Yazı

Seçimlerin Ardından
Seçimlerin Ardından 

Yaşar Varış

AKP Genel Başkanı ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan 10 Ağustos 2014 tarihinde seçime katılanlarn % 51.7’sinin oyunu alarak cumhurbaşkanı seçildi. Seçime katılım oranı %73.7 civarında oldu.

 Bu düşük katılım başbakanın ilk turda cumhurbaşkanı seçilmesini sağladı. Seçime katılım oranı % 73 değil de %80-90 civarında olsaydı aynı oyla ilk turda başbakanın cumhurbaşkanı seçilme olasılığının düşeceği görüldü.

 
´´Artık, Tayyip Erdoğan’ı hem beğenmeyip hem de oy kullanmayan vatandaşlarımızın şapkalarını önlerine koyup bir kez daha düşünme zamanlarıdır..
 
İlk kez halk oylaması ile yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ardından çıkarmamız gereken önemli dersler var.
 
Birincisi anayasamıza göre kuvvetler ayrılığının yürürlükte olduğu bir sistemde;  sorumsuzluğu olan, temsili bir makama halkoyu ile cumhurbaşkanı seçmek….
 
Bu eşyanın tabiatına aykırı bir uygulama.
 
Çünkü mevcut kuvvetler ayrılığı rejiminde tüm sorumluluk yürütmenin başı olan başbakandadır. Halkoyu ile seçilen cumhurbaşkanı haklı olarak “beni halk seçti, ben temsili, göstermelik cumhurbaşkanı olmam” deyip “ben fiili başkanlık veya yarı başkanlık sistemini uygularım” derse ülke yönetimde yetki kargaşası başlar.
 
Kaldı ki Recep Tayyip Erdoğan da bunu açık açık söylüyor zaten.
 
Yaşayıp göreceğiz.
 
Yapılan bu seçimler bize bir şeyler de öğretti.
 
Birincisi, oy kullanmak hem haktır, hem de vatandaşlık görevidir. Her Vatandaş seçimlerde mutlaka oy kullanmalıdır. Yoksa olanlardan şikayet hakkı yoktur.
 
İkincisi, iki turlu seçimlerde ilk tura çatı adayla çıkmak taktik bir hata imiş. Her parti birinci turda kendi adayını çıkarmalı, partisinin tüm gücünü adayını seçtirmek veya en fazla oyu aldırmak kullanmalı imiş.
 
Çatı aday için ne CHP ne MHP yeterli çabayı göstermediler… Her parti kendi adayını çıkarsa ve onun için tüm gücünü kullansa idi seçimlere katılım hem daha fazla olacak hem de ilk turda hiçbir aday %51 bulamayacaktı kanısındayım...
 
Üçüncü ve bence daha önemli bir sonuç da muhalefet partileri artık iktidar partisinin liderini eleştirerek seçim kazanamayacaklarını öğrendiler. Muhalefet partileri mevcut sistemi bir bütün olarak eleştirmeli, kendileri iktidar olduklarında nasıl bir uygulama içinde olacaklarını halka açık bir şekilde anlatmalıdırlar.
 
Bunun için gerekli program hazırlanmalı, parti içi eğitimler hızlandırılmalı gerekirse kadro değişiklikleri yapılarak 2015 seçimleri için hızlı bir hazırlık yürütülmedir.
 
Parti içi kişisel çekişmeler bir tarafa bırakılmalı, partilerin enerjileri kısır çekişmelere harcanmamalıdır.
 
Partiler hedef kitlelerini iyi belirlemeli, bu kitlelere neler vaat ediyorlarsa bunları açık açık programlarına yazmalı ve halka anlatmalıdırlar.
 
AKP’nin bu seçim zaferi gibi görünen kazanımı aslında bir zafer değildir. Yerel seçimlere göre AKP’ye gönül verenlerin sayısı azalmıştır.
 
AKP güçlü medya desteği, devlet olanaklarını kullanması, devlet kadrolarının desteği, büyük bir ekonomik güç ve her türlü baskı ile bu kadar oy alabilmiştir. Her siyasi parti gibi AKP de gerilemeye, küçülmeye başlamıştır. Muhalefet partileri morallerini bozmadan ama seçimlerden gerekli dersleri çıkararak 2015 genel seçimlerine iyi hazırlanmalıdırlar.
 
Yine de ülkemiz için hayırlı olsun. Unutmayalım ki halk hak ettiği idare biçimi ile yönetilir.


25 Ağustos 2014  09:14:28 - Okuma: (1540)  Yazdır




İstatistik