Yazı

Kuyrukçuluk
Kuyrukçuluk 

Memiş Güngör

Bazı şeylerin neden olduğunu, neden bu hale geldiğini anlamak için öyle çok bilgili becerikli olmaya gerek yok.

 Hayatın bazı pratikleri bizi ;sonucun sebebini,sebebin ise nasıl oluştuğunu gösteriyor.Okuldaki müdürden tutun da,memleketi yönetenlere,beldeyi-ilçeyi yöneten idarecilere kadar varıyor bu konu.

 
         Hangi ölçü?
         Haksızlığın,adam kayırmacılığın,toz duman içinde can pazarı haline getirilmiş onurlu mesleğimizin yerlerde süründürüldüğü bir dönemden geçerken ,düşünmeli çok düşünmeliydik.
          Bana ne kardeşim senin siyasi görüşünden.Ahlak istiyorum ahlak.Müdür olacaksan,müdür yardımcısı olacaksan adam gibi ol.Hangi sendika hangi görüşte olursan ol.Nasıl olman gerektiği noktasında itirazım var.
        Ben buyum diyenler ,yanlış içinde kendi doğrularını yaşıyorlardı. Sen  neden takıldın bu ahlaksızlığın peşine?Yolsuzluğu devam ettiren anlayışı desteklemiş olmadın mı?İlkeli  ve dik durman gerekmiyor muydu?
        Hani ahlak?
        Hani liyakat?
        Hani terbiye,hak,hukuk,edep,adalet?
        Bir arsızlık,yağcılık almış başını gidiyor.Tanıyamaz olduk insanları.Olayım da nasıl olursa olsunculuk tavan yaptı.Gücün dayanılmaz cazibesine kapılan kapılana.Bu kadar mı vazgeçtik her şeyden?
      Bu okumuşları,akademisyenleri  gördükçe ; kızmıyorum köylümüze,yoksulumuza,işsizimize.
       Zaten yan giden sistemin iyice bozulmasına,hep beraber uçuruma gitmeye omuz verdiniz...
         Bu güne kadar hep böyle oldu diyen zavallı, senin ne farkın kaldı onlardan.Bu mu olmalı savunman?Hadi bizi adam yerine koymuyorsunuz.Nasıl hesap vereceksiniz vicdanınıza?
        Bu yangında birileri yanarken ,siz ısındınız…
         Bu çürüme tüm kesimlere kadar  uzanacak.Örnek olacaksın çünkü.Model görecekler kolaycılığı o da deneyecek.Saygı duymayı,başkalarının da hakkı  mı acaba, onlar da var diye düşünmeden köpek balığı gibi hedefe gidecekler.Verdiğin zarara bak.Çürüme denen şey bu işte.Dostuna,etrafına  verdiğin zarar cabası.Bir de kalkıp hala haksızlıktan,adaletten bahsedeceksin.Başka şeyleri düzeltmeye talip olacaksın.Söylemlerinle eylemlerin uymuyor kendini  kandırıyorsun.
       Gençlerimize nasıl  anlatalım bu durumu?Boş verin işinizi yürütün, nasıl olursa olsun mu diyelim?Bir zamanlar bir devlet büyüğümüz benim memurum işini bilir demişti.Gerçekten işini biliyormuş bu memur arkadaşlar.
       Otuz yıl ciddi,ilkeli yaşarsın fakat içinde o disipline edilemeyen bastırılmış istek ve arzularına yenilir hızla uçuruma gidersin.Böyle bir şeytandır bu güç denen şey.Doymazsın;kendini ,ilkelerini,dünya görüşünü satarsın.Sonra kendine de inandırırsın bu duruma.Hatta bir süre sonra artıya geçer,haklı görürsün kendini.Daha da gözün kararır “kıskanıyorlar!” falan diye paranoya hallerine girersin.Ama unutmayın ki  o vazgeçtiğiniz her doğru sizden bir değer alıp gidecek.Çünkü yaptığınız ne etik,ne de ahlaki.Kurnazlık,çıkarcılık,kolaycılık,işini yap da nasıl olursa olsun demek seni mutlaka rahatsız edecek ve bir gün yaptığından utanacaksın.Ama bakıyorum da bizler utandık etraftan ,onlar utanmadı kendinden.
        Eleştirilmeyi hazmedemeyen,eleştirmeyi de beceremez.
        Bu gün iktidarın yaptığı kıyım ve haksızlık Cumhuriyet tarihinde görülmemiştir.Çalışma barışını bozmuş ve verimi  etkilemiştir.İtibarsızlaştırmıştır hepimizi.Çocuklarımıza hesap veremez olduk. Davalarını  bırakanlar ise ne kurnazmışız  diye böbürlendiler.Aynaya baktıklarında “ne iş bilen bir adammışım “ diye iç geçirdiler.Hala adalet duygusu ile umudunu yitirmeyenler ise anlatamadı çocuklarına durumu.Salak mıyız diye şüphe içine girdi bazıları.Okul bahçelerinde öğrencilerin ağzından  “benim babam/annem  okul müdürünün atamasını yapacak” demesi durumun ciddiyetini gösteriyordur herhalde.      
        Geçen gün sendikal çalışmalar için ziyaret ettiğim bir okulda genç bir arkadaşımızın; “Hocam siz de geçin malum sendikaya  müdür olursunuz.” Demesi gerçekte şaka mı yoksa bu ruh halinde mi olduğunu önce anlayamadım.Sonra konuşma açıldı ve bunun kinaye bir laf olduğunu öğrenince yine de “ adam gibi gençlerimiz” geliyor arkadan dedim.Bakın bu müdür olmaya falan takmış değilim de benim derdim ortaya yanlış veya doğru bir ölçü konur, herkes oradan geçer, ne olacaksa olur.Buna itirazım olmaz.Hatta hangi düşünce,hangi ideoloji  olursa olsun kabul  edilebilir.Öyle devletin gücünü arkasına alan (sendika demeye de dilim varmıyor da )sendika; “ Gel istifa et, sonra seni bilmem ne yapacağız.”  dedikten sonra hangi kuşu ağzınla tutsan olmaz artık.Sen ve o kuş ikiniz baş başa birbirinize bakarsınız.Öğretmenlik öyle kurnazlıkların,ilkesizliklerin mesleği olamaz.Bunlar da bizi temsil edemez.Ve ben bu kurnazlıklarla atanan müdürleri de tanımıyorum.
      Ciddi ülke olmak yerine,pazarlıkların yapıldığı,haraç-mezat,kumpasların havada uçuştuğu bir siyaset ve ülke haline getirildik.
       Ülkeyi yönetmeye kalkmak da sorumluluk ister.Gelenek ister,saygı ister,biriktirilmiş bilgileri kullanabilmek ister.Kafanın estiğini,her aklına gelini yapmak,rant-çıkar için,kazanmak için her yolu denemek insanlığa  da yöneticiliğe de uymayan işlerdir.
       Bu dostlarıma soruyorum;
       Değer miydi?
      …………………………………………..


31 Ekim 2014  14:00:24 - Okuma: (1416)  Yazdır




İstatistik