Yazı

Yandaş medyanın liboşları, özel görevli yalakalar....
Yandaş medyanın liboşları, özel görevli yalakalar.... 

Hüseyin Taşyakan

AKP iktidarının, Lideri Pansilvanya' da bulunan F tipi örgüt ile işbirliği içerisinde bu ülkenin ordusuna, aydınlarına ve dolayısıyle Cumhuriyete kurdukları kumpası başarıya ulaştırmak için tam bir kıyım makinesi olarak kullandıkları Özel Yetkili Mahkemeleri uzun yıllar sonrasında bile hiç kimse unutmayacaktır değerli okuyucular.

 Burada tekrar ayrıntılarıyla hatırlatmaya lüzum görmüyorum zira, bu şer ittifakının ülkede nelere ve hangi canlara malolduğunu  bilmeyen çok az kişinin var olduğunu düşünüyorum.

   Bu yazının konusu başlıktan da anlayacağınız üzere, Özel yetkili mahkemeler değil,  AKP iktidarının bu mahkemeler kanalıyla F tipi örgütle beraber kurguladıkları başta TSK ve tüm Kemalist düşünceye sahip birey ve kurumları kendi vesayetleri altına alma operasyonlarını, büyük bir pişkinlikle ve aymazca izleyen hatta alkışlama gafleti gösterenler, yani bir nevi iktidarın özel görevli hizmetkarı konumuna düşmüş yalakalar olacak. 
    Yalakalığın (dalkavukluk) sözlük anlamına baktığınızda ''Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen (kimse), şaklaban, yağcı'' ya da ''Kendi çıkarı için başkalarının elini eteğini öpen tip.'' açıklamalarına rastlarsınız ki; özellikle ulusal basın ve medya kuruluşlarında bu işi hakkaniyetiyle yerine getiren onlarca ismin şu anda bile zihninizden geçmekte olduğuna eminim.
   
     Bunlar, iktidarları süresince başta RTE olmak üzere AKP marifetiyle hukukun katledilmesini izlemekle kalmamış, RTE karşıtı her birey ve kurumun maruz kaldığı zulümleri haklı göstermeye yönelik bir uğraş içinde olmuşlardır.
Ülke genelinde de ün ve şöhret sahibi bazı kalemler yalakalık vazifelerini o kadar kusursuz ve hatta takdire şayan (!) ölçüde yerine getirmişlerdir ki; Dün F tipi örgüt Türkiyenin en mahrem sırlarıyla halvet olurken de alkışlamışlardır AKP iktidarını, bu gün çıkar çatışması sonucunda ajanlık ve paralellik hatta haşhaşilikle suçlanırken de alkışlamışlardır. Yalakalık böylesine onursuz bir duruştur işte sevgili okuyucular, bu kişilik bozukluğu alışkanlığına tutulanların kendi değer ölçüleri olmadığı gibi,  güç sahibi odakların eğri dediğine eğri, doğru dediğine doğru diyecek kadar da büyük bir ahlak çöküntüsü içindedirler.
 
   Sadece 10 Ağustos seçimleri sonrasında olanlara bile bakarsak, yine özellikle basın ve medya mensubu bazı kalemlerin yalakalık alışkanlığını artık özel görevli edasında yerine getirdiklerini çok net görebilirsiniz. 15 Ağustos 2014 itibariyle YSK tarafından Cumhurbaşkanlığı resmen ilan edilen RTE' nın Anayasayı paspas gibi çiğneyerek,seçilmiş Cumhurbaşkanı olmasına rağmen, otomatikman Başbakanlığının, Millet vekilliğinin ve hatta AKP genel Başkanlığının düşmüş olmasının gereğini yerine getireceğine, partisinin kongresine yön ve şekil verip, her istediğini hayata geçirtmesine vesile olacak hükümeti oluşturması tam anlamıyla hukukun katledilmesidir. Adalet ve hukuk sisteminin bu denli tecavüze uğradığı bir ortamda, sessiz kalarak, RTE' nın suç işlediğini yazmak söylemek şöyle dursun; ''Yeni Türkiye' nin 1.Cumhurbaşkanı söylemiyle'' tam bir dalkavukluk, yalakalık duruşu sergilemek hezeyanın ötesinde utanç verici bir durumdur.
 
     Özetle söylemek gerekirse değerli okuyucularımız, 2002 den bu yana ''Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığındaki'' dalkavukların, (meslekleri icabı halkı gerçeklerden haberdar etmek vazifelerinin aksine) hakikatleri saklayıp iktidarın arzu ettiği şekilde vatandaşa servis ettiğine şahit olduk ki; en son örneğini 10 Ağustos sonrası yaşadık.
      Bir diktatörün yargı karşısında yaşaması muhtemel korkuyu dahi halkından saklamayı görev edinmiş, mesleğinin yüzkarası bu yalaka güruh;
     RTE' nın 15 Ağustos' ta ilan edilen Cumhurbaşkanlığı' nı, 27 Ağustos akşamına kadar Resmi Gazetede yayınlatmamasının yegane sebebini yazmayıp   ''Dokunulmazlık zırhından mahrum kalacağı için'',  gözü  kara bir Cumhuriyet Savcısınca işlemiş olduğu tüm suçlara istinaden ifade vermeye çağrılacağı gerçeğini ve yine olası bir gözü kara Türkiye Cumhuriyeti Hakimince tutuklanabileceği olasılığı olduğunu yazmayıp, söylemeyerek  kendi menfaatleri uğruna ne kadar alçalabileceklerini de göstermiştir.
    
   Bütün Türkiye' nin şahitliğinde cereyan etmiş bu utanç verici marifetlerinden (!) sonra, bu güruhun bu saatten sonra mesleki ve kişisel onurlarını kurtarmanın tek bir yolu vardır ki; o da bu kadar hukuk katliamına neden olanların hiç olmazsa önümüzdeki süreçte yargılanması üzerine  adım atılmayacak her günün Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin manevi varlığında kanayan bir yara olacağını sesli olarak ifade etmektir.
 
   Bunu seslendirmeyen  hiç kimsenin hak, hukuk, adalet ve vicdandan bahsetmeye de hakkı olmayacaktır ve bunlara, her seçim döneminde tabanlarının çığlıklarına kulak tıkamış, kendi koltuklarının derdine düşmüş muhalefet liderleri de dahildir...


3 Eylül 2014  09:21:02 - Okuma: (354)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik