Yazı

Yağma Hasan’ın Böreği
Yağma Hasan’ın Böreği 

Memiş Güngör

Bir rivayete göre İkinci Dünya Savaşı yıllarında fırıncılar zor günler geçirmektedir.

 Çünkü ekmek karneyle satılmaktadır. Bu yüzden birçok fırıncı iş bırakmıştır. Karaköy’de ki Börekçi Hasan iş bırakmamıştır. Beğenilmeyen börekleri Hasan sokağa dökmüş ve kapışılmıştır. Bu olay börekçi Hasan’ın Yağma Hasan olarak anılmasına sebep olmuştur.

         İşte her dönemde işini bilen adamlar çıkmıştır. Elbette insan en onurlu varlıktır. Ama gel gelelim ki en onursuz işlere de imzasını atmıştır. Hasan da hedefine ulaşmak için sanatını kullanmıştır. Çünkü sanattır bu iş. Herkes yapamaz.
         Yalakalık sanatında; alaylı ve mektepli olma durumunu biraz inceleyecek olursak, daha çok başarılı olmak isteyen arkadaşlara yardımcı olmuş oluruz. Şimdi biraz gözlem yapalım. Kamuda, özelde, kurumlarda bu işin en güzel örneklerini görebiliriz. Hatta alaylısı ve mekteplisi mi başarılı biraz tartışmalı. Ama şu bir gerçek, bu sanatta üstatlık mertebesine erişmişler alaylıdır. Bakın bundan sonra artık mektepliler yetişecektir. Artık iş daha planlı ve organize gelişerek alaylı olmaya son verilip okulundan yetişecektir yalakalar. Alaylı üstad-ı  azamlık seviyesinde olanlar üzülmesin, mektepliler yetişirken onlardan yararlanılacaktır. Onların normu her zaman vardır, ayrıca ek yalakalığa gerek yoktur. Çünkü alaylı olanların pratikleri iyidir. Teori ile birleşti mi daha verim alınmaktadır.
         Aday da önemlidir tabi. İkbal beklemeli aday. Yoksa istek az olur ve başarı oranı düşer. Şimdi istekli/arzulu olanlar zaten belli olup parlamaktadır. Sahneye zengin bir istekle çıkıp ama yeteneklerinin sınırlı olması nedeniyle yükselemeyenler olabilir. Ama mutlaka değerlendirilirler.
         Şimdi yetişen yalakalar artık görev alıp öğrendiklerini uygulamaya başlayacaktır. İlk toplantılarını yapacak ve kendini tanıtacaktır herkese. Tanınıyorsa zaten sıkıntı yok. Fazla konuşmadan rütun işlere başlamalıdır. Sıradan davranıp hedefe ulaşmanın rahatlığı ile gelir giderler.
         Asıl iş yeni olanda. Artık ilk tanıtım önemlidir. Dürüstlükten, adaletten bahsederler. Eşitlik duygularından, büyük bir devlet adamlığı, görev aşkından, bu işler böyle gidiyor mantığını koyarlar ortaya. Herkes “iyi adam, fena değil” mantığını yerleştirir kafasına. Sanki her tarafa adalet dağıtacak gibi bir iklim gelişir. İşte bu noktada yeni yalaka adayları devreye girer ve birbirleriyle yarışırlar adeta. Yeni rollerin kuluçka dönemi olan bu dönem yeni yalakaları da belirler. Amirine hoş görünme, ani konuşmalar, düzenden bahsetmeler falan. Entrikaların olacağına işarettir bu durum. Unutur oraya amirinin nasıl geldiğini. Amir de unutur kendinin nasıl geldiğini, inanır üstün yetenekleri olduğuna. Hastalanmıştır artık. Düzelmesi zordur. Bunu bilen güç artık ona her şeyi yaptırır.
        Yağma Hasan hikâyesi bizi nerelere götürdü. Kendi düşündüğüm, çıkarım yaptığım tahlillerdir. Doğruluğu yanlışlığı bana aittir.
        Okullarımıza yeni müdürlerimiz uzun pazarlıklar sonunda atandı. Vatana millete hayırlı olsun. Artık çok uzun bir bekleyiş sonunda şimdi de müdür yardımcılarımızın ataması olacak sanırım. İnşallah pazarlıklar erken biter de atamaları bir an önce yapılır.
         Vahşi kapitalizmin oyunları daha bitmeyecektir. Bir kurt gibi bizi ,kişiliğimizi kemirmeye devam edecektir.
         Ben kendimce şöyle düşünüyorum:
         Bu ülkenin akillerine değil delilerine ihtiyacımız var. Susmak yanlışa mutlak ortak olmaktır. Tavır koymamak yüzsüzü daha çok yüzsüz yaparak cesaretlendirecektir. Kendini akil sanacaktır.
         Konuşacağız her yerde.

         Ta ki sizin adalet duygunuz, vicdanınız sızlayıncaya kadar.



19 Aralık 2014  11:42:39 - Okuma: (1158)  Yazdır




İstatistik