakça eylemlerine şahit olduk. 

 
       O günlerde ve hatta daha öncesinde kaleme aldığım köşe yazılarımda Pansilvanya' da bulunan şahıs için kullandığım ''İslam alimi kılığındaki şarlatan'' benzetmem için ilk ve en sert tepkiyi ise AKP cenahı ile Recep Tayyip Erdoğan' a biad edenlerin verdiğini çok iyi hatırlıyorum. Zira o günlerde Recep Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen Cemaati Cumhuriyete ve onun kurucularına karşı ortak bir saldırı halindeydiler ki; Kan kardeşiyken düşman kardeşler haline döndükleri bu dönemde ve daha bir kaç gün önce Recep Tayyip Erdoğan' ın aynı şahıs için kullandığı ''ŞARLATAN'' ifadesini de ben o günlerde salyalar dökerek bana saldıran şahıslara armağan ediyorum...
 
      İşte o günlerde başta TSK olmak üzere, ülkedeki tüm Cumhuriyetçi ve Laik düşünceye sahip (özellikle RTE muhalifi) herkes bu iki yayın kuruluşu tarafından en aşağılık saldırılara maruz kalmış ve bunların uydurduğu iftaralar sonucunda aylar ve yılları bulan bir süreçte hapis yatmıştır ki; Yaşadıklarını kendisine yediremeyip intihar ederek hayatına son verenler de olmuştur, yaşları itibariyle rahatsızlanarak hayatını kaybedenlerde.
 
      Şahit olduğumuz tüm bu süreçten sonra, bu gün itibariyle aynı yayın kuruluşlarına baktığınızda ise zalimlerin zulmüne uğramış mazlum çığlıklarına tanık oluyoruz. Bu ülkede aklı selim olan herkes çok iyi bilir ki; bu gün yaşananların tek sebebi cemaat ile Recep Tayyip Erdoğan arasında patlayan kavgadan sonra (17 Aralık operasyonu ile) ortaya çıkmış asrın en büyük yoluzluğuyla ilgilidir. Kısacası 14 Aralık itibariyle Cemaata yönelik başlatılan büyük operasyonun asıl sebebi, (Davutoğlu' nun yalan yanlış beyanında olduğu gibi insanlara iftira atılıp hayatlarıyla oynanması değil) RTE liderliğindeki AKP hükümetinin karıştığı yolsuzluğun ortaya çıkarılmasıyla doğan intikam hissidir değerli okuyucular.   
 
    Şimdi bu noktada Hükümetin başı olduğunu zanneden Ahmet Davutoğlu' nun cemaate atfen kullandığı, ''iftira ile hayatları karartılıp, aylarca hapis yatırılan insanların hakları'' söylemini de duyduktan sonra, halen RTE ile AKP yandaşlığından vazgeçmeyenlere şu suali iletmeyi de boynumun borcu sayıyorum.
 
      Eğer Başbakan' ınız gerçekten hiç kimseden icazet almadan, geçmişte çalınmış hayatların bedelini soracak kadar dirayetli ve kudretliyse; Cemaatin yayın organlarında atılan iftira ve çamura bulanmış senaryolara bakılarak açılmış davalar için, ''Ben bu davanın savcısıyım'' diyerek o karartılan hayatlarda en büyük vebali taşıyan Recep Tayyip Erdoğan için de yargı yolunu açması gerekmiyor mu?
 
     Yoksa sizin vicdanınızda, saraylara saklanmayı itibar sayanlar alenen işledikleri suça rağmen  sütten çıkmış ak kaşık gibi mi görünüyor....!!!?


24 Aralık 2014  18:56:40 - Okuma: (359)  Yazdır




İstatistik